Çocuk gastroenteroloji polikliniğincetakip edilen çölyak hastalarının klinik bulgularının laboratuvar ve kemik dansitometri sonuçlarıyla değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEZİN NAİBOĞLU
Danışman: Sadık Sami HATİPOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Giriş ve Amaç: Çölyak hastalığı (ÇH) oldukça sık görülen bir hastalıktır. Klasik ÇH küçük yaşlarda ortaya çıkarken, atipik hastalık büyük çocuklarda ortaya çıkma eğilimindedir. Değişik klinik bulgular ve tanı- tarama yöntemleri hakkındaki bilgi birikimin artması hastalıktan etkilenen çocukların erken tanı almasına ve uygun müdahalesine olanak sağlamıştır. Serolojik testler daha güvenilir hale gelmesine rağmen, özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda testlerle ilgili sorunlar devam etmektedir. Çölyak hastalarının büyük bir kısmı HLA DQ2 veya DQ8 kodlayan genleri taşırlar. Bu genlerin negatifliği ÇH olasılığını dışlamak için yararlı olabilir. Çölyak hastalığına tanı koymak için Glutensiz diyet başlanmadan önce, gluten içeren diyet altında duodenal biyopsi yapılmalıdır. Glutensiz diyet asemptomatik olan hastalar da dahil ÇH tanısı alan tüm çocuklara verilmelidir. Hastaların tanı aldıktan sonra laboratuvar bulguları, büyüme gelişme durumları ve kemik dansitometre ile osteoporoz durumları yakından takip edilmelidir. Bu çalışmada ÇH tanılı hastaların tanı öncesi ve sonrası durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Hastanemiz Çocuk Gastroenteroloji Polikliniğinden takipli Çölyak hastalığı tanısı olan 80 hastanın başvuru yakınmaları, antropometrik verileri, başvuru sırasındaki laboratuvar bulguları ile glutensiz diyet sonrası bakılan laboratuvar bulguları ve kemik dansitometre sonuçları retrospektif olarak araştırıldı. Çölyak hastalığı tanısı serolojik değerlendirme ve ince bağırsak biyopsisinde villöz atrofi saptanması ile konuldu. Hastalar başvuru yakınmaları ve bulgularına göre GİS semptomlarıyla başvuranlar, GİS dışı semptomlarla başvuranlar ve asemptomatik hastalar olarak üç gruba ayrıldı. Kemik dansitometre sonuçlarına z skoru -1 ile -2 arası osteopeni, z skoru -2 altında olan hastalar osteoporoz olarak değerlendirildi. . Hastaların HLA doku gruplarına göre kemik dansitometre sonuçları değerlendirildi. Hastaların takibinde EMA negatifleşme durumuna göre antropometrik verileri ve labarotuvar değerleri kıyaslanmıştır. Bulgular: Çalışma Aralık 2015 ve Şubat 2016 tarihleri arasında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Çocuk Gastroenteroloji Bölümünden takipli Çölyak Hastalığı tanılı hastalar ile yapılmıştır. Çalışma 31'i (%38,8) erkek, 69'u (%61,3) kadın toplam 80 olgu ile yapılmıştır. Olguların yaşları 20 ay ile 18 yaş arasında vii değişmekte olup, ortalama 10,01±4,75 yıldır. Hastaların şikâyet başlama yaşları 20 ay ile 16 yaş arasında değişmekte olup ortalama 6,33±4,63 yıldır. Hastalar septomlarına göre üçe ayrılmış olup hastalarda en sık GİS dışı bulgular saptanmıtır. GİS dışı en sık görülen bulgular büyüme gelişme geriliği ve anemi olmuştur. GİS bulguları olan olguların ise %35,0'inde (n=28) karın ağrısı en sık semptom olup ikinci sıkılıkta %22,5'inde (n=18) ishal görülmektedir. Diğer başvuru şikayetleri ise %17,5'inde (n=14) kabızlık, %15,0'inde (n=12) karın şişliği , %7,5'inde (n=6) kusma, %5,0'inde (n=4) reflü olduğu saptanmıştır. Olguların %13,8'i asemptomatik olduğu saptanmıştır. Hastaların çölyak tanısı konulduktan sonra bakılan hemoglobin, demir, ferritin, kalsiyum ve vitamin B12 değerlerindeki artış istatistiksel olarak anlamlı olmakla birlikte vitamin D, fosfor düzeylerindeki artış istatistiksel olarak anlamlı saptanmamıştır. Çalışmamızda EMA'nın sensitivitesi (%97,5 ), tTG IgA dan(%91,3) daha yüksek saptanmıştır. Olgularımızda glutensiz diyet sonrası EMA %97'den %48,8'e gerilerken ) tTG IgA %91,2.'den %51,2 e gerilemiştir. HLA doku grubu dağılımlarına bakıldığında 51'inin (%63,7) HLA DQ2 pozitif iken, 11'inin (%13,8) HLA DQ2+ HLA DQ8 pozitif ,18'inin (%22,5) HLA DQ8 pozitif olduğu saptanmıştır. Hastaların Çölyak Hastalığı tanısı konulup, glutensiz diyete başladıktan sonraki persentil değerlerinde anlamlı olarak artış saptanmıştır. EMA negatifleşme durumuna göre olguların kalsiyum, fosfor, alkalen fosfat kemik izoenzimi ve PTH ölçümleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. EMA negatifleşme durumuna göre olguların kilo SDS ve BMD SDS ölçümleri istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Fakat Çölyak Hastalığı takibinde glutensiz diyet sonrası Anti Endomisyum Antikor negatifleşen hastalardaki boy SDS değeri, henüz çölyak antikorları negatifleşmemiş hastalardan istastistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuşıur. EMA negatifleşmesi Çölyak Hastaları takibinde boy uzaması açısından anlamlı bir parametre olabileceği saptanmıştır. Hastaların EMA negatifleşme durumuna göre kemik dansitometre sonuçlarına bakıldığı zaman; ostooporoz saptanan 6 olgunun(%75) EMA negatif olarak saptanırken viii 2 hasta(%25) EMA pozitif saptanmış olup; Çölyak Hastalığı takibinde bakılan Anti Endomisyum Antikor negatifleşmesi osteoporoz olan hastaları yakalayabilme açısından anlamlı bir parametre olarak kabul edilmemiştir. Çalışmamızda osteoporoz sıklığı %10 olup; osteoporozlu 8 hastanın dağılımına bakıldığı zaman; 6 hastanın (%75) DQ2 pozitif, 2 hastanın (%25) DQ2+DQ8+ saptanmış olup ;DQ8 pozitifliği olan hastaların hiçbirinde osteoporoz saptanmamıştır. Kemik dansitometre sonuçlarına göre osteoporoz saptanan %87 'sinde D vitamini eksikliği saptanmış olup, Alkalen Fosfat Kemik İzoenzimi ile D vitamini arasında korelasyon saptanmazken, Alkalen Fosfat Kemik İzoenzimi ile Parathormon arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kemik dansitometre sonuçlarına göre olguların kilo ve boy SDS ölçümleri arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık saptanmıştır. Kemik dansitometre sonucu normal olan olguların kilo SDS ve boy SDS değeri, kemik dansitometre sonucu osteopeni ve osteoporoz olan olgulara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Bu durum ÇH takibinde kemik mineral dansitometri istenmesinin önemini göstermiştir. KMD ile değerlendirilen ve osteoporoz ve osteopeni saptanan hastalar doğru tedavi ile gereken önlemler alınıp büyüme gelişme takipleri yakından yapılmadır. Sonuç: Çalışmamız Çölyak Hastalığı tanısı alan hastaların çoğunluğunun klasik olmayan (gastrointestinal sistem dışı) bulgularla başvurduğunu ve asemptomatik olduğunu göstermektedir. Bu durum hastalığın klasik olmayan, GİS dışı bulgularının da dikkatle değerlendirilmesi ve serolojik tetkiklerin bu hastalarda istenmesi önemini göstermektedir. En sık GİS dışı bulgu olarak saptanan büyüme gelişme geriliği ve demir eksikliğine dirençli anemi şikayeti ile başvuran hastalarda ÇH 'dan şüphelenip erken tanı koymak hastaların boy gelişimi açısından anlamlı fark yaratmıştır. Çalışmada osteoporoz oranı %10 saptanmış olup; bu hastaların normal KMD olan gruba göre kilo ve boy gelişimleri belirgin olarak geri saptanmıştır. Bu durum Çölyak Hastalığı takibinde hastaların KMD ile değerlendirilmesi ve osteoporoz olan hastaların tanı konmasının önemini göstermektedir. Hastaların Alkalen Fosfat Kemik İzoenzimi değeri ile Parathormon ile pozitif yönlü bir ilişki saptanmış olup , D vitamini düzeyi ile ilişkisi anlamlı bulunmamıştır. Osteoporoz saptananan hastaların D vitamini düzeyleri %87 oranında düşük saptanmıştır.