Serebral palsili çocuklarda alt ekstremite robotik rehabilitasyon tedavisinin spastisite ve elektrofizyolojik bileşenleri ile fonksiyonel bağımsızlık üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YAĞMUR POLAT

Danışman: Nilüfer Kutay ORDU GÖKKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Araştırmanın amacı SP tanılı hastalarda konvansiyonel fizik tedaviye ek olarak uygulanan alt ekstremite robotik rehabilitasyon tedavisinin spastisite ve fonksiyonel durum üzerine etkisini araştırmaktır. Materyal ve Metod: Araştırmaya T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi Pediatrik Rehabilitasyon Ünitesi'nde, Şubat 2016-Mayıs 2016 tarihleri arasında yatarak rehabilitasyon programına alınan, pediatrik nörolog tarafından serebral palsi tanısı konulmuş 30 hasta alındı. Çalışmaya 3-16 yaş arası, femur uzunluğu >25 cm olan, son 1 ay içerisinde alt ekstremite kaslarına botilinum toksin enjeksiyonu uygulanmamış, son 1 ay içerisinde alt ekstremitede ortopedik operasyon yapılmamış olan, ciddi sistemik hastalık öyküsü olmayan, alt ekstremitelerde kırık öyküsü olmayan, alt ekstremitelerde cilt lezyonu ve aktif cilt enfeksiyonu olmayan, alt ekstremitelerde ciddi kontraktürü olmayan, kooperasyon kurulabilen SP tanılı çocuklar dahil edildi. Çalışmaya dahil olan tüm hastalar konvansiyonel fiziksel tıp ve rehabilitasyon tedavisi ve bu programa ek olarak her bir seans 45 dakika olmak üzere RoboGait eksoskeleton egzersiz robotunda 10 seanstan oluşan alt ekstremite robotik rehabilitasyon tedavi programına alındı. Hastaların tedavi öncesi ayrıntılı olarak hastalık ilişkili anamnezleri alınıp, ayrıntılı kas iskelet sistemi ve nörolojik sistem muayenesi yapıldı. Hastaların tedavi öncesi ve sonrası spastisitesi Modifiye Ashworth Skalası ile, fonksiyonel durumu tedavi öncesi ve sonrası Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (PFBÖ) ve Kaba Motor Fonksiyon Sınıflama Sistemi ölçeği (KMFSS) ile, selektif motor kontrol seviyesi Boyd & Graham Skalası ve Modifiye Trost Skalası ile değerlendirildi. Bunlara ek olarak hastalarda tedavi öncesi ve sonrası EMG ile Hoffman refleksi (latans, amplitüd, H/M oranı) değerlendirildi. Bulgular: İncelenen 30 hastanın yaş ortalaması 8,62±3,83 (min:3-maks:15) yıl olup 15'i (%50) kız, 15'i (%50) erkekti. Hastaların tanı yaşı ortalaması 1,55± 0,78 (min:0-maks:3) yıldı. Etiyolojide %29,9'unda multifaktöriyel, %26,6'sında preterm eylem, %16,7'sinde asfiksi, %6,7'sinde kernikterus, %6,7'sinde konvulziyon, %6,7'sinde mekonyum aspirasyonu ve %6,7'sinde serebral lezyon tespit edildi. Hastaların %46,7'si spastik bilateral hemiplejik tipte, %30,0'u spastik diplejik tipte, %20,0'si spastik hemiplejik tipte ve %3,3'ü mikst tipte idi. Hastaların boy uzunluğu ortalaması 125,03±19,51 (min:89-maks:165) cm, vücut ağırlığı ortalaması 26,29±10,77 (min:11,3-maks:50,0) kg,VKİ rtalaması 16,09±2,49 (min:12,3- maks:20,8) kg/m2'ydi. İncelenen hastaların %46,7'sine herhangi bir ortopedik girişim yapılmazken %20,0'ına bir kez, %33,3'üne ise birden çok kez ortopedik girişim yapılmıştı. %33,3'üne daha önce hiç botilinum toksini uygulanmamışken, %33,3'üne bir kez, %33,3'üne ise birden çok kez botilinum toksini uygulanmıştı. Hastaların fonksiyonel durumu, tedavi öncesine göre tedavi sonrası KMFSS'ye göre anlamlı değişiklik göstermezken (p>0,05); PFBÖ'ye göre istatistiksel olarak anlamlı düzelme gösterdi (p 0,05). Hastaların tedavi öncesine göre tedavi sonrası ayak bileği plantar fleksör kaslarına ait MAS skoru ile alt ekstremite bileşik MAS skoru anlamlı olarak düşerken (p 0,05). Olguların tedavi öncesine göre tedavi sonrasında R1 ve R2 popliteal açılarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma görüldü (sırasıyla p=0,007, p=0,002). İncelenen hastalarda tedavi öncesine göre tedavi sonrası H refleksi latansı ve amplitüdü ile H/M oranındaki değişim istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Ortopedik girişim yapılan ve yapılmayanlar arasında hem tedavi öncesindeki hem de tedavi sonrasındaki R1 ve R2 popliteal açıları, H refleksi latansı, H refleksi amplitüdü, H/M oranı ve PFBÖ skoru açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Ortopedik girişim yapılan ve yapılmayan hastalar arasında H/M oranı farkı, H amplitüd ve latans farkı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (sırasıyla p=0,017, p=0,034, p=0,019). İncelenen hastalardan botilinum toksini uygulanan ve uygulanmayanlar arasında hem tedavi öncesinde hem de sonrasında R1 ve R2 popliteal açıları, H refleksi amplitüdü, H refleksi latansı, H/M oranı ve PFBÖ skoru açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Çalışmamızın sonuçları serebral SP'li çocuklarda konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan alt ekstremite robotik rehabilitasyon tedavisinin, alt ekstremitelerde spastisiteyi azalttığını ve çocuğun fonksiyonel kapasitesini artırdığını göstermiştir. Sonuç olarak; alt ekstremite robotik rehabilitasyon uygulamasının etkin bir tedavi modalitesi olduğunu ve uygun hastalarda uygulanan rehabilitasyon programına eklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Serebral palsi; Rehabilitasyon; Robotik; Spastisite; Fonksiyonel; H refleksi