Üst gastrointestinal hemorajili olgularda hemogram parametrelerinin mortaliteye etki eden faktörlerle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MELİSA SANEM ULULAR KILIÇ

Danışman: Refik DEMİRTUNÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Akut üst gastrointestinal sistem (GİS) kanaması, gastrointestinal kanalın, özefagus üst kısmı ile duodenumda Treitz ligamenti arasındaki herhangi bir lokalizasyonda olan kanamadır. Akut üst GİS kanamaları acil serviste sık karşılaşılan mortalite ve morbidite nedenlerindendir. İnsidansı yıllık hastane başvurularının 100000'de 50-150'si arasında değişmektedir. İleri yaş, böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları, maligniteler gibi eşlik eden durumlarda mortalite oranları artmaktadır. Bu yüksek riskli hastaları saptamak önemlidir, bu nedenle üst GIS kanama ile hastaneye başvuruda bulunan hastalara başvuru aşamasında risk skorlaması yapılması; hastaya yapılacak tedavi, girişim, hastanın nerede takip edileceği ve hastalığın seyrini etkileyecektir. Bu çalışmada hastanemiz acil servisine üst GİS kanamasıyla başvuran hastaların epidemiyolojik özellikleri, kanama nedenleri, transfüzyon gereksinimi, hastaların mortalite ve morbiditesini etkileyen faktörleri araştırılmıştır. Klinik, laboratuar ve endoskopik veriler incelenerek hastalar Rockall, Blatchford ve AIMS65 skorlama sistemleri ile sınıflandırılmıştır. Çalışmanın esas amacı; ucuz, pratik ve kolay ulaşılabilir olan hemogram parametreleri ile hospitalizasyon ihtiyacı ve mortaliteyi erken öngörebilmektir. GEREÇ ve YÖNTEM:Bu çalışma 01.01.2014 – 01.11.2016 tarihleri arasında S.B.Ü. Haydarpaşa Numune E.A.H. acil servisine hematemez, melena ve benzeri şikayetlerle başvuran, İç Hastalıkları kliniği tarafından yatırılarak, yapılan özefagogastroduodenoskopide (ÖGD) üst GİS Kanama tespit edilen hastalar üzerine retrospektif olarak yapıldı. Hastaların yaş, cinsiyet, yatış süresi, komorbid hastalık varlığı, kullandığı ilaçlar (NSAID, asetil salisilik asit, varfarin, yeni nesil oral antikoagulanlar vb), sigara ve alkol kullanımı, başvuru anındaki vital bulguları (ateş, nabız sayısı, sistolik ve diastolik kan basıncı), başvuru anındaki detaylı hemogram ve biyokimya değerleri kaydedildi. Kan transfüzyon sayısı ve verilen kan ürünü, acil olarak yapılan ÖGD ile kanayan lezyonun tipi, lokalizasyonu, peptik ülser kanaması ise Forrest sınıflaması kaydedildi. Hastaların mevcut verilere göre Rockall skoru, Glasgow Blatchford skoru ve AIMS65 skoru hesaplandı. SONUÇ: Çalışmamızda hastane içi mortaliteye göre RDW (Mann-Whitney U p<0,05) ve NLO (Mann-Whitney U p<0,05) dağılımı açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmıştır. Hastane içi mortalitede TLO (Mann-Whitney U p:0,394) ve MPV (Mann-Whitney U p:0,183) saptanmış olup istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Çalışmamızın esas amacı önceki bölümlerde detaylı belirtildiği gibi; ucuz, pratik ve kolay ulaşılabilir olan hemogram parametreleri ile hospitalizasyon ihtiyacı ve mortaliteyi erken öngörebilmektir. Bu sayede mortalitesi yüksek hastalar tespit edilip tedavilerinde daha agresif davranılarak hem mortalite oranını düşürmek hem de hastanede yatış sürelerinin kısaltılmasıyla oluşacak maddi yükü azaltmak amaçlanmaktadır. Bu bilgiler ışığında RDW ve Nötrofil/Lenfosit oranı üst GİS kanamalı olgularda mortaliteyi öngörme konusunda risk skorlama sistemleri ile benzer oranlarda etkili bulunmuştur. Çalışmamızda MPV ve TLO konusunda beklenen sonuç alınamamıştır. Bunun nedeni MPV cihaz ölçüm teknikleri ve antikoagulan kullanımı olabilir. Ayrıca çalışmamızda acile ilk başvuru değerleri değerlendirilmiştir. Hastalık seyri boyunca yapılan ardışık analizler, söz konusu parametrelerin değerlendirilmesi konusunda daha net bilgi verebilir. Daha kapsamlı yapılabilecek çalışmalar ile RDW ve NLO parametrelerinin üst gastrointestinal kanamalı olgularda yol gösterici olacağına inanıyoruz.