Farklı etnik kökenden hastaların histerosalpingografi (HSG) 'de uterin kavitenin anormal değerlendirme oranının saptanması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET FIRAT ORTAK
Danışman: Müşerref Banu YILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu araştırmanın amacı infertilite şikayeti olan farklı etnik kökenden hastaların histerosalpingografi (HSG)'de uterin kavitenin anormal değerlendirilme oranının saptanması, toplumlar arası Mullerian gelişim anomalilerinin sıklığının belirlenmesi ve infertilite etyolojisinde uterin faktör rolünün ortaya konulmasıdır. Gereç ve yöntem: Çalışmaya 2015-2019 yılları arasında Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştrıma Hastanesi'nde infertilite tanısı ile histerosalpingografi çekilmiş 18-45 yaş arası 316 T.C vatandaşı hasta ile aynı yaş grubu ve tanılı 172 yabancı uyruklu hasta dahil edilmiştir. İki grubun yaş ortalaması, hastanemizde çekilmiş olan histerosalpingografi (HSG) filmlerinde anomali saptanıp saptanmadığı, saptandıysa anomalinin çeşidi, başvuru anında primer mi sekonder mi infertil olduğu, HSG sonrasında gebelik oluşup oluşmadığı, oluştuysa yardımcı üreme tekniğiyle mi spontan mı olduğu, oluşan gebelik sonuçları ve HSG filmi sonrasında operasyon geçirip geçirmediği gibi parametreler karşılaştırıldı. Bulgular: İnfertilite şikayeti ile başvuran yabancı uyruklu hastaların yaş ortalaması T.C uyruklu vatandaşların yaş ortalamasından anlamlı derecede daha yüksek bulundu (33 vs 29, p<0.001). Primer infertilite her iki grupta daha yüksek saptanmakla birlikte (p<0.05), T.C vatandaşlarında %61.9 iken, yabancı uyruklu hastalarda %77.4 olarak hesaplandı. Uterin kavite anomalisi olan ve olmayan hastalar arasında gebelik sonuçları açısından istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0.08). Uterin kavite anomalisi olan hastaların IVF yardımcı üreme tekniğine başvuru oranı uterin kavitesinde anomali olmayanlardan anlamlı derecede daha fazla tespit edildi (p<0.05). Konjenital uterin anomali oranı T.C vatandaşı hastalarda %8.8, yabancı uyruklı hastalarda %7, T.C vatandaşı ve yabancı uyruklu hastalar birlikte ele alındığında %8.1 olarak saptandı. Yine her iki grup birlikte değerlendirildiğinde en sık saptanan anomali %4.5 ile arkuat uterus tespit edildi. Uterin kavitenin edinsel patolojileri de dahil edildiğinde yabancı uyruklu hastalardaki uterin kavite anomalisi oranı, T.C vatandaşı hastalardan anlamlı derecede yüksek bulundu (%18.6 vs %10.8). SONUÇ: Çalışmamızda infertilitenin önemli etyolojilerinden biri olan uterin faktör sıklığının etnik, coğrafi, genetik değişkenlerden etkilenebileceği ve hastalarda Mullerian anomali ihtimalinin ortaya konulmasının hekimleri erken tanı ve tedavi açısından yönlendirebileceği hipotezinden yola çıkılmıştır. Sonuçları itibariyle çalışmamızın; daha fazla örneklem büyüklüğü ile prospektif randomize tasarlanmış çalışmalara referans olması açısından değerli olduğunu düşünmekteyiz.