Çocuk acil serviste kreatin kinaz (CK) yüksekliği saptanmış hastalarda klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF YILMAZ

Danışman: Funda KURT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Artmış kreatin kinaz (CK) seviyesi kas hasarının güvenilir bir göstergesidir. Plazma CK düzeyi viral enfeksiyonlara bağlı miyozit dışında egzersiz, uzamış konvülsiyon, enjeksiyonlar, travma, yanık, geçirilmiş operasyon, ilaç kullanımı gibi kas hasarına neden olabilecek birçok nedenle yüksek saptanabilmektedir. Klinik, asemptomatik kas enzim yüksekliğinden hayatı tehdit edici elektrolit dengesizliği, akut böbrek yetmezliği, çoklu organ yetmezliği ve hatta ölüme kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilmektedir. Bu çalışmada Acil Servise başvuran ve CK yüksekliği tespit edilen hastalarda etiyolojiyi tespit etmeyi, enzim düzeyi ve hasta kliniği arasındaki ilişkinin incelemesi planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız T.C Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Acil Kliniği'ne 1 Aralık 2021- 1 Haziran 2023 tarihleri arasında başvuran ve laboratuvar tetkiklerinde kreatinin kinaz (CK) enzim yüksekliği saptanan 18 yaş altı çocuk hastalar ile yapılan retrospektif, gözlemsel ve tanımlayıcı bir çalışmadır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 384 hastada ortanca yaş (IQR), 84,0 (61,2- 141,0) ay olup, hastaların % 63,8'inin 72 aydan büyük idi. Hastaların 276'ı (% 71,9) erkek cinsiyette olup en sık başvuru zamanının Kış ve İlkbahar mevsiminde (sırasıyla % 45,3 ve % 34,6) olduğu saptandı. . Kız ve erkeklerin CK ortanca, IQR değerleri sırasıyla 1038,0 (501,0-2139,0); 1347,5 (581,7- 3237,0) olup, erkeklerdeki CK ortancasının kızlara göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu gözlendi (p= 0,025). Solunum yolu viral paneli (SYVP) sonucu pozitif olan hastalarda etkenlerin sıklık sırasına göre influenza, adenovovirüs, koronavirüs (sırasıyla % 60,0; % 11,7; % 10,0) olduğu belirlendi. Hastaların 270'inde (% 70,3) geçirilmiş enfeksiyon, 36'sında (% 9,4) enjeksiyon, 27'sinde (% 7,0) egzersiz, 10'unda ilaç kullanımı (% 2,6), 5'inde (% 1,3) elektrik çarpması, 3'ünde (% 0,8) geçirilmiş operasyon öyküsü olduğu belirlendi. Hastaların tümü ve geçirilmiş enfeksiyon öyküsü olanlarda sırasıyla CK düzeyinde ≥ 10 kat artış olanların % 93,9 ve % 95,8'inin hastaneye yatırılarak İV mayi aldıkları saptandı. Geçirilmiş enfeksiyon öyküsü olan hastaların % 45,1'inde lökopeni; % 92,9'unda (250) AST yüksekliği; 27,8'inde (75) ALT yüksekliği; 95,7'sinde (244) LDH yüksekliği mevcuttu. Sonuç: CK yüksekliği saptanan hastaların büyük bir kısmında neden iyi prognozlu, kendi kendini sınırlayan viral miyozittir. Ayırıcı tanılar dışlandıktan sonra serum CK yüksekliği tespit edilen hastalarda tetkikler sınırlı olmalı, invaziv tetkiklerden ve gereksiz hastaneye yatışlardan kaçınılmalıdır.