Tip-1 diyabetes mellitus tanısıyla takip edilen hastaların epidemiyolojik verilerinin, metabolik kontrollerinin, büyümelerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF DENİZYARAN

Danışman: Esra Deniz PAPATYA ÇAKIR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tip 1 Diyabetes Mellituslu hastaların epidemiyolojik özelliklerini belirlemek, eşlik eden hastalıkları saptamak (Hipotroidi, Çölyak), metabolik kontrol durumunu belirlemek, tüm bu parametrelerin takipli hastalarda büyümeyi nasıl etkilediğini saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Kasım 2014 ile Şubat 2018 tarihleri arasında hastanemiz çocuk endokrinoloji polikliniğinde tip 1 DM tanısı alan, 0-18 yaş arası 307 hasta dosyası başvuru yakınmaları, laboratuvar tetkikleri ve tedavileri retrospektif olarak incelenmiştir. 1 yıl ve üstü takipli hastaların başvuru ve yıllık vki-sds, boy-sds, büyüme hızı-sds ile metabolik kontrol düzeyi, eşlik eden hastalıklar, beslenme şekli ve tedavi şekli ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza alınan 307 hastanın 155'i takipli, 152'si takipsizdi (1-2 kere gelen). Hastaların 165'i (%53,7) kız, 142'si (%46,3) erkekti. Çalışmaya alınan hastaların tanı yaşı ortalaması 7,9±4.2 yıldı. Her iki cinsiyette de en sık tanı yaş grubu 5-10 (%44,3, n=115) yaş aralığıdır. En sık tanı mevsimi kış (n=46, %31,5), 2.sık tanı mevsimi ilkbahardı (n=40, %27,4). En sık başvuru semptomu %66,7'si (n=106) polidipsiydi. En sık başvuru şekli diyabetik ketoasidoz (n=81, %48,8), 2.sık başvuru şekli ketoz (n=60, %36,10) du. C-peptid ortalaması 0,48±0,41 saptandı. Diyabetik ketoasidozla başvuranlardaki C-peptid düzeyi, ketoz ve hiperglisemi ile başvuranlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olarak tespit edildi. Tek otoantikor pozitifliğinde en sık olan ICA (n=22, %13,5)'dı. Sadece İAA pozitifliği olan 2 hasta vardı. 2'li otoantikor pozitifliğinde en sık ICA ve anti-GAD birlikteliği 58 hastada (%35,6) pozitif saptandı. Tüm diyabet otoantikorlarına bakıldığında ICA otoantikoru 120 hastada (%43), anti-GAD otoantikoru 109 hastada (%39,3), İAA otoantikoru 48 hastada (%17,3) pozitif saptandı. Tip 1 DM'li ve otoimmün troidit gelişen hasta sayısı 29 (%13,8 ) olarak saptanmıştır. Troid otoantikorlarında tek otoantikor pozitifliğinde en sık anti TPO (n=11, %5,2), tüm troid otoantikor karşılaştırmalarında her iki troid otoantikor birlikte pozitifliği 17 (%8,1) hasta ile en sık olandı. Otoimmun troidit olan 29 hastanın 19'u ötroid, 5'i subklinik hipotroidi, 3'ü klinik hipotroidi, 1'i hipertroidi olarak saptanmıştır. Tip 1 DM'li ve çölyak gelişen hasta sayısı 7 (%3,4 ) olarak saptandı. Tanı anı HbA1c ortalaması 11,54±2,48 saptandı. Tanı anı D-vit ortalaması 16,5±7,3 saptanmıştır. Tip 1 DM'li hastalarda D-vit eksikliği olan hasta sayısı; 104 (%67,9), D-vit yetersizliği olan hasta sayısı 36 (%23,5), D-vit yeterli hasta sayısı 13 (%8,5) olarak saptandı. D-vit düzeyleri kız ve erkekte benzerdi. Yaş grubu olarak D-vit eksikliğinin en sık görüldüğü yaş grubu > 10 yaş, en az görüldüğü yaş grubu < 5 yaş altındaydı. Dislipidemi olan hasta sayısı 47 (%22,2) olarak saptandı. Hastalardan 5'inde (%2,1) mikroalbuminüri, 3 (%1,1)'ünde karaciğer enzim yüksekliği saptandı. Hastaların 8'i (%2,7) pompa kullanıyordu. Pompa kullanan hastaların 7'si (%2,4) kız, 1'i (%0,30) erkek olduğu tespit edildi. Karbonhidrat sayımı yaparak beslenen hasta sayısının 22 (%7,5) olduğu ve bunun 14'ünün (%4,8) kız, 8'inin (%2,7) erkek olduğu saptandı. Hastanemizde diyetisyene başvuran hasta sayısı 142 (%46,3) ve psikiyatriye başvuran hasta sayısı 62 (%20,2) olarak saptandı. Tip 1 DM ile başvuran hastaların %93,8 'inin uyruğu Türk, %4,2'si Suriye'liydi. Takibi 1 yıl ve üstü olan hastaların takip yıllarına göre ağırlık-sds, vki-sds, boy-sds, bh-sds ile HbA1c düzeyleri ve cinsiyetler arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Takibi 1 yıl ve üstü olan hastalarda takip başlangıcında kızlarda puberte dönemi erkeklere göre daha ileri dönemdeydi. Puberte dönemleri ve cinsiyet arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (p=0,037). 1. yıl ve 2. yıl takiplerinde vki-sds kızlarda erkeklere göre daha yüksekti (p=0,030) (p=0,002). Takibi 1 yıl ve üstü olan otoimmun troidit eşlik eden, etmeyen ve çölyak eşlik eden, etmeyen Tip 1 DM hastalarında takip yıllarına göre; vki-sds, boy-sds, bh-sds'leri benzerdi. Takibi 1 yıl ve üstü olan pompa kullanan, çoklu doz insülin tedavisi alan ve karbonhidrat sayımı yapan, normal diyet ile beslenen Tip 1 DM hastalarında takip yıllarına göre; vki-sds, boy-sds, bh-sds'leri benzerdi. Pompa kullanan hastaların HbA1c ortalamasında 2. yılda 1. yıla göre anlamlı bir düşüş olduğu gözlendi ( 9,56±1,01'den 8,96±2,43'e). Çoklu doz insülin kullananlarda ise HbA1c ortalaması 1. yılda 9,33±2,02 ve 2. yılda 10,33±2,41 saptanmıştır. Karbonhidrat sayımı yapan hastaların HbA1c ortalaması 2. yılda, 1. yıla göre anlamlı bir düşüş olduğu gözlendi ( 11,13±2,51'den 9,63±1,69'e). Normal diyetle beslenen hastalarda 1. yıl HbA1c ortalaması 10,91±2,47 , 2. yıl HbA1c ortalaması 10,35±2,51 saptandı. Sonuç: Büyüme kompleks bir süreçtir. Tip 1 DM gibi kronik, metabolik ve ek hastalık gelişme zemini oluşturan bir hastalıkta büyümeyi tek bir etkenin etkilediğinden söz etmek mümkün değildir. Çalışmamızda metabolik kontrol düzeyi olarak kullanılan HbA1c ile büyüme parametreleri arasındaki ilişkiyi tam olarak açıklayamasak da bazı yıllarda HbA1c ile büyüme parametreleri negatif korele saptanmış, pompa kullanan ve karbonhidrat sayımı yapan hastalarda klasik yöntemlere göre HbA1c'de daha anlamlı bir düşüş gözlenmiştir. Tip 1 DM'de beklenen komplikasyonların önlenmesi ve sağlıklı bireylerde belirlenen standart büyüme değerlerini yakalayabilmeleri için iyi metabolik kontrolün sağlanması, beslenme ve tedaviye uyumun artması için düzenli eğitimler verilmesi, böylece toplum sağlığının geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler:Tip 1 DM, metabolik kontrol, büyüme