Perianal fistüllerde radyofrekans ablasyon tekniğinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HARUN ÇOK
Danışman: Erkan SOMUNCU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Bu çalışma, RF ablasyon yönteminin perianal fistül tedavisinde etkinliğini değerlendirmek ve bu yöntemi fistülotomi, seton ve LAFT gibi cerrahi yöntemlerle karşılaştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmada Ocak 2020 ile Eylül 2023 tarihleri arasında perianal fistül tanısıyla Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde gevşek seton, fistülotomi, lazer uygulaması ve RF ablasyon uygulaması tekniği ile ameliyat edilen 133 hasta retrospektif taranarak çalışma kapsamına alındı. Çalışma kapsamına alınan tüm hastaların demografik ve klinik özellikleri retrospektif olarak değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya anal fistül tanısı alan 133 hasta dahil edilmiştir. 133 hastanın yaş ortalaması ameliyat grupları arasında benzerdi. (p=0,655). Cinsiyet dağılımı incelendiğinde, tüm gruplarda erkek hastaların sayıca üstün olduğu görüldü ancak gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,793). Park's sınıflamasına göre, toplam hastaların %65,4'ünde intersfinkterik, %24'ünde transsfinkterik, %6,1'inde suprasfinkterik, %4,5'inde ekstrasfinkterik fistül tespit edilmiştir. 133 olgunun cerrahi gruplarına göre dağılım oranları şu şekildedir; Fistülotomi grubu 37 (%27,8), Seton grubu 34 (%25,6), RF ablasyonu grubu 33 (%24,8) ve Lazer grubu 29 (%21,8) hastadan oluşmaktaydı. Operasyon türüne göre değerlendirildiğinde, nüks yalnızca Lazer grubunda (%50, n=7) ve RF ablasyonu grubunda (%50, n=7) görüldü. Seton ve Fistülotomi gruplarında ise hiç nüks gelişmedi. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001). Seton grubunda 34 hastanın tamamında (%100), Fistülotomi grubunda 37 hastada (%100) tam iyileşme elde edilmiştir. Buna karşın, Lazer grubunda 29 hastanın 23'ünde (%79,3) ve RF ablasyonu grubunda 33 hastanın 26'sında (%78,8) tam iyileşme gözlenmiştir. Cerrahi yöntemler arasında tam iyileşme oranları açısından anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,001) SONUÇ: Anal fistül tedavisinde az invaziv yöntemler bulma çabası cerrahları yeni yöntemler arayışına itmiştir. RF ablasyon tekniği de bunlardan biri olup, sfinkter bütünlüğünü koruyan, düşük komplikasyon oranına sahip ve kısa tam iyileşme süresi ile hastaların günlük yaşamlarına erken dönemde geri dönmesini sağlayan umut verici bir yöntem olarak öne çıkmaktadır ANAHTAR KELİMELER: RF ablasyon, Anal fistül, Konvansiyonel tedavi