Adolesanlarda sosyal görünüş kaygısının yeme tutum bozukluğu ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA GÜNGÖR

Danışman: Alkım ÖDEN AKMAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Yeme bozuklukları sıklıkla ergenlik döneminde başlayan ve en sık görülen 3. kronik hastalıktır. Akut/kronik medikal komplikasyonların önlenmesi yönünden erken dönemde öngörü ve tanı çok önemlidir. Bireyin bedeni ve görünüşüyle ilgili olumsuz beden imajı olarak tanımlanan sosyal görünüş kaygısı ile yeme tutum bozukluğu riski arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmalar sınırlıdır. Çalışmamızda; ergenlerde sosyal görünüş kaygısı ile yeme tutum bozukluğu riski arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız 01.09.2022-31.10.2022 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Çocuk Hastanesi Adolesan polikliniğine başvuran sağlıklı ergenlerin dahil edildiği kesitsel analitik bir çalışmadır. Katılımcılara Yeme Tutum Testi-26 (Yeme meşguliyeti, kısıtlama, sosyal baskı şeklinde üç alt boyutu bulunmaktadır), Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ) ve sosyodemografik sorular kısmından oluşan bilgi anketi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza 246 ergen dahil edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 14,74±1,79'du. Katılımcıların %77,6'sı kadındı. Ergenlik dönemlerine göre ayrıldığında %22'si erken, %60'ı orta, %18'i geç ergenlik dönemindeydi. Vücut kitle indeksi (VKİ) ort. 21,12'ydi (±4,22). Vücut kitle indeksi (VKİ) persentiline göre %73,6'sı normal, %6,5'u düşük, %11,8'i fazla kilolu, %8,1'i ise obezdi. Katılımcıların %96'sı örgün eğitimde okumaktaydı. Katılımcıların %99'u ailesi ile birlikte yaşıyordu ve bunların %80'inin anne -babası birlikte yaşamaktaydı. Ailede fazla kilolu birey olan %26,4, zayıf birey bulunan %20 kişiydi. Spor yapma durumları incelendiğinde katılımcıların %47.2'si düzenli fiziksel aktivite yapmıyordu. Diyet davranışı incelendiğinde katılımcıların %66'sı daha önce hiç diyet yapmadığını ifade etti. Yeme tutumu ölçeği puan ortalaması 12,03'tü (± 8,6) ve YTT-26 ölçeğinin kesme değeri olan 20 puanın üstünde olan kişi sayısı %17,1'di.Sosyal Görünüş Kaygısı (SGKÖ) puan ortalaması 41,52 (± 16.8) idi. Sosyal görünüş kaygısındaki 1 puanlık artış yeme tutumu puanında 0,469 puanlık bir artışa neden olmaktadır ve yeme tutumundaki değişiminin %22'si sosyal görünüş kaygısı tarafından açıklanmaktadır. Yeme tutumu ölçeği ile sosyal görünüş kaygısı ölçeği (r=0,469) arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü bir ilişki mevcuttur. Ortalama puan olarak YTT-26 Yeme meşguliyeti alt boyutu ve SGKÖ puanı kadın cinsiyette istatistiksel anlamlı yüksekti. Düşük kilolu olanlarda yeme meşguliyeti puanları en düşük iken obez olanlarda en yüksekti. Düşük kilolu olanlarda YTT-26 sosyal baskı alt boyutu puanları en yüksek iken, obez olanlarda en düşüktü. SGKÖ puanları normal kilolu olanlarda en düşük iken obez olanlarda en yüksekti. Yeme meşguliyeti alt boyutu puanları ailesinde fazla kilolu birey bulunanlarda daha fazlaydı.YTT-26 Kısıtlama alt boyutu puanları düzenli olarak spor yapanların, spor yapmayanlara göre ve her gün spor yapanların, haftada 1-2 gün spor yapanlara göre daha yüksek puana sahipti.YTT-26 puanı düzenli olarak diyet yapanlarda, daha önce diyet yapmayanlara göre daha yüksek puana sahipti. SGKÖ puanları diyet yapanlarda, daha önce diyet yapmayanlara göre daha yüksekti. Sonuç: Çalışmamızda sosyal görünüş kaygısı arttıkça yeme tutum bozukluğu riskinin arttığı bulunmuştur. Kadın cinsiyette, ailede obez kişi varlığı olanlarda ve diyet yapanlarda sosyal görünüş kaygısı ölçek puanı anlamlı yüksekti. Sosyal görünüş kaygısı yeme tutum bozukluğu ilişkisi karmaşıktır ve diğer risk faktörleriyle birleştiğinde yeme tutum bozukluğu gelişimini kolaylaştırabilir. "Ergenlik" her türlü davranış yönünden şekillendirilebilen bir dönemdir. Bu dönemin hastalıklarının bilinmesi ve morbiditesi yüksek hastalıkların erken tanısı ve önlenmesi, koruyucu eğitim ve sağlık hizmet sektörlerinin en önemli görevi olmalıdır. Anahtar kelimeler: Adolesan, sosyal görünüş kaygısı bozukluğu, yeme tutum bozukluğu