Kalıcı atriyal fibrilasyon ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği olan hastalarda midregional proadrenomedullinin rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, TEMEL TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HİLAL YALÇIN ÖZTÜRKERİ
Danışman: Fatih ÖZÇELİK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Günümüzde tedaviye daha dirençli olduğu bilinen korunmuş ejeksiyon fonksiyonlu kalp yetmezliği (KEFKY) ve atriyal fibrilasyon (AF), iç içe geçmiş patolojiler olarak görülmektedir. Ancak hipertansiyon (HT), obezite, diyabet, AF gibi çeşitli risk faktörlerinin KEFKY'deki fizyopatolojileri henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Ayrıca genel olarak kronik böbrek yetmezliği, sepsis, HT ve kalp yetmezliği gibi birçok hastalıkta yükseldiği saptanan adrenomedullin (ADM), KEFKY ve KEFKY'ye zemin teşkil eden AF hastalarında spesifik olarak araştırılmamıştır. Bu nedenle çalışmada, ADM'nin hipertansif hastaların önemli bir kısmında gözlenen KEFKY ve AF'nin fizyopatolojisine ve/veya bu hastalıkların kompansasyonunda rol oynayan mekanizmalarına katkısı hakkında bilgi edinilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Temmuz 2018 - Şubat 2019 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne bağlı Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi kardiyoloji polikliniklerinde iki merkezli araştırma projesi olarak yürütüldü. Çalışmaya 31 sağlıklı birey (grup 1), 38 HT hastası (grup 2), 33 HT + kalıcı AF hastası (grup 3), 42 HT + KEFKY hastası (grup 4) ve 34 HT + kalıcı AF + KEFKY hastası (grup 5) olmak üzere 178 gönüllü dahil edildi. Tüm katılımcıların tam kan sayımı, BNP, rutin biyokimya (glukoz, üre, kreatinin, ürik asit, Na, K, Ca, albumin, total protein, AST, ALT, total, LDL ve HDL kolesterol, trigliserid), TSH, fT3, fT4 ve CRP analizleri yapıldı. Katılımcıların -80°C'de saklanan serumlarında ELISA yöntemi kullanılarak aynı gün midregional proadrenomedullin (MR-proADM) düzeyleri ölçüldü. Bulgular: Hasta gruplarından grup 4 ve 5'in BMI ve bel çevresi kontrol grubuna kıyasla daha yüksek bulundu (P<0.001). Grup 3 ve 5 hastalarının nabız sayısı, diğer gruplara göre yüksekti (P<0.001). Grup 3, 4 ve 5'in HDL kolesterol düzeyleri kontrol grubuna kıyasla daha düşükken, ürik asit düzeyleri ise daha yüksekti (P<0.05). Benzer şekilde grup 2, 4 ve 5'in fT3 düzeyleri kontrol grubuna kıyasla daha düşükken, tam aksine grup 4 ve grup 5'ün fT4 düzeyleri kontrol grubuna kıyasla daha yüksek bulundu (P<0.05). Kontrol grubu ve grup 2'ye kıyasla grup 3, 4 ve grup 5'in BNP düzeyleri oldukça yüksek saptandı (P<0.001). Çalışma grupları serum MR-proADM açısından incelendiğinde; AF'si olan grup 3 ve 5'in MR-proADM düzeyleri kontrol grubundan daha yüksek saptandı (P<0.05). Yine KEFKY'li hastalar (grup 4+grup 5) tek grup olacak şekilde birleştirildiğinde, birleştirilmiş grubun MR-proADM düzeyi kontrol grubuna kıyasla daha yüksekti (P<0.05). Ayrıca MR-proADM düzeylerinin BNP ve nabız sayısı ile doğru orantılı bir korelasyon gösterdiği saptandı (sırasıyla Pearson r = 0.719 ve Pearson r= 0.284 P<0.01). MR-proADM düzeylerinin AF ile ilişkili rölatif riski 1.79 olarak belirlendi. (95% CI 1.139 – 2.811, P<0.0168). Sonuç: Atriyal fibrilasyonsuz korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği olanların aksine, hem atriyal fibrilasyonlu hem de korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği olan hastalarda MR-proADM düzeyleri önemli miktarda yüksek saptandı. Buradaki kritik unsurun atriyal fibrilasyon olduğu düşünüldüğünden, atriyal fibrilasyon varlığı kötü prognostik gösterge olarak kabul edilmelidir. Ayrıca MR-proADM ve BNP düzeyleri arasında saptanan doğru orantılı ilişki, bu iki peptidin benzer etkilere sahip olmasına bağlandı.