Total larenjektomi sonrası faringokütanöz fistül gelişiminin yara yeri dren sıvısındaki pepsin ve amilaz düzeyleri kullanılarak öngörülebilirliğinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, KULAK BURUN BOĞAZ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET SALİH PARÇA

Danışman: Yalçın ALİMOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu calisma, total larenjektomi sonrasi gelisen faringokütanöz fistül (FKF) ile yara yeri dren sivisindaki amilaz ve pepsin düzeyleri arasindaki iliskiyi incelemeyi ve bu biyobelirteçlerin postoperatif dönemde fistül olusumunu öngörme potansiyelini degerlendirmek hedeflemistir. Yöntem: Larenks skuamöz hücreli karsinomu nedeniyle total larenjektomi yapilan 50 hasta arastirmaya dahil edilmistir. Hastalarin demografik özellikleri, tümör evresi ve lokalizasyon bilgileri kaydedilmis; operasyon sonrasi FKF gelisimi takip edilmistir. Sag ve sol drenlerden alinan sivilarda amilaz ve pepsin düzeyleri ölçülmüs, fistül olusumu ile bu biyobelirtegler arasindaki iliski arastrilmistir. Tanisal performans, ROC egrisi analizi kullamlarak belirlenmistir. Bulgular: Hastalarin yas ortalamas 63,2 ÷ 8,3 yil olup, %92'si erkek, %8'i kadin olarak saptanmistir. Operasyon sonrasi hastalarin %28'inde FKF gelismis ve ortalama fistül olusum süresi 7,21 ÷ 2,60 gün olarak kaydedilmistir. Cinsiyet, yas ve tümör lokalizasyonunun FKF ile anlaml bir iliskisi bulunmamistir (p> 0,05). Taraf bazli analize sol dren amilaz düzeyi, FKF (+) grupta anlamli derecede yüksek bulundu (p=0,04) ve ROC analizinde AUC=0,68 ile en iyi ayrt edici parametreydi. Sag dren amilazi ile sag/sol pepsin düzeyleri arasinda anlamh fark saptanmadi (p>0,05). Taraftan bagimsiz maksimum deger analizinde amilaz ortalamas FKF (+) grupta yüksek olmasina ragmen istatistiksel olarak anlamli bulunmadi (p=0,173; AUC=0,603). Pepsin düzeyleri her iki analiz yönteminde de fistül gelisimiyle iliskili bulunmadi. Sonuç: Calisma bulgular, dren amilaz düzeyinin FKF gelisimini öngörmede kisith da olsa klinik olarak faydali olabilecegini göstermektedir. Ancak, pepsin ve amilaz ölçümlerinin tek basina güvenilir bir prognostik belirteç olmadigi ortaya konmustur. Gelecekte, ek risk faktörleri göz önünde bulundurularak lokal ve sistemik inflamatuar biyobelirteçlerin birlikte kullanildig ayrica amilaz düzeylerinin seri ölçümlerle takip edildigi genis kapsamh alismalar yapilabilir. Anahtar Kelimeler: Total larenjektomi, faringokutanöz fistül, yara dren sIViSI, pepsin, amilaz, biyobelirtes, ROC analizi, prediktif deger, bas ve boyun kanseri