Şizofreni tanılı erkek hastalarda elektrokonvulsif tedavi ve farmakolojik tedavi ile serum beyin-türevli nörotrofik faktör düzeylerindeki değişimin saptanması ve klinik özelliklerle ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İBRAHİM AKBAŞ
Danışman: Özlem Devrim BALABAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada yatarak tedavi gören şizofreni tanılı erkek hastalarda serum beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF) düzeyinin saptanması, sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması, farmakolojik tedavi (FT) ve elektrokonvulsif tedavi (EKT) ile periferik BDNF düzeylerinde değişim olup olmadığının saptanması, tedaviye göre ayrılan gruplarda BDNF düzeylerinin karşılaştırılması ve BDNF düzeyinin klinik özellikler ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yatarak tedavi gören şizofreni tanılı 54 erkek hasta ve 35 sağlıklı gönüllü dahil edilmiştir. Hastalar yalnızca FT (n=35) ve FT'ye ek olarak EKT uygulanan (n=19) iki gruba ayrılarak (Yalnızca FT ve FT + EKT) karşılaştırılmıştır. Tüm hastalara Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (BPRS) ve Klinik Global İzlenim Ölçeği (CGI) uygulanmıştır. Her iki hasta grubunda da tedavi öncesi ve tedavi sonrası serum BDNF düzeyleri incelenmiştir. Bulgular: Sağlıklı bireylerin tedavi öncesi serum BDNF düzeylerinin a FT alan (p<0,001) ve FT + EKT alan (p<0,001) şizofreni hastalarının tedavi öncesi BDNF düzeylerinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sağlıklı bireylerin BDNF düzeylerinin FT alan (p<0,001) ve FT + EKT alan (p<0,001) şizofreni tanılı hastaların tedavi sonrası BDNF düzeylerinden de istatistiksel açıdan anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tedavi öncesi BDNF düzeylerinin her iki hasta grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı derecede farklı olmadığı bulunurken, yalnızca FT alan şizofreni tanılı hastaların tedavi sonrası BDNF düzeylerinin EKT + FT alan şizofreni tanılı hastaların düzeylerinden anlamlı derecede daha yüksek olduğu (Z=-2,07, p=0,039) bulunmuştur. Yalnızca FT alan hastalarda, tedavi sonrası BDNF düzeylerinin ve tedavi öncesine göre daha yüksek olduğu, bu farklılığın istatistiksel açıdan anlamlılığa yakın olduğu (Z=-1,94, p=0,052) bulunmuştur. EKT + FT alan hastaların %16'sının homisid riski, %84'ünün de diğer tedavilere yanıtsızlık endikasyonları ile EKT'ye yönlendirildiği görülmüştür. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları; tedavi öncesi dönemde, hem FT hem de EKT+FT grubunda serum BDNF düzeylerinin sağlıklı kontrollerden daha düşük olduğunu göstermektedir. Ek olarak hasta gruplarda BDNF düzeyleri tedavi sonrası dönemde de sağlıklı kontroller düzeyine ulaşmadığı saptanmıştır. Yalnızca FT alan hastaların serum BDNF düzeyleri EKT + FT gruba göre tedavi sonrası daha yüksek olarak değerlendirilmiştir. EKT'ye yönlendirilen hastaların %84'ünün diğer tedavilere yanıtsız vakalardan oluşması bu sonuca etki eden bir faktör olabilir. Bu sonuçlar ayrıca çeşitli tedavi uygulamalarından daha az fayda gören hasta gruplarında BDNF'nin tedavi ile daha az değişiyor veya değişmiyor olabileceği ihtimalini de akla getirmektedir. Sonuç olarak şizofreni ve BDNF ilişkisini açıklamada ve EKT'nin tedavi edici etki mekanizmasını anlamada, biyobelirteç odaklı yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır.