Kronik böbrek hastalığı olan hastalarda mekanik trombektomi ile semptomatik hemorajik transformasyon arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ENES TARIK İNCİ
Danışman: Burcu GÖKÇE ÇOKAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Kronik böbrek hastalığının (KBH) akut iskemik inme (Aİİ) hastalarında mekanik trombektominin (MT) sonuçlarına olan etkisine dair literatürdeki veriler sınırlıdır. Çalışmamızda MT ile tedavi edilen hastalarda KBH ve semptomatik hemorajik transformasyon (SHT) riski arasındaki ilişkinin araştırılması planlandı. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019 – Nisan 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği'ne Aİİ tablosuyla başvuran ve MT uygulanan 208 hasta dahil edildi. KBH tanısı KDIGO (Kidney Disease: Improving Global Outcomes) rehberine göre konuldu. Hastaların yaş, cinsiyet ve kronik hastalıkları gibi demografik verileri, başvuru anındaki National Institutes of Health Stroke Scale (NIHSS) skorları ve modifiye Rankin Skoru (mRS), oklüde arter ve tarafı, Alberta Stroke Program Early CT Score (ASPECTS), intravenöz tromboliz (İVT) yapılıp yapılmadığı, trombektomiye alınma saati, işlem sonrası hemorajik transformasyon (HT) olup olmadığı, European Cooperative Acute Stroke Study (ECASS) sınıflamasına göre hemoraji tipleri ve mTICI (Thrombolysis in Cerebral Infarction) skorları kaydedilmiştir. Primer sonlanım, endovasküler tedaviyi (EVT) takiben gelişen SHT idi. İkincil sonuçlar arasında hastanede ölüm, mTICI skoru, tedaviden sonraki 3 ay içinde ölüm ve 3. ay mRS skorları vardı. Bulgular: Araştırmaya 42 (%20.2) KBH olan 166 (%79.8) KBH olmayan toplam 208 hasta dahil edilmiştir. Hastaların yaş ortalaması 68.38 ± 14.67, tedavi öncesi NIHSS değeri ortalaması ise 14.84 ± 4.82 bulundu. Hastaların 108'i (%51.9) kadındı, 100'ü (%48.1) erkekti. 121 (%58.1) hastada hipertansiyon, 48 (%23.1) hastada diabetes mellitus (DM), 26 (%12.5) hastada geçirilmiş inme, 32 (%15.4) hastada atriyal fibrilasyon (AF), 10 (%4.8) hastada sistemik kanser bulunmaktaydı. 143 (%68.8) hasta 'MCA-M1', 26 (%12.5) hasta 'MCA-M2' ve 39 (%18.8) hasta 'ICA' oklüzyonu sınıfındaydı. 115 (%55.3) hasta rekombinant doku plazminojen aktivatörü (rtPA) ile birlikte MT tedavisi almıştı, 93 (%44.7) hastaya tek başına MT tedavisi uygulanmıştı. 19 (%9.1) hastanın trombektomiye alınma saati '0-1 saat', 90 (%43.3) hastanın '1-3 saat', 54 (%36.0) hastanın '3-4.5 saat', 45 (%21.6) hastanın '4.5-6 saat' arasındaydı. 56 (%26.9) hasta mTICI '0-2a', 152 (%73.1) hasta mTICI '2b-3' grubundaydı. 116 (%55.8) hastada HT vardı. 30 (%25.9) hastada hemorajik infarkt tip-1 (Hİ-1), 34 (%29.3) hastada hemorajik infarkt tip-2 (Hİ-2), 19 (%16.4) hastada parankimal hematom tip-1 (PH-1), 33 (%28.4) hastada parankimal hematom tip-2 (PH-2) gelişti. 38 (%18.3) hastada SHT görüldü. 75 (%36.1) hastada hastanede ölüm, 83 (%39.9) hastada tedaviden üç ay içerisinde ölüm gözlendi. 82 (%39.4) hastanın 3. ay mRS skoru iyi klinik sonlanım olan '0-2' arasında, 126 (%60.6) hastanın ise kötü klinik sonlanım olan '3-6' arasındaydı. Potansiyel karıştırıcılara göre ayarlanmış çoklu regresyon analizi KBH'nin SHT gelişimini (OR=3.075, %95 CI 1.137-8.318 p=.027), yetersiz perfüzyon olarak değerlendirilen mTICI '0-2a' skorunu (OR=.449, %95 CI .204 – .989 p=.047), hastanede ölümü (OR=3.870, %95 CI 1.527 – 9.807 p=.004), tedaviden sonraki 3 ay içerisinde ölümü (OR=2.570, %95 CI 1.028-6.428 p=.044) öngördüğünü fakat 3 ay sonraki klinik sonlanım ile ilişkili olmadığını ortaya koydu (OR=.415, %95 CI .997-11.693 p=.050). Sonuç: Çalışmamız, Aİİ nedeni ile MT tedavisi yapılan hastalarda KBH'nin SHT gelişimi için bir risk faktörü olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca yetersiz sayıda araştırılan KBH ile yetersiz reperfüzyon arasında anlamlı bir ilişki saptamıştır. KBH, MT ile tedavi edilen inme hastalarında literatüre benzer şekilde mortalitenin önemli bir göstergesiydi. Klinik sonlanım üzerine ise anlamlı bir etkisi olmadığı saptandı (p = 0.05).