Pelvik organ prolapsusu ile servikal sitoloji anomalileri ve human papilloma virüs saptama sıklığı arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAVVA KOLSUZ

Danışman: Şebnem ÖZYER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Pelvik organ prolapsusu (POP) ülkemiz de dâhil olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde önemli bir halk sağlığı problemidir. Bu çalışmanın amacı; POP ile ilişkili olabilecek servikal patolojileri değerlendirmektir. Bu araştırmada hipotezimiz; POP'a bağlı olarak kronik iritasyonun, servikste, skuamo-kolumnar bileşkede Human Papilloma Virüs (HPV)'e bağlı olan ya da olmayan servikal sitolojiik değişikliklere sebep olabileceği üzerinedir. Sağlık Bakanlığının servikal kanser ulusal tarama programı 65 yaşına kadar olan hastaları kapsamaktadır. Çalışmamızda; POP'u olan hastalarda eğer cerrahi yapılmayacaksa, ulusal tarama programı dışında, 65 yaş üzerine taramaya devam edilip edilmeyeceği sorusuna açık bir yanıt bulmak amaçlanmıştır. Çıkarımların, rutin tarama programlarının özel durumlar için standardizasyonu açısından önemli olabileceği öngörülmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde, POP sebebiyle vajinal histerektomi (VAH) yapılan hastaların HİCAMP kayıtları üzerinden taranmasıyla POP ile servikal sitoloji anomalileri ve HPV saptama sıklığı arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla retrospektif kesitsel vaka kontrol çalışması olarak dizayn edilmiştir. Hasta grubu olarak 2019-2021 yılları arasında Ankara Şehir Hastanesi'nde; POP sebebi ile vajinal histerektomi (VAH) yapılan 445 hasta alınmıştır. Kontrol grubu olarak ise desensus uteri şikâyeti dışında jinekolojik yakınmalarla başvuran ve total abdominal histerektomi (TAH) yapılan 452 hasta alınmıştır. Çalışmaya dahil edilen tüm hastaların demografik verileri (yaş, doğum sayısı, şekli VKİ, menopozal durumu), POP derecesi, serviko vajinal smear (CVS) ve HPV sonuçları elektronik kayıtlar üzerinden elde edilmiştir. CVS bulguları; yetersiz, ASCUS, LGSIL, HGSIL, atipik skuamoz hücre, servikal intraepitelyal neoplazi, atipik glandular hücre olarak sınıflandırılmıştır. HPV test sonuçları; negatif, HPV16-18+ ve HPV 16-18 dışı + olarak sınıflandırılmıştır. Bulgular: Pelvik organ prolapsusu bulunan bireylerin, ileri yaş, menopoz süresi, gravida, parite ve vajinal doğum sayısı kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Vaka grubunun VKİ ölçümünün 26 ve üzeri olma oranı, kontrol grubunun oranından istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük tespit edilmiştir fakat aradaki farkın klinik açıdan önemi olmadığı düşünülmüştür. Vaka grubunda bulunanların CVS sonucunda inflamasyon görülme oranı (%81,6), kontrol grubunda bulunanların oranından (%25,4) anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. İki grup arasında ASCUS (p=0,301), LGSIL (p=0,666) ve ASC-H (p=0,572) görülme açısından anlamlı farklılık görülmemiştir. Çalışmaya dahil edilen hastalardan desensus uteri grade 1 ve 2 olanların hiçbirinde HPV DNA tespit edilmemiş iken, grade 3 olanların %2,7'sinde ve grade 4 olanların ise %3,3'ünde HPV DNA pozitif gelmiştir. Desensus uteri seviyeleri arasında HPV DNA varlığı açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Vaka grubunda bulunanların %98'inde kontrol grubunda bulunanların ise %88,3'ünde final patolojide kronik servisit görülmüş olup gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalar incelendiğinde gerçek pozitif sayısı 7, yanlış pozitif sayısı 56, yanlış negatif sayısı 8 ve gerçek negatif sonucu 826 olarak bulunmuştur. Buna göre CVS testinin bizim çalışmamızda duyarlılığı %46,67, özgüllüğü %93,7, pozitif prediktif değeri %11,11, negatif prediktif değeri %99,04 ve doğruluğu ise %92,87 olarak saptanmiştir. Yapılan Kappa uyum analizine göre kappa katsayısı 0,007 olarak bulunmuştur ve buna göre smear sonucu ile patoloji sonucu arasında istatistiksel olarak düşük düzeyde anlamlı bir uyum olduğu görülmüştür. Sonuç: POP olan hastalar kontrol grubu ile kıyaslandığında inflamasyon ve kronik servisit açisindan farklılık görülmüş olup diğer patolojiler açısından (ASCUS (p=0,301), LGSIL(p=0,666) ve ASC-H (p=0,572)) anlamlı farklılık görülmemiştir. Retrospektif olarak dizayn edimiş olan bu çalışmada POP'un servikal patolojiler için risk oluşturup oluşturmadığının anlaşılması, patofizyolojinin ve mekanizmanın netlik kazanması için daha büyük örneklem büyüklüğüne sahip prospektif olarak dizayn edilmiş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardir. Anahtar Kelimeler: pelvik organ, prolapsus, servikal sitoloji anomalileri ve human papilloma virüs