İkinci trimester ultrasonografide izole hiperekojen bağırsak izlenen fetüslerin antenal ve postnatal sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR TEPECİK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DİLEK POLAT
Danışman: Mehmet ÖZEREN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç Bu çalışmanın amacı; ikinci trimester ultrasonografi de izole hiperekojen bağırsak izlenen fetüslerin antenatal ve postnatal sonuçlarını incelemektir. Materyal ve Metod Bu retrospektif çalışmada; Ocak 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri'ne başvurup ikinci trimester ultrasonografide izole hiperekojen bağırsak tanısı almış ve doğumlarını hastanemiz doğumhanesinde yapan hastalar ile kontrol grubu olarak hastanemiz doğumhanesinde doğumlarını gerçekleştiren normal sağlıklı gebeler kullanıldı. Ultrasonografide izole hiperekojenik barsak (İHEB) saptanan 353 gebeden 85'i verilerine ulaşılarak çalışmaya dahil edildi. İzole hiperekojen bağırsak mevcut olup gerçekleşen her doğum için 4 kontrol hastası seçildi. Kontrol grubu, çalışma grubu ile aynı gün doğum yapan (geriye ve ileriye yönelik kriterlerimize uygun ilk iki doğum) hastalardan oluşturuldu. Bilgiler ve veriler hastane bilgi yönetim sisteminden (HBYS), hastaların medikal kayıtlarından ve telefon aracılığıyla hastalar ile görüşülerek elde edildi. Verilerin analizinde Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 26.0 sürümü (IBM Corporation, Armonk, New York, US) paket programı kullanıldı. Bulgular Kliniğimizde Ocak 2018 - Aralık 2018 tarihleri arasında fetal anomali taraması yapılan 15089 hasta ve 15461 fetüsün ultrasonografi raporları incelendiğinde 353 gebelikte (prevelans %2.33) ve 357 fetüste (prevalans %2.30) izole hiperekojen bağırsak bulgusu izlendi. İHEB sıklığı tekil ve çoğul gebelikler için ayrı ayrı bakıldığında; tekil gebeliklerde ve fetüslerde 336/15089 (prevelans %2.22), çoğul gebeliklerde 17/352 (%4.82), çoğul fetüslerde 21/712 (prevelans: %2.94) olarak izlendi. Kriterlerimize uyan toplam 85 gebenin ve 86 fetüsün verilerine ulaşıldı. Dahil ettiğimiz hastalardan 13'üne non invaziv prenatal test, 36'sına kistik fibrozis taraması yapılmıştı. Tüm bu testlerde patolojik bulgu izlenmedi. 1 (%1.2) fetüste invaziv tanı metoduyla (amniyosentez) Trizomi 21 tespit edildi. 70 hastaya TORCH taraması yapıldı. 2 (%2.8) hastada Rubella Ig M + iken, 1 (%1.4) hastada Toksoplazma Ig M + izlendi. 6 (%7.1) hastada fetal anomali taraması esnasında amniyon sıvısında partiküller izlendi ve intraamniyotik kanama düşünüldü. Doğum sonrası yenidoğan muayene ve tetkikleriyle 1 (%1.2) yenidoğana kısmi anormal pulmoner venöz dönüş, 1 (%1.2) yenidoğana patent duktus arteriyozus, 1 (%1.2) yenidoğana duodenal obstrüksiyon tanısı konuldu. Diğer yenidoğanlar normal muayene bulgularına sahipti. 9 (%11) fetüste fetal gelişme geriliği saptandı. 1 (%1.2) gebelik trizomi 21 nedeniyle sonlandırılırken, 1 (%1.2) fetüs de gebelik kaybı gerçekleşti. 1 (%1.2) gebelik intrauterin ölü doğum ile sonuçlandı. İHEB'li yenidoğanlar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında; anne yaşı, pariteler, vücut kitle indeksleri, fetal anomali taraması yapılma haftaları, yenidoğan cinsiyet dağılımları, doğum haftaları, makrozomi prevelansları, 1. dakika ve 5. dakika APGAR skoru <7 yenidoğan sayısı, yenidoğan yoğun bakım gereksinimi ve neonatal ex açısından gruplar arasında anlamlı fark izlenmedi. Yine abortus imminens öyküsü, gestasyonel diyabet ve gebeliğin hipertansif hastalığı açısından gruplar arası anlamlı farklılık görülmedi. Gruplar arası ölü doğum oranları benzerdi. İntrauterin gelişme geriliğine sahip fetüs oranı İHEB'li grupta %10.5 (n=8) iken, kontrol grubunda %4.6 (n=14) idi ve İHEB'li grupta İUGG lehine anlamlı bir fazlalık izlendi (p=0,048). İHEB grubunda 5 hastada (%6.6) fetal anomali taraması esnasında amniyon sıvısında partiküller izlendi ve intraamniyotik kanama düşünüldü. Bu rakam kontrol grubunda 2 (%0.6) hastada kaldı. Aralarında ki bu fark anlamlı olarak izlendi (p<0,001). İHEB grubunda, fetal anomali taraması esnasında saptanamayan ve doğum sonrası izlenen anomali sayısı anlamlı olarak daha yüksek izlendi (n=3 (%3.9) vs n=1 (%0.3), p=0,005). Düşük doğum ağırlıklı bebek oranı İHEB grubunda 13 (%17.1) olup kontrol grubunda 28 (%9.2) idi ve İHEB grubunda anlamlı derecede yüksek izlendi (p=0,049). Sonuç İHEB çoğunlukla normalin varyantı olmasına rağmen; kromozomal anomaliler, enfeksiyonlar, kistik fibrozis, intrauterin gelişme geriliği gibi sonuçlarla ilişkisi olabilmektedir. İHEB varlığında öncelikle detaylı ultrasonografi tekrarı ve fetal ekokardiyografi yapılmalıdır. Anöploidiler, kistik fibrozis, TORCH taramaları hakkında hastalar bilgilendirilmelidir. Tüm bulguları normal olan hastalar intrauterin gelişme geriliği açısından takip edilebilir. Sonuçlar yeni çalışmaların önünü açmakla birlikte İHEB'in kötü maternal-neonatal sonuçlara ve kromozomal anomaliler üzerine öneminin açıklığa kavuşması için randomize kontrollü prospektif ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler Hiperekojenik bağırsak, ultrasonografi, anöploidi, kistik fibrozis