Böbrek transplantasyonu sonrası ilk yatış nedenlerinin ve gelişen komplikasyonların uzun vadede greft fonksiyonuna etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GÜLİN YILDIZ

Danışman: Hülya ÇOLAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kronik böbrek hastalığı dünya ve ülkemiz için önemli sağlık problemlerinin başında yer almaktadır. Böbrek nakli, renal replasman tedavileri arasında en iyisi olarak kabul edilmekle beraber nakil olmak ne yazık ki bütün problemleri çözemediği gibi operasyon sonrasında gecikmiş greft fonksiyonu, enfeksiyon, organ reddi gibi sorunlara da yol açabilmektedir. Çalışmamızda 2010-2020 tarihleri arasında İzmir Tepecik SUAM Organ Nakli Kliniğinde renal transplantasyon yapılan, tedavi ve takibi yapılan hastaların transplantasyon sonrası hospitalizasyon nedenlerinin ve gelişen komplikasyonların tespiti, komplikasyonların uzun vadede greft fonksiyonu üzerine etkisi ve gelişen komplikasyonları önlemeye yönelik önerilerde bulunmak amacıyla retrospektif olarak araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada serum üre, kreatinin, albumin ve elektrolit düzeyleri, kan sayımı, enfeksiyon parametreleri ve kültür sonuçları, panel reaktif antikor ve cross match sonuçları, kullanılan immunsüpresif tedaviler, allograftın ve nativ böbreklerin radyolojik incelemesi, böbrek biyopsisi sitolojisi, kemik dansitometrisi verileri incelenmiştir. Hastaların verileri SPSS paket istatistik programı 22 ile yapılmıştır. Sayısal veriler ortalama ve medyan olarak; kategorik veriler kişi sayısı ve yüzde olarak verilmiştir. Normallik testleri ve çarpıklık basıklık değerine göre değerlendirilen veriler; Nonparametrik testler olan Mann Whitney-U, Kruskall Wallis ve Ki-kare testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri yüzde 5 hata payı ile olarak p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmamıza dahil edilen hastaların 59'u (%38,31) erkek, 95'i (%61,69) kadındır, hastaların yaş ortalaması 40,59±12,3 saptanmıştır. Hastaların primer böbrek hastalığı dağılımı incelendiğinde en çok 45 (%29,22) kişiyle hipertansif böbrek hastalığı, 25 (%16,23) kişiyle diyabetik böbrek hastalığı, 24 (%15,58) kişiyle vezikoüretal reflü olduğu saptanmıştır. Hastaların renal transplantasyon öncesi %80,52'si HD, %11,04'ü PD yaptığı ve %8,44'ü diyaliz almadığı tespit edildi. Çalışmamızda diyaliz tipi, diyaliz süresi ile rejeksiyon arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ayrıca benzer şekilde pretransplant diyaliz modalitesi ile 5. yıl GFH ve kreatinin değerleri arasında anlamlı ilişki bulunmadı. Hastaların 65'i (%42,21) canlı, 89'u (%57,79) kadavra donörden nakil aldığı saptanmıştır. Çalışmamızda transplantasyon sonrası hastaların %26,62'sinde gecikmiş greft fonksiyonu, %12,34'ünde kronik allograft rejeksiyon, %10,46'sında akut humoral rejeksiyon, %6.49'unda akut hücresel rejeksiyon tespit edildi. Ayrıca gecikmiş greft fonksiyonu, kronik allograft rejeksiyon, akut humoral rejeksiyon, akut hücresel rejeksiyon varlığı ile transplantasyon sonrası 5. Yılda görülen kreatinin ve GFH düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde sadece kronik allograft rejeksiyonu görülenlerde kreatinin düzeyleri anlamlı derecede yüksek ve GFH değerleri de anlamlı olarak düşük bulundu. Diğer rejeksiyon tipleri ile 5. yıl değerleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Çalışmamıza katılan hastaların renal transplantasyon sonrası hastaneye ilk yatış nedenleri incelendiğinde ise %14,94'ünün İYE, %8,44'ünün diyare, %7,79'unun lenfosel, %5,19'unun lökopeni, %3,9'unun pnömoni olduğu tespit edildi. Literatür incelendiğinde uzun dönemdeki sağkalım ve allograft fonksiyonuna etkili faktörler her merkezde farklılıklar göstermektedir. Transplantasyonun iyi bir cerrahi merkezde yapılmasının ve deneyimli merkezlerde takibinin komplikasyonları azaltmak adına önemli olduğu sonucuna varılmıştır.