Aile Hekimliği uygulaması hakkındaki bilgi düzeyi ve farkındalığın kişilerin sağlık hizmeti alma tercihlerine olan etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FATMA NUR ÖZDEMİR

Danışman: Engin Ersin ŞİMŞEK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Ülkemizde 2010 yılından itibaren birinci basamak sağlık hizmetleri aile hekimliği uygulaması ile yürütülmektedir. Aile hekimliğinin, sevk zincirinin kaldırılması ile ilk başvurulan sağlık kurumu olma zorunluluğu kaldırılmış, bu durum kişilerin birinci basamakta verilebilen hizmetleri diğer basamaklarda almasına neden olmuştur. Bu çalışmada; aile sağlığı merkezine (ASM) kayıtlı olan ve hastaneyi daha sık kullanan grupların aile hekimliği bilgi düzeyleri ve iki grup arasında bilgi düzeyi farkı olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte tasarlanmış olup 1 Ocak 2020 – 1 Mayıs 2020 tarihleri arasında S.B.Ü. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne ve Tuzla Eğitim ASM'ye başvuran toplam 489 hastaya ulaşılmıştır. Katılımcılara; sosyodemografik bilgiler, sağlık hizmeti alma tercihi ve aile hekimliği uygulaması bilgi düzeyi ölçme anketi yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen kişilerin aile hekimliği bilgi düzeyi anketinden aldıkları ortalama toplam puan 94,9± 15,5 olarak bulundu (maksimum 125). Katılım yerleri dikkate alındığında hastaneden katılanların ortalama toplam puanı 83,7± 20,5 ASM'den katılanların 99,9 ± 9,1 olarak bulundu. Katılımcıların %72,2'si aile hekimliğinde aşılama yapıldığını, %70,8'i gebe/lohusa takibi yapıldığını, %70,1'i evde sağlık hizmeti verildiğini, %79,3'ü tetkik hizmeti verildiğini biliyordu. Bu sorularda hastaneden katılanların doğru cevap verme oranı anlamlı olarak ASM'den katılan gruba göre daha yüksekti. Katılımcıların %80,8'i aile hekiminin TSM ile birlikte çalıştığını, %81,2'si aile hekimliğinde periyodik sağlık muayenesi yapıldığını, %55,2'i kanser taraması yapıldığını, %52,0'ı ehliyet, işe giriş, evlilik ve benzeri için sağlık raporu düzenlendiğini bilmiyordu. Ayrıca katılımcıların %71,9'u aile hekimliğinde ana-çocuk sağlığı ve üreme sağlığı hizmetlerini verildiğini, %71,8'i bebek/çocuk/ergen takibi yapıldığını yapıldığını biliyordu. Bu sorularda hastane ve ASM grubu arasında anlamlı fark görülmedi. Katılımcıların %66,9'u aile hekiminin geniş yanık alanı olan hastayı takip etmediğini, %74,0'ı uzuv kaybı bulunan hastalar için fiziksel tedavi ve rehabilitasyon hizmeti vermediğini, %84,3'ü ağız ve diş sağlığı ile ilgili teşhis ve tedavi yapmadığını, %54,8'i diyet gereksinimi olan hasta için ayrıntılı diyet listesi düzenlemediğini, %79,8'i ASM'de görüntüleme tetkik hizmeti verilmediğini, %88,7'si hafta sonu hizmet verilmediğini biliyordu. Her iki grubun verdiği doğru cevap oranı benzerdi. Sonuç: Katılımcıların ortalama puanları değerlendirildiğinde kişilerin aile hekimliği uygulaması hakkındaki bilgisi iyi düzeyde olmakla beraber bilinirliği çok düşük düzeyde kalan uygulamalar mevcuttur. Katılım yerleri dikkate alındığında hastaneden katılanların ortalama toplam puanının ASM'den katılanlara göre anlamlı olarak daha yüksek olması dikkat çekicidir. Kişilerin hizmet talebini artırmayı sağlayacağı için aile hekimliği uygulaması hakkında bilgi eksikliğinin giderilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.