Solid tümörlü ve hematolojik maligniteli hastalarda gelişen febril nötropeni ataklarının klinik ve laboratuvar değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YÜKSEL KOLUKISA

Danışman: Servet GÖLGELER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Febril nötropeni (FEN), kanser tedavisi süresince kullanılan sitotoksik kemoterapötiklerin ciddi komplikasyonlara, mortaliteye, maliyet artışına, tedavi gecikmesine ve tedavi yoğunluğunun azalmasına neden olan önemli bir yan etkisidir. Enfeksiyon hastalıklarının klinik ve laboratuvar tanısındaki gelişmeler ve yıllar içinde değişen etken spektrumu FEN ataklarının güncel takibini gerekli hale getirmiştir. Bu çalışmada solid tümörlü ve hematolojik maligniteli hastalardaki gelişen FEN ataklarının klinik özelliklerinin, laboratuvar parametrelerinin, enfeksiyon odaklarının ve kültürlerde üreyen etkenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Prospektif, gözlemsel yürütülen bu çalışmaya, Nisan 2020-Nisan 2021 tarihleri arasında Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde FEN nedeniyle yatarak tedavi gören 18 yaş ve üzeri solid tümörü ve hematolojik malignitesi olan 145 erişkin hasta alındı ve hastalarda gelişen 176 FEN atağı incelendi. Hastaların takibi sırasında parametreler hasta veri toplama formuna kaydedildi. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak The Package for Social Sciences 22.0 (SPSS 22.0) yazılımı aracılığıyla analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 145 hastanın %52.4'ü (n=76) kadın, %47.6'sı (n=69) erkekti. Hastaların yaş ortalaması 47.16±15.50 (min:18.00, max:80.00) idi. Çalışmaya alınan hastaların %70.3'ünde (n=102) hematolojik malignite mevcuttu ve hematolojik malignitesi olan hastalarda, %71.2 'lik bir oranla akut lösemiler ilk sıradaydı. FEN ataklarında, tüm hastaların %66.4'ü aktif hastalık dönemindeydi. Solid organ tümörlü hastaların %57.8'i metastatik dönemdeydi. Hastaların %31.8 hasta primer G-CSF proflaksisi almaktaydı. FEN ataklarının %46'sında mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış enfeksiyon saptandı ve en sık enfeksiyon odağının %27.1 ile alt solunum yolu enfeksiyonları olduğu görüldü. Tanı anındaki lökosit sayısı, CRP ve prokalsitoninin mortaliteye ve nötropeni süresine etkisi olmadığı saptandı. Çalışmamızdaki FEN ataklarının %66.2'sinde (n=45) sadece gram negatif, %19.1'inde (n=13) sadece gram pozitif mikroorganizma ürediği görüldü. Hematolojik maligniteli hastalarda solid organ tümörlü hastalara göre bakteriyemi istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksekti (p<0.001). Sıfırıncı günde derin nötropeni olması bakteriyemi ile ilişkili bulunurken (p<0.001) uzamış nötropeninin bakteriyemi ile ilişkisi gösterilemedi. Çalışmamızda FEN'e bağlı mortalite %9.7 (n=17) oranında görüldü. FEN döneminde mortalite riski pnömonisi bulunan hastalarda pnömoni bulunmayanlara göre 10.25 kat ve uzamış nötropenisi olan hastalarda uzamış nötropenisi olmayanlara göre 6.05 kat daha fazla saptandı. Sonuç: FEN ataklarının klinik ve laboratuvar bulgularının araştırıldığı bu çalışmamızda yeni kullanıma giren kemoterapötiklerin etkisiyle FEN kliniğinde pnömoni sıklığı artmıştır ve etken profilinde geçtiğimiz dekattan farklı olarak gram negatif mikroorganizmalar daha çok görülmüştür. Yeni yönetim algoritmalarının oluşturulması için daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.