Timoma ve timik karsinom vakalarında PD-L1 ve SOX-2 ekspresyonunun klinikopatolojik bulgularla ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAKAN ÖZTÜRKÇÜ

Danışman: Aylin GÜL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tümör hücreleri, tümör büyümesini ve progresyonunu desteklemek için konak dokularında önemli moleküler, hücresel ve fiziksel değişiklikleri uyarır. Bu ise tümör mikroçevresi olarak adlandırılmaktadır. Tümör mikroçevresi; hedefe yönelik tedaviyi belirlemede, tedavi etkinliği ve prognoz tayininde son dönemlerde üzerinde sıkça çalışma yapılmakta olan bir alandır. Yapılan son çalışmalarda; immünolojik kontrol eksikliğinin, karsinogenezde önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir. PD-1 ve ligandı olan PD-L1, tümörün immün yanıttan kaçışında ve tümor mikroçevresinin oluşumunda önemli bir rol oynamaktadırlar. PD-1/PD-L1 yolağının inhibe edilmesiyle endojen anti-tümör immün cevabının arttırılabileceği tespit edilmiştir. PD-L1'in başta küçük hücreli dışı akciğer karsinomları olmak üzere birçok kanser türünde etkinliği araştırılmaktadır. Timoma ve timik karsinomlardaki PD-L1 ekspresyon düzeyinin klinikopatolojik parametrelerle ilişkisinin belirlenmesi, tedavi alabilecek uygun hasta populasyonunu tayin etmede ileriye dönük klinik ve patolojik çalışmalar için yönlendirici olacağını düşünmekteyiz Kanser kök hücreleri; tümör başlatma yeteneği, kendini yenileme ve farklılaşma özelliklerine sahip küçük bir hücre popülasyonudur. SOX2 ise, gelişim süreçlerinde embriyonik kök hücre pluripotensinin korunmasında yer alan bir transkripsiyon faktörüdür. Akciğer, meme ve kolorektal kanser gibi bazı kötü farklılaşmış kanser alt tiplerinde aşırı eksprese edildiği tespit edilmiştir. SOX2'nin bu kanserlerde sadece bir prognostik gösterge olmadığı aynı zamanda T hücreleri ile etkileşiminin T hücre bazlı immünoterapi için bir aday olduğu yönünde çalışmalar mevcuttur. Timoma ve timik karsinomlarda SOX2 ekspresyonunun agresif klinik gidişle ilişkili olabileceği ancak bu yönde çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır. Çalışmamızda aynı zamanda timoma ve timik karsinom olgularındaki SOX2 ekspresyon düzeyinin prognostik faktör olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve Metod: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde 2013-2022 yılları arasında timoma ve timik karsinom tanısı almış 63 olguya ait seçilmiş parafin bloklardan hazırlanan kesitlere immünohistokimyasal yöntem ile SOX2 ve PD-L1 antikoru uygulanmıştır. SOX2 ve PD-L1 ekspresyonu ile sağ kalım, myastenia gravis olup olmadığı gibi klinik parametreler, demografik özellikler (yaş, cinsiyet) ve histopatolojik bulgular (histolojik tip, kapsül ve kapsül dışı invazyon, enkapsülasyon varlığı, tümör boyutu, cerrahi sınır) arasındaki ilişki araştırılmıştır. Klinikopatolojik bulguların değerlendirilmesinde ki kare veya fisher-2 doğruluk testi, survi analizi için Kaplan-Meier yöntemi kullanılacaktır. P değeri<0.05 istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi olarak kabul edilecektir. Bulgular: Tümör tipleri değerlendirildiğinde en sık saptananlar sırasıyla %26,98 (n=17) Tip B2, %25,40 (n=16) Tip B1, %22,22 (n=14) Tip B3'tür. Hastaların tümör tiplerine göre PD-L1 skorları değerlendirildiğinde; en yüksek skora sahip tümör tipleri sırasıyla Tip B3 (3,07±2,43), Tip B2 (2,90±2,08) olarak saptandı. Araştırmada 50 yaş altındakilerin ve Myastenia Gravis tanısı olanların PD-L1 skoru istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı. Çok değişkenli analizde ise RT ya da KT almış olmak ve Myastenia tanısının sağkalım üzerine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olumlu etki ettiği gösterildi. Hastaların sosyodemografik, klinik ve patolojik özellikleri ile SOX-2 ekspresyonu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuçlar: Yüksek PD-L1 ekspresyonunun agresif tümör histolojisi ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Anti-PD-L1 immünoterapilerin Dünya Sağlık Örgütü sınıflandırmasına göre ileri histolojili vakalarda cerrahi ve neoadjuvan kemoradyoterapiye ek olarak tedavi modalitelerine eklenebileceği düşünülmektedir. Anti-PD-L1 tedaviye aday olabilecek hastaların seçiminde yaş ve myastenia gravis varlığının tedaviye yanıtı öngörmede bir kriter olabileceği saptanmıştır. SOX-2'nin prognoz tayininde ve tümör agresifliğini göstermede uygun bir immünhistokimyasal belirteç olduğu düşünülmemektedir. Anahtar Kelimeler: Timoma, Timik Epitelyal Tümörler, PD-L1, SOX-2, Sağ Kalım