Pulmoner emboli ile yatan hastalarda prognostik nutrisyonel indeksin (PNİ) klinik sonuçlara ve sağkalıma etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. SUAT SEREN GÖĞÜS HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KEVSER KİRAZ

Danışman: Pınar ÇİMEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Pulmoner tromboembolizm (PTE), en sık hastaneye yatış nedenlerinden biri olup, kardiyovasküler mortalite açısından üçüncü sıradadır. Hastaneye yatan bireylerde malnütrisyon oldukça yaygın bir durumdur. Ancak, beslenme durumunun PTE hastalarında klinik sonuçlar ve sağkalım üzerindeki etkileri yeterince anlaşılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, serum albümin konsantrasyonu ve lenfosit sayısına dayalı bir beslenme indeksi olan prognostik nutrisyonel indeksin (PNİ) PTE hastalarındaki klinik sonuçlar ve bir yıllık sağkalım üzerine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ocak 2017- Aralık 2022 tarihleri arasında pulmoner tromboembolizm tanısı alan ve/veya tanı sonrası takip edilen hastalar retrospektif olarak incelendi. ROC analizi sonucunda, 1 yıllık mortalite riskini tahmin etmek için prognostik nutrisyonel indeksin kesim değeri 39,5 olarak belirlendi. Hasta popülasyonundan PNİ ≤ 39,5 olan 71 hasta Grup 1, PNİ> 39,5 olan 79 hasta ise Grup 2 olarak sınıflandırıldı. İki grup arasında hastaların yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (VKİ), laboratuvar parametreleri, PNİ, hastanede yattığı gün sayısı, hastane içi komplikasyonlar, hastane içi sağkalım ve 1 yıllık sağkalım oranları karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen toplam 150 olgunun %43,3'ü (n=65) erkek, %57,7'si (n=85) kadındı. Yaş ortalaması 62,5±16,5 olarak bulundu. Hastalık varlığı incelendiğinde, %67,3 (n=101) hastada ek hastalık bulunurken; %32,7 (n=49) hastada ek hastalık yoktu. En sık görülen ek hastalık, %35,3 (n=53) oranıyla hipertansiyondur (HT). Hastanede yattığı sürede hastaların %3,3'ü (n=5) exitus olmuştur. 1 yıl içinde ise hastaların %24'ü (n=36) exitus olmuştur. Grup 1'deki hastaların %43,7'si (n=31), Grup 2'deki hastaların %6,3'ü (n=5) 1 yıl içinde exitus olmuştur. Hastane içinde exitus olan hastaların tamamı Grup 1'deydi. Hastane içi mortalite ve 1 yıllık mortalite açısından gruplar arasında anlamlı fark saptandı. Grup 1'deki hastalar için tahmini ortalama yaşam süresi 8,6 ay; Grup 2'deki hastalar için tahmini ortalama yaşam süresi ise 11,6 ay olarak bulundu (HR=6,3, p<0,001, 95% CI 3,24 – 12,26). 2 Hastaneden taburcu edilen 145 hasta hastanede yattığı gün açısından karşılaştırıldığında, gruplar arasında anlamlı fark saptandı (p<0,001). Sonuç: Pulmoner tromboembolizm hastalarında düşük prognostik nutrisyonel indeks, hastane yatış süresinin uzaması, hastane içi mortalite ve 1 yıllık mortalitede artışla ilişkilidir (p<0,005). Sonuç olarak, PNİ, PTE hastalarının klinik seyrini ve uzun dönem sağkalımını öngörmede kolayca hesaplanabilen anlamlı bir belirteçtir. Düşük PNİ'nin yanı sıra, düşük vücut kitle indeksi (VKİ), yüksek kreatinin seviyeleri, yüksek D-dimer düzeyleri, ek hastalık varlığı ve hastane içinde tedaviye ara vermeyi gerektiren kanama olması, 1 yıllık yaşam süresini öngörmede kullanılabilecek diğer parametrelerdir. Bu parametreleri içeren yeni skorlamalar geliştirilebilir. Bu hastaların uzun dönem takibinde, sistemik fizik muayene yapılması, albümin dahil standart laboratuvar tetkiklerinin düzenli olarak bakılması, ek hastalık varsa ilgili branş tarafından tedavi ve takip edilmesi, beslenme yetersizliği olan hastalarda diyetisyen görüşü alınması ve hastanın bu konuda bilgilendirilmesi klinik açıdan fayda sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Pulmoner Tromboembolizm, Prognostik Nutrisyonel İndeks, Sağkalım