Antidepresan grubu ilaç kullanan majör depresif bozukluk ve anksiyete bozukluğu hastalarında; laktoz intoleransı belirtilerinin ilaç içeriğindeki laktoz düzeyine bağlı değişimi, irritabl bağırsak sendromu semptom sıklığı ve depresyon-anksiyete şiddetiyle ilişkisinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HABİB BERHAN AKYILDIZ

Danışman: Sinan YETKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Majör depresif bozukluk (MDB) ve anksiyete bozuklukları ile gastrointestinal sistem (GİS) işlev bozuklukları arasında (özellikle irritabl bağırsak sendromu), iki yönlü etkileşim olduğu görülmektedir. Araştırmalar, laktoz intoleransının yalnızca fizyolojik değil, psikolojik süreçlerle de bağlantılı olabileceğini işaret etmektedir. Laktozun antidepresan ilaçlarda yardımcı madde olarak sık kullanılması, laktoz intoleransı olan bireylerde semptomların artmasına yol açabilmekte ve bu durum klinik yönetimi zorlaştırabilmektedir. Laktoz intoleransı ve irritabl bağırsak sendromu (İBS) semptomlarının örtüşmesi ise tanısal süreci daha karmaşık hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı; laktoz içeren antidepresan kullanan MDB ve anksiyete bozukluğu tanılı hastalarda GİS semptomlarının yaygınlığını, İBS belirtileri ile psikiyatrik semptom şiddeti arasındaki ilişkiyi ve laktoz intoleransı semptomlarının ilaç içeriği ile bağlantısını çok boyutlu şekilde değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülen, hem kesitsel hem de prospektif kohort özellikler taşıyan karma tasarımlı bir araştırmadır. 18-65 yaş arası toplamda 300 katılımcıdan oluşan örneklem, majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları ve sağlıklı kontrollerden oluşmaktadır. Çalışmaya dahil edilen katılımcılara görüşme sırasında sosyodemografik veri formu doldurulmuştur. Katılımcılara DSM-5'e göre uygun tanılama sonrasında Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ), Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ), Somatoform Dissosiyasyon Ölçeği (SDQ-20), Gastrointestinal Semptom Derecelendirme Ölçeği (GSDÖ), SCL-90-R Belirti Tarama Listesi (BTL) uygulanmış; İBS semptomları gösteren hastalara ilaveten İBS Semptom Şiddet Skoru (İBS-SŞS) uygulanmıştır. Laktoz intoleransı semptomları bildiren alt gruptaki hastalar, 6–8 haftalık laktozsuz diyet ve sabit antidepresan tedavisi sonrası yeniden değerlendirilmiştir. Antidepresan ilaçların laktoz içeriği Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) verileri temel alınarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 20.0 ile gerçekleştirilmiş, verilerin dağılımına göre uygun parametrik ve nonparametrik testler kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Bu çalışmada İBS belirtilerinin şiddet düzeyine göre psikiyatrik semptomların ve gastrointestinal semptomların değişimi, İBS belirtileri bulunan ve bulunmayan bireyler ile kontrol grupları arasındaki ölçüm farklılıkları, ayrıca laktoz içeren ve içermeyen antidepresan kullanımının laktoz intoleransı semptomları üzerindeki etkisi incelenmiştir. İBS şiddeti arttıkça anksiyete (HADÖ-Anksiyete), depresyon (HADÖ-Depresyon) ve somatoform dissosiyasyon (SDQ-20) puanlarının da arttığı, buna karşın bedensel duyumları abartma ölçeği (BDAÖ) puanları arasında şiddet grupları açısından anlamlı fark bulunmadığı gösterilmiştir. İBS belirtileri bulunan hastaların hem psikiyatrik (HADÖ, BDAÖ, SDQ-20) hem de gastrointestinal semptom puanlarının (GSDÖ) İBS belirtisi olmayan hastalara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, laktoz içermeyen antidepresan kullanan hastalarda laktoz içeren antidepresan kullananlara göre laktoz intoleransı belirtilerinde (özellikle gaz, midede şişkinlik, bulantı/kusma ve geğirmede) 6-8 hafta içinde daha belirgin azalma gözlenmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde yaş, HADÖ-Depresyon, BDAÖ ve SDQ-20 puanlarının İBS gelişimi için bağımsız risk faktörleri olduğu, yaşın, depresyon semptomlarının, bedensel duyumları abartmanın ve dissosiyatif belirtilerin artmasının İBS olasılığını anlamlı düzeyde artırdığı bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma, İBS belirtileri ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. İBS yakınması olan hastalarda psikiyatrik semptomlar ve bedensel duyum hassasiyeti belirgin şekilde artmış; yaş, depresyon skoru, dissosiyatif belirtiler ve bedensel duyum hassasiyeti İBS için önemli belirleyiciler olarak bulunmuştur. Ayrıca, laktoz içeren antidepresanların laktoz intoleransı belirtilerini artırabileceği, laktoz içermeyen antidepresan kullanımının ise gastrointestinal semptomlarda azalma sağladığı saptanmıştır. Bulgular, İBS ve psikiyatrik bozukluklar arasındaki çift yönlü etkileşimi desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Majör depresif bozukluk, anksiyete bozukluğu, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak sendromu