Çocuk humerus suprakondiler tip II-III kırıklarında lateral iki adet K-teli tespitine medialden çapraz bir adet K-teli eklenmesi sonuçları değiştirir mi? Geriye dönük karşılaştırmalı çalışma
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUNUS ELMAS
Danışman: Cemil ERTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çocuk suprakondiler humerus kırıklarında (ÇSHK) kapalı yöntemle redüksiyon ve perkütan yapılan pinleme işlemi altın standart olarak kabul görmüş olsa da en uygun Kirshner teli (K- teli) tespit konfigürasyon metodu hakkında ortak kanaat oluşturulamadığından tartışmalar sürmektedir. Kırığı redükte ettikten sonra, istenen dizilimi stabilize etmek için; K- teli ile tespit sağlanmaktadır. Sık yapılan uygulamalardan biri de lateralden iki adet K-teli tespitidir. Buna karşın, tespitte yetersiz kalabileceği düşüncesinden dolayı çekinceler bulunmaktadır. Bu çekincelerden ötürü lateral iki adet K-teli tespitine medialden bir adet K- teli eklenmesi de yeni uygulanan yöntemlerden birisidir. Bunun yanında, her iki uygulamanın karşılaştırıldığı çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada, uyguladığımız her iki yöntemin fonksiyonel ve radyolojik sonuçlarının karşılaştırılmasını amaçladık. Hastalar ve yöntem: Hastanemiz acil ortopedi polikliniğine Şubat 2016- Şubat 2021 tarihleri arasında getirilen ve Gartland tip II-III tanısı alarak cerrahi tedavi uygulanan, 3-12 yaş arası hastalar çalışmaya dahil edildi. Açık kırık ve çoklu kırık ile başvuran hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Çalışmamızda, iki farklı cerrahi yöntemle tedavi uygulanan 238 hastadan tarafımıza düzenli kontrolleri bulunan ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 202 hasta geriye dönük karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Hastalar iki gruba ayrıldı; Grup 1 hastalar lateral iki adet K-teline ek olarak medialden mini insizyon sonrası bir adet K-teli ile tespit edilenler, Grup 2 hastalar ise konvansiyonel olarak lateral iki adet K teli ile tespit edilenlerden oluşturuldu. Çalışmaya dahil ettiğimiz hastaların, hastane sisteminden epikriz notları, süreç içerisinde çekilen grafileri incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet dağılımı, kırık tipi, ameliyattan önce veya sonra herhangi bir nörovasküler yaralanma olup olmadığı ve ameliyatın hangi metod ile yapıldığına bakıldı. Her iki teknikte amacımıza ulaşmak için; fonksiyonel ve radyolojik sonuçlarının yanında, komplikasyonları da değerlendirdik. Sistemimizde kayıtlı olan ve hastanın son kontrollerdeki radyografik görüntülerde; Baumann açısı, humeroulnar açı, medial epikondiler epifizer açı ile diafizometafizer açı ölçümleri yapıldı. Bununla birlikte Flynn skorlaması, deformite durumu, etkilenen ekstremitenin; nörolojik ve fonksiyonel muayenesine bakıldı. Bulgular: Grup 1' de fonksiyonel değerlendirmede kullandığımız taşıma açısı kaybı ve dirsek hareket açıklığı kaybının daha az olduğu (p 0.05). Ulnar sinir hasarında, anlamlı fark izlenmedi. (p>0.05). Sonuç: Bu retrospektif karşılaştırmalı çalışmamızda önemli veriler elde edilmiştir. Medialden ek pinleme uyguladıklarımızda, fonksiyonel değerlendirmede kullandığımız taşıma açısı kaybı ve dirsek hareket açıklığı kaybının daha az olduğu verisine ulaşılmıştır. Yine medialden ek pinleme uyguladıklarımızda radyolojik olarak hafif düzeyde de olsa daha üstün olabileceği kanaatine varılmıştır. Medialden uygulanan K-teli tespitlerinde her ne kadar ulnar sinir yaralama riski olsa da medialden yapılacak mini insizyon ile bunun önüne geçilebileceğini savunmaktayız. Sonuçta, lateral iki K-teli tespitine ek olarak medialden bir adet çapraz K-teli tespiti uygulanan pediatrik suprakondiler humerus kırıklarının en az lateral iki K-teli kadar stabilite sağladığını; fonksiyonel ve radyolojik olarak da etkin ve güvenli olduğu kanaatindeyiz.