Retinal ven tıkanıklığı olan hastalarda intravitreal deksametazon implantasyonunun tedavi seyrine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİMAY CAN TAŞKIN YİĞİT

Danışman: Zeliha YAZAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma ile retinal ven tıkanıklığı olan hastalarda tedavi seyrine intravitreal deksametazon implantasyonunun etkisini saptamak ve tedavi başlangıcında prognozu önceden belirlemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ocak 2000 ve Ocak 2023 tarihleri arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları kliniğinde retinal ven tıkanıklığı (RVT) tanısı ile takipli hastaların dosyaları ve optik koherens tomografi (OKT) görüntüleri (Cirrus HD OCT 5000/500, Carl Zeiss Meditec, Dublin) retrospektif incelendi. RVT'ye bağlı MÖ nedeniyle deksametazon intravitreal implantı (DEX-I) veya Anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü (Anti-VEGF) ajanlar ile tedavi edilen ve en az 1 yıl düzenli takibi olan 100 hastanın 100 gözü incelendi. Olgular tedaviye DEX-I ile başlanıp sadece DEX-I ile tedaviye devam edilen DEX-I grubu, tedaviye DEX-I ile başlanıp Anti-VEGF ajanlarla kombine tedavi edilen DEX-I+Anti-VEGF grubu, tedaviye intravitreal Anti-VEGF ajanlar ile başlanıp sadece intravitreal Anti-VEGF ajanlarla tedaviye devam edilen Anti-VEGF grubu ve tedaviye intravitreal Anti-VEGF ajanlar ile başlanıp DEX-I ile kombine tedavi edilen Anti-VEGF+DEX-I grubu olmak üzere gruplara ayrıldı. Tüm olgular ilk vizit, intravitreal enjeksiyon tedavisi sonrası vizitler ve son kontroller olmak üzere her vizitte görme keskinliği (GK), göz içi basıncı (GİB), OKT'de santral makula kalınlığı (SMK), makula ödemi (MÖ) varlığı, hiperreflektif nokta (HRN) varlığı ve sayısı, dış limitan membran (DLM) bütünlüğü, elipsoid zon (EZ) bütünlüğü, subretinal sıvı (SRS) varlığı, epiretinal membran (ERM) varlığı, ilk yıl yapılan enjeksiyon sayısı ve takip süresince yapılan toplam enjeksiyon sayısı açısından değerlendirildi. Gruplar arasında bu parametreler karşılaştırıldı. Makula patolojisine yol açabilecek geçirilmiş vitreoretinal cerrahi öyküsü, makula patolojisine yol açabilecek doğumsal hastalıklar, kontrolsüz glokom (antiglokomatöz tedaviye rağmen kontrol altına alınamayan), geçirilmiş glokom cerrahisi, psödofakik MÖ, diyabetik MÖ olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: 100 hastanın 100 gözünün değerlendirildiği bu çalışmada DEX-I grubu, DEX-I+Anti-VEGF grubu, Anti-VEGF grubu, Anti-VEGF+DEX-I grubu olmak üzere grupların her birinde 25 hasta bulunmaktadır. Hastaların %45'i erkek, %55'i kadındı. Hastaların %68'inde HT, %27'sinde DM, %25'inde koroner arter hastalığı, %4'ünde hiperlipidemi mevcuttu. Hastaların %39'unda SRVT, %61'inde RVDT mevcuttu. Hastaların yaş ortalaması 65,05±9,2 idi. Toplam ortalama intravitreal enjeksiyon sayısı 6,57±5,44 iken 1 yılda yapılan enjeksiyon sayısı ortalaması 4,07±1,74 aydı. Bir yılda yapılan enjeksiyon sayısı DEX-I grubunda 2,4±1,22, DEX-I+Anti-VEGF grubunda 4,72±0,68, Anti-VEGF grubunda 4,2±1,8, Anti-VEGF+DEX-I grubunda 4,96±1,77 idi. DEX-I grubunda toplam enjeksiyon sayısı DEX-I+Anti-VEGF Anti-VEGF, Anti-VEGF+DEX-I gruplarına göre anlamlı olarak daha düşüktü. Takip sürecinde DEX-I grubunda 9, DEX-I+Anti-VEGF grubunda 15, Anti-VEGF grubunda 3, Anti-VEGF+DEX-I grubunda 4 hastada katarakt gelişimi gözlendi. DEX-I ve DEX-I+Anti-VEGF gruplarında katarakt gelişimi Anti-VEGF ve Anti-VEGF+DEX-I grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti. Katarakt gelişen grupta ilk yıl uygulanan DEX-I sayısı ve toplam uygulanan DEX-I sayısı anlamlı olarak daha yüksekti. Tüm gruplarda zamanla SMK değerlerinde azalma yönünde anlamlı değişim saptanmıştır. Tüm gruplarda zamanla HRN sayılarında azalma yönünde anlamlı değişim saptanmıştır. GK vizitlerde EZ bütünlüğü olan, DLM bütünlüğü olan, DRIL olmayan, ERM olmayan hastalarda anlamlı olarak daha yüksekti. Başlangıçta SRS varlığı olan hastalarda GK final ve başlangıç değerleri arasındaki değişimin anlamlı olduğu saptandı. Sonuç: Hem DEX-I hem de Anti-VEGF ajanlar ile RVT'ye bağlı MÖ etkin olarak tedavi edilmektedir. Ancak kombine tedavi ile hem anatomik hem görsel daha iyi sonuçlar elde edilmektedir. Kombine tedavi ile daha az Anti-VEGF enjeksiyon gereksinimi ile daha az vizitte MÖ gerilemekte, daha az DEX-I enjeksiyon sayısı ile katarakt gelişimi de azalmaktadır. Kombine tedavide önce Anti-VEGF tedavi ile başlanıp sonra DEX-I tedavisi uygulamanın sonuçları önce DEX-I ile başlanıp sonra Anti-VEGF uygulamaktan daha başarılı olmaktadır. İskemik RVT olup, başlangıçta OKT'de EZ bütünlüğü olmayan, DRIL mevcut olan, DLM bütünlüğü bozulmuş olan hastalarda anlamlı görme artışı beklenmeyeceği için agresif tedaviden kaçınılması, neovaskülarizasyon oluşumunu engelleme yönünde Anti-VEGF tedaviye ağırlık verilmesi uygun olacaktır. Buna karşılık non-iskemik RVT olup OKT'de EZ ve DLM bütünlüğü bozulmamış, DRIL mevcut olmayan, HRN fazla olan, SRS olan hastalarda DEX- I öncelikli düşünülmesi ancak hastalar iskemik RVT'ye dönüşme yönünden dikkatli incelenmeye ve takip edilmeye devam edilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Retinal ven tıkanıklığı, deksametazon, optik koherens tomografi