SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde tanı alan HIV ile enfekte hastalara başlanan antiretroviral tedavi rejimlerinin virolojik ve immünolojik yanıtlar açısından karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OĞUZHAN YILDIZ

Danışman: Çiğdem ATAMAN HATİPOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: İnsan immün yetmezlik virüsü (Human Immunodeficiency Virus, HIV) enfeksiyonu, multisistemik tutulumla seyreden kronik bir hastalıktır. Bu hastalıkla ilgili tanı ve tedavi yöntemlerinde hızlı bir gelişme kaydedilmiştir. Yüksek etkinliğe sahip güncel tedaviler, HIV ile ilişkili mortalite ve morbiditeyi önemli ölçüde azaltarak, HIV ile yaşayan bireylerde beklenen yaşam süresini sağlıklı bireylerle benzer düzeylere çıkarmıştır. HIV enfeksiyonu düzenli klinik takiplerle yönetilebilen kronik bir hastalık haline gelmiştir. Farklı etki mekanizmasına sahip ajanlardan oluşan tüm antiretroviral tedavi (ART) rejimlerinin temel amacı, hızlı ve sürdürülebilir virolojik supresyon sağlamak ve immün sistem yetmezliği gelişmesinin önüne geçmektir. Hastaların klinik takibi virolojik ve immünolojik bulguların düzenli aralıklarla değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği'nde tanısı konularak takip edilen HIV ile yaşayan tedavi naif olguların antiretroviral tedavi rejimlerini virolojik ve immünolojik yanıtlar açısından karşılaştırmak ve sonuçlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Ocak 2000 - Mart 2023 tarihleri arasında kliniğimizde HIV enfeksiyonu tanısı alarak takip ve tedavisi yapılan hastaların dahil edildiği çalışmamız retrospektif kohort çalışması olarak planlandı. Hastaların sosyodemografik özellikleri, klinik ve laboratuvar bulguları ve tedavileri kayıt altına alındı. Hastalar; tanı sonrası başlanan ART rejimlerine göre Integrase Strand Transfer Inhibitor (INSTI) bazlı tedavi alanlar, Non-nucleoside Reverse Transcriptase Inhibitor (NNRTI) bazlı tedavi alanlar ve Protease Inhibitor (PI) bazlı tedavi alanlar olmak üzere gruplara ayrıldı. INSTI bazlı tedavi alan hastalar ise kendi içinde dolutegravir, biktegravir ve elvitegravir alanlar olmak üzere alt gruplara ayrıldı. Gruplar, tedavi başlangıcındaki klinik ve laboratuvar bulguları; ilk 6 aylık takip sürecindeki virolojik ve immünolojik yanıtlar açısından karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 25.0 paket programı ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 229 HIV ile yaşayan hasta dahil edildi. Hastaların 197'si (86,1) erkek, yaş ortalaması 41,2±13,6 (18-83 yaş), %30,1'i 50 yaş ve üzerinde idi. Tüm olguların 27'si (%11,8) öğrenci, 23'ü (%10) ev hanımıydı. Olguların 86'sı (%37,6) üniversite mezunuydu. Olası bulaş yolu, olguların 145'inde (%63,3) heteroseksüel cinsel temas, 71'inde (%31) homoseksüel cinsel temas şeklinde değerlendirildi. Olguların 71'inde (%31) eşlik eden hastalık mevcuttu. Tüm olguların 25'inde (%10,9) osteoporoz mevcuttu. Olguların 50'sinde (%21,8) koenfeksiyon, 16'sında (%7) fırsatçı enfeksiyon saptandı. Sifiliz olguların 37'sinde (%16,2) mevcuttu. Hastaların %88,6'sı 2015 yılı ve sonrasında tanı almıştı. Tanı anındaki medyan viral yük 126.760 kopya/ml; ortalama CD4 sayısı 402; ortalama CD4/CD8 oranı 0,496 olarak bulundu. Hastaların 194'ü (%84,7) INSTI, 21'i (%9,2) NNRTI, 14'ü (%6,2) PI bazlı tedaviler almıştı. 2015 yılı ve sonrasında en fazla INSTI bazlı tedaviler başlanmıştı. Tüm olguların 1. aydaki virolojik supresyon oranı %62,2 iken 6. aydaki virolojik supresyon oranı %93,4 olarak bulundu. Tanı anında tüm olguların %8,3'ünde CD4/CD8 oranı ≥1,0 olup, 6. ayda bu oran %29,7'ye yükseldi. Tedavi gruplarından bağımsız tüm olgularımızda 3. ve 6. aylarda daha önceki takip değerlerine göre ortalama CD4 T lenfosit sayısı ve CD4/CD8 oranında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artış saptandı (p 0,05). Gruplar arasında tanı anındaki viral yük, CD4 T lenfosit sayısı ve CD4/CD8 oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Tedavinin 1. ve 6. aylarındaki virolojik supresyon oranı, INSTI bazlı tedavi grubunda PI bazlı tedavi grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p 0,05). INSTI, NNRTI ve PI grupları arasında 3. ve 6. aylarda CD4/CD8 oranında ≥1,0 olacak şekilde normalizasyona ulaşma oranları açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). INSTI bazlı tedavi grubunda INSTI dışı diğer tedavi grubuna göre 1. ve 6. aylardaki virolojik supresyon oranı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p 0,05). Sonuç: HIV ile yaşayan bireylerde INSTI bazlı tedavilerin NNRTI ve PI bazlı tedavilere göre virolojik supresyon açısından daha üstün olduğu görülmüştür. Ayrıca, son yıllarda immünolojik yanıt takibinde daha sık kullanılmaya başlanan CD4/CD8 oranının erken dönemde INSTI bazlı tedavilerde diğer tedavilere göre daha fazla yükseldiği saptanmıştır. INSTI bazlı tedavileri kendi içinde değerlendirdiğimizde ise immünolojik ve virolojik yanıtlar açısından birbirlerine üstünlüklerinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, güncel rehberlerde de tedavi naif hastalarda ilk tercih olarak önerilen INSTI bazlı rejimlerin etkinliğini doğrulmaktadır. Etkin tedavilerin yaygınlaşmasıyla birlikte HIV/AIDS pandemisinde hedeflenen düzeylere ulaşılması açısından önemli bir adım atılmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: HIV, Antiretroviral tedavi, Virolojik yanıt, İmmünolojik yanıt