Meme malign kitle lezyonlarında strain elastografi ile elde edilen strain ratio değerleri ile Ki-67 indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BÜŞRA GÜLNİHAL SOYLU YUMAK
Danışman: Pelin Seher ÖZTEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve amaç: Kadınlarda meme kanseri önemli bir mortalite nedenidir. Meme kanseri taraması rutin olarak mamografi (MG) ile yapılmakta olup özellikle meme parankiminin yoğun olduğu kadınlarda tamamlayıcı olarak ultrasonografi (USG) ile birlikte kullanılmaktadır. Strain Elastografi (SE) tekniği memenin görüntülenmesinde yardımcı araç olarak kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar, malign lezyonların kendi içinde elastikiyetinin değişkenlik gösterdiğini, tümör sertliğinin tümörün progresyonu ile ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca tümör sertliğinin tümör agresifliği ile eşleşebileceğini de göstermiştir. Ki-67'nin meme kanseri hücrelerinin proliferasyonu aktivitesinin derecesini değerlendirmek için en ideal gösterge olduğu düşünülmektedir. Ki-67 ekspresyonu yüksek olan lezyonların kemoterapiye daha iyi yanıt verdiği bilinmekle birlikte, yüksek bir Ki-67 indeksi aynı zamanda kötü prognozun ve yüksek derecenin göstergesidir. Bu çalışmada hastanemizde SE tekniği de dahil olmak üzere radyolojik değerlendirmesi yapılan ve kor biyopsi ile meme kanseri tanısı alan hastalar retrospektif olarak incelenip histopatolojik sonuçları ile birlikte değerlendirilerek Strain Ratio (SR) değerleri ve Ki-67 indeksi arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2017-Ocak 2024 yılları arasında kliniğimize başvuran, strain elastografi değerlendirilmesi yapılmış, kalın iğne biyopsisi gerçekleştirilmiş ve meme kanseri tanısı almış 18-85 yaş arası kadın hastalara ait veriler retrospektif olarak tarandı. Görüntüleri eksiksiz olarak arşivlenmiş (gri skala USG, Renkli Doppler USG ve SE); değerlendirme için yeterli sayıda ve kalitede olan 259 kadın hastaya ait 269 lezyon çalışmaya alındı. Çalışmaya dahil hastalarda malign meme lezyonları, strain elastografi yazılımına sahip Hitachi High-Vision Preirus cihazı (Hitachi Medical Corp, Tokyo, Japonya) 13-6 MHz, 50 mm uzunluğunda, lineer prob kullanılarak meme radyolojisinde 24 yıllık tecrübeye sahip tek radyolog tarafından değerlendirildi. SR değerleri kitle ile komşu yağ dokuya region of interest (ROI) yerleştirilerek elde edildi. Arşiv görüntüler 24 yıllık ve 5 yıllık tecrübeye sahip iki radyolog tarafından patoloji sonuçlarından habersiz olarak tekrar değerlendirildi ve görüntülerdeki optimal olarak elde edilen SR değerine konsensüs ile karar verildi. Ardından lezyonlara ait Ki-67 değerleri patoloji raporlarından elde edilerek not edildi. Veriler SPSS (IBM SPSS Statistics 27) adlı paket program kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızda 259 hastaya ait 269 lezyon değerlendirilmiştir. 269 lezyonun 154'ünde (%57,2) Ki-67 indeksi 0,05). Grade, patoloji, invaziv/non-invaziv tümör ve moleküler subtipe göre SR değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (>0,05). Ki-67 indeksine göre lezyonlar 7 farklı kategoriye ayrılmıştır. Ki-67 indeksi %60 şeklinde olup Ki-67 indeksi ile SR arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına bakıldı. Ki-67 (%) kategorilerine göre SR değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur (>0,05). Anlamlı olabileceği düşünülen tüm parametreler kullanılarak Backward:LR lojistik regresyon analizi yapıldı. Mevcut modelde; tanı yaşının, Ki-67 ≥%15 riskini etkileyen önemli bir parametre olduğu tespit edilmiştir (<0,05). Tanı yaşı (yıl) 1 birim arttığında, Ki-67 ≥%15 riski %2,2 azalacaktır (OR=0,978). SR değerinin, Ki-67 ≥%15 riskini etkileyen önemli bir parametre olduğu tespit edilmiştir (<0,05). Elasto SR değeri 1 birim arttığında, Ki-67 ≥%15 riski %0,6 artacaktır (OR=1,006). Sonuç: Çalışmamızda SE ile elde edilen SR değeri ile Ki-67 proliferasyon indeksi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamış; ancak SR değerindeki artışın Ki-67 yüksekliği ile zayıf düzeyde ilişkili olabileceği gözlemlenmiştir. Bu bulgu, SE'nin prognostik değerlendirmede tek başına belirleyici olmasa da, yüksek proliferatif aktiviteye sahip lezyonların non-invaziv tahmininde tamamlayıcı bir araç olarak klinik sürece katkı sağlayabileceğini göstermektedir.