Obezitede asprosin düzeyinin önemi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALPAY DÜŞGÜN
Danışman: Zübeyde Şebnem AKTARAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Obezite, vücutta sağlık için risk oluşturacak düzeyde artmış yağ birikimidir. Kompleks ve multifaktöriyel kronik bir metabolizma hastalığı olup, son yıllarda dünyada ve ülkemizde prevalansı hızla artmaktadır. Obezitede, adipoz dokudan dolaşıma salınan adipokinlerin ve sitokinlerin düzeyleri artarak düşük seviyede kronik inflamasyona ve ilişkili komplikasyonların oluşumuna neden oldukları düşünülmektedir. Asprosin, beyaz adipoz dokudan salgılanan bir adipokindir. Obezitede ve açlıkta artan protein yapıda santral oreksijenik etkili bir hormondur. Asprosin glukojenik etkili olup hepatik glukoz üretimini uyarır, pankreatik beta hücrelerde apopitozise ve inflamasyona neden olur ve periferik dokularda insülin direncini arttırır. Asprosinin etkileri göz önüne alındığında özellikle obezite ve ilişkili metabolik komplikasyonlarının izleminde ve tedavisinde rol alabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızın amacı obezitede serum asprosin düzeyinin önemini, biyokimyasal ve antropometrik parametrelerle ve metabolik sendrom (MS) tanı kriterleri ile ilişkisini araştırmaktır. Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Eğitim Polikliniği ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Eğitim Polikliniğine başvuran 18-60 yaş arasında, 25 erkek ve 25 kadın, [ Vücut Kütle İndeksi (VKİ) ≥ 30 kg/m²] olan toplam 50 obez vaka ve genel kontrol amacıyla başvuran 18-60 yaş arasında, 15 erkek 15 kadın (VKİ:18-25 kg/m²) olan 30 normal kilolu sağlıklı birey alındı. Tüm olgularda açlık serum asprosin düzeyi ile biyokimyasal parametreler, antropometrik parametreler ve vücut kompozisyon ölçümleri arasındaki ilişki incelendi. Çalışmamızda obez grupta serum asprosin düzeyini kontrol grubuna göre yüksek saptadık. Tüm olgular değerlendirildiğinde serum asprosin düzeyi ile VKİ, bel çevresi (BÇ), vücut yağ kütlesi, viseral yağ seviyesi, trigliserid (TG), alanin transaminaz (ALT), açlık kan glukozu (AKG), insülin, HOMA-IR (Homeostatic Model Assessment Insulin Resistance), c-reaktif protein (CRP), visseral adipozite indeksi (VAİ) arasında anlamlı düzeyde pozitif korelasyon, yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) arasında anlamlı düzeyde negatif Obez grupta asprosin düzeyi ile sistolik tansiyon, diyastolik tansiyon, TG, AKG, insülin, HOMA-IR, VAİ arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edildi, HDL ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki bulundu. MS (+) grubun asprosin düzeyini MS (-) gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptadık. MS (+) grupta serum asprosin düzeyi ile TG, AKG, insülin, HOMA-IR, VAİ arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde pozitif korelasyon tespit edildi, HDL ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde negatif korelasyon bulundu. MS (+) grupta asprosin ile anlamlı düzeyde korelasyon saptanan parametreler çok değişkenli lineer regresyon analizi ile incelendiğinde bu parametrelerden asprosini en fazla etkileyenlerin TG ve VAİ ile olduğu tespit edildi. Sonuç olarak; çalışmamızda asprosin ile VKİ, BÇ ve total vücut yağ kütlesi arasında pozitif korelasyon saptanması, obez hastalarda kontrol grubuna göre yüksek olması, özellikle MS olan hastalarda yüksek olması, MS komponentleri olan dislipidemi, AKG, insülin direnci (IR), hipertansiyon (HT) ile pozitif korelasyon olması ve özellikle çok değişkenli lineer regresyon analizinde kardiyometabolik hastalıkları öngörmede önemli bir parametre olan VAİ ve TG ile anlamlı korelasyon göstermesi asprosinin obezite ve ilişkili komplikasyonların gelişiminde özellikle MS için önemli bir adipokin olduğunu düşündürmektedir.