Nüks inguinal herni cerrahisinde anterior ve posterior yaklaşımın etkinliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT YILDIRIM
Danışman: Ahmet Oğuz HASDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada kliniğimizde nüks inguinal herni nedeniyle ameliyat olan hastaların demografik özellikleri, vücut kitle indeksi (VKİ), Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) skoru, primer ameliyat tekniği ve ek hastalıkları gibi faktörlerin nüks nedeniyle yapılacak ameliyatın teknik seçimine etkisi araştırıldı. Uygulanan ameliyatın erken ve geç dönem komplikasyonlarına bakılarak tedavide en uygun cerrahi yaklaşımın belirlenmesi için literatüre veri kazandırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Ankara Etlik Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği'nde 15.12.2022- 15.04.2025 tarihleri arasında nüks inguinal herni tanısı ile ameliyat edilen yetişkin hastalar çalışma kapsamına alındı. Tek merkezli bu çalışmada veriler tıbbi ve cerrahi kayıtların retrospektif olarak incelenmesiyle toplandı. Bu çalışma Helsinki Bildirgesi'ne uygun olarak yürütüldü. Çalışmaya Dahil etme kriterleri; Hastanın 18 yaşından büyük olması. Nüks inguinal herni nedeniyle elektif şartlarda ameliyat edilmesidir. Çalışmanın dışlama kriterleri; 18 yaşından küçük olan hastalar, Acil cerrahi girişim gerektiren strangüle nüks inguinal herni hastaları, Başka merkezde ameliyat edilen hastalar, Nüks inguinal herni tanısı olup ameliyat edilmemiş hastalardır. Bulgular: Çalışmaya toplam 106 hasta dahil edildi, 106 hasta analiz edildi. Hastaların 74'ü (%69,8) açık, 32'si (%30,2) laparoskopik teknikle ameliyat edildi. Olguların %91,5'i erkekti. Gruplar arasında cinsiyet dağılımı, yaş (55,11 ± 13,89 vs. 55,84 ± 15,32 yıl; p = 0,809) ve VKİ (26,08 ± 3,34 vs. 26,59 ± 2,65 kg/m²; p = 0,526) açısından anlamlı fark saptanmadı. Komorbidite açısından gruplar arasında anlamlı farklılık izlendi; laparoskopik cerrahi grubunda ASA skorları anlamlı derecede daha düşük bulundu (p = 0,006). Charlson Komorbidite İndeksi (Tablo 6.) de laparoskopik grupta anlamlı olarak daha düşüktü (U = 883,5; p = 0,018). Komorbidite varlığı açık cerrahi grubunda daha yüksek oranda saptandı (%47,3 vs. %25,0; p = 0,032). Genel anestezi laparoskopik grupta anlamlı derecede daha sık tercih edildi (%96,9 vs. %58,1; p 0,05). Clavien–Dindo Sınıflaması'na (Tablo 7.) göre komplikasyon dağılımı benzer olup olguların büyük çoğunluğu evre I düzeyindeydi (p>0,05). Toplam komplikasyon oranları açık ve laparoskopik gruplarda sırasıyla %29,7 ve %25,0 olup anlamlı fark saptanmadı (p = 0,620). Birinci ve altıncı ay takiplerinde rekürrens oranları ile birinci ay ağrı ve altıncı ay kronik ağrı oranları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Kılavuzların önerdiği "karşı plan" yaklaşımlı cerrahi teknikler ile diğer cerrahi tekniklerin erken ve geç dönem komplikasyon oranları, rekürrens oranları, ağrı durumu ve komplikasyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Ancak anatomik zorluk varlığı ile cerrahi teknik seçimi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,001). Aynı anatomik plandan onarım (AAPO) tercih edilen hastalarda daha çok anatomik diseksiyon güçlüğü görüldüğü ortaya çıktı. Sonuç: Laparoskopik cerrahi uygulanan hastalarda komorbidite yükü ve ASA skorlarının daha düşük olduğu görüldü. Buna karşın postoperatif komplikasyon oranları, ağrı ve kısa–orta dönem rekürrens sonuçları açısından açık ve laparoskopik cerrahi yöntemleri arasında anlamlı fark saptanmadı. Uygun hasta seçimi yapıldığında her iki cerrahi yaklaşımın da benzer güvenlik ve etkinlik profiline sahip olabileceği düşünüldü. Kılavuzların önerdiği "karşı plan" yaklaşımı (çalışmamızdaki "karşı anatomik plandan onarım (KAPO)" tanımı) uluslararası önerilerle uyumlu olmakla birlikte, çalışmamızda erken komplikasyonlar, ağrı, rekürrens ve Clavien–Dindo Sınıflaması'na göre komplikasyon şiddeti açısından alternatif tekniklere belirgin üstünlük göstermediği görüldü. Buna karşın anatomik zorluk açısından KAPO yaklaşımı uygulandığında diğer yaklaşımlara üstün olduğu görüldü. Bu durum, nüks inguinal herni cerrahisinde kılavuz temelli yaklaşımın, hastaya özgü anatomik/cerrahi faktörler doğrultusunda bireyselleştirilmesi gerektiğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Nüks inguinal herni, açık cerrahi, laparoskopik cerrahi, Charlson Komorbidite İndeksi, ASA skoru, postoperatif komplikasyon, rekürrens, kronik ağrı.