Perfüzyon indeksi değerinin neonatal erken sepsisi öngörmedeki rolünün değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEYDA ŞAHİN
Danışman: Şahin HAMİLÇIKAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yenidoğan sepsisi, hemodinamik değişiklikler ve diğer klinik belirtilerle ilişkili olan ve önemli morbidite ve mortalite ile sonuçlanan viral, fungal veya bakteriyel kaynaklı sistemik bir enfeksiyondur. Yenidoğan sepsisinin patogenezi incelendiğinde ise buna neden olan bakteriler, perinatal dönemde doğum kanalından veya hematojen yolla (transplasental) bebeğe ulaşır. Neonatal sepsis insidansı gelişmiş ülkelerde daha düşük olarak bildirilmektedir. İnsidans gelişmiş ülkelerde 1000 canlı doğumda 1-10 iken gelişmekte olan ülkelerde bu oran 1000 canlı doğumda 49-170'e kadar yükselebilmektedir. Bu çalışma Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yenidoğan kliniğinde Temmuz-Kasım 2022 tarihleri arasında doğan, 57'si vaka ve 59'u kontrol grubu olmak üzere toplam 116 hasta dahil edilerek, 24. saatinde alınan kanlarında C-reaktif protein (CRP), prokalsitonin (pct), hemogram bulguları perfüzyon indeksi değeri (Pİ) ile neonatal sepsisi öngörmede kullanılabilirliğini ölçmek amaçlanmıştır. Yenidoğan sepsisini öngörmede ve kanıtlamada, kan kültürü, CRP, pct, immatür/total nötrofil sayısı (I/T) oranı gibi invaziv işlemler kullanılmaktadır ve bu yüzden noninvaziv, kolaylıkla ölçülebilen işlemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yenidoğan sepsisini öngörmede rolünü değerlendirdiğimiz noninvaziv bir girişim olan Pİ değeri ise, monitorize edilen alandaki kızılötesi sinyallerin doku bileşenlerine farklılıklarına göre pulsatil ile pulsatil olmayan kan miktarlarının oranlanması ile elde edilen sayısal bir değerdir. Oksijen satürasyonu seviyesinden değil, esas olarak izleme alanındaki kan miktarından etkilenir. Çalışmamıza Temmuz-Kasım 2022 tarihleri arasında doğan, 57'si çalışma ve 59'u kontrol grubu olmak üzere toplam 116 hasta dahil edildi. Çalışma grubuna neonatal sepsis risk faktörü olan ve 24. saatinde bakılan CRP değeri pozitif (>10 mg/dl) bebekler dahil edilecektir. Kontrol grubuna ise neonatal sepsis risk faktörü olan ve 24. saatinde bakılan CRP değeri negatif ( 0,2 olma sıklığı istatistiksel anlamda daha yüksek bulunmuştur (p=0,017). Çoğu çalışmada; ilerlemiş maternal yaş, hipertansiyon, gestasyonel diabetes mellitus, postpartum kanama, prematüre doğum, plasenta previa, plasenta dekolmanı, sezaryen, düşük doğum ağırlığı, intrauterin gelişme geriliği, makrozomi, düşük Apgar skorlu yenidoğanlar ve perinatal mortalite riskini artırdığı gösterilmiştir. Çalışmamızda ise maternal risk faktörü olmasının sepsis riskini arttırdığı fakat bebeğe bağlı olan risk faktörlerine oranla sepsis üzerine daha az etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmamızda hastaların "Anne Risk Faktör" ile "Çalışma grubu" arasında istatistik olarak anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (p=0,042). Buna göre; genel olarak "çalışma grubunda", "Risk faktörü negatif olanların daha fazla" olduğu görülmüştür. Çalışmamız doğrultusunda perfüzyon indeksinin neonatal sepsisi öngörmede tanısal bir değerinin olmadığını saptadık. Ancak yenidoğan sepsisinde perfüzyon indeksinin yerinin olmadığını net söyleyebilmek için literatürde yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle daha çok sayıda olgu ve geniş gruplar içeren çok uluslu prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.