Supraventriküler taşikardi ile hastaneye başvurup, troponin yüksekliği saptanan hastaların, klinik, elektrokardiyografik, ekokardiyografik ve invaziv koroner anjiografik özelliklerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL DR. SİYAMİ ERSEK GÖĞÜS KALP VE DAMAR CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HÜSEYİN YAĞLI

Danışman: Selçuk YAZICI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Supraventriküler taşikardi (SVT) ile başvuran hastalarda kardiyak troponin yüksekliği sık görülebilmekte ve bu durum klinik pratikte altta yatan koroner arter hastalığı açısından tanısal güçlük oluşturabilmektedir. Bu çalışmada, SVT ile başvurup troponin yüksekliği saptanan hastalarda anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon sıklığının belirlenmesi ve bu durumu öngörebilecek klinik, elektrokardiyografik, ekokardiyografik ve laboratuvar parametrelerin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif, tek merkezli ve gözlemsel olarak tasarlandı. Ocak 2015 – Nisan 2026 tarihleri arasında SVT ile başvuran, troponin yüksekliği nedeniyle akut koroner sendrom ön tanısıyla hastaneye yatırılan 18 yaş üzeri hastalar değerlendirildi. Hastaların klinik, elektrokardiyografik, ekokardiyografik, laboratuvar ve invaziv koroner anjiyografi verileri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya toplam 372 hasta dahil edildi. Bu hastaların 308'ine (%82,8), yapılan klinik ve iskemik değerlendirmeler sonucunda invaziv koroner anjiyografi uygulandı. Toplam çalışma kohortu baz alındığında, 86 hastada (%23,1) anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon saptandı ve 61 hastada (%16,4) koroner revaskülarizasyon ihtiyacı olduğu saptandı. Yalnızca invaziv koroner anjiyografi uygulanan hastalar esas alındığında bu oranlar sırasıyla %27,9 ve %19,8 idi. Anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon saptanan grupta yaş ortalaması daha yüksek bulunmuş; erkek cinsiyet oranı daha yüksek saptanmış, hipertansiyon, diabetes mellitus ve koroner arter hastalığı öyküsü daha sık izlenmiştir. Ayrıca bu grupta SVT sonlandırıldıktan sonra çekilen kontrol elektrokardiyografide iskemik değişiklik daha sık izlenmiş, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu daha düşük bulunmuş ve sol ventrikül segmental duvar hareket kusuru varlığı daha sık saptanmıştır. Laboratuvar değerlendirmede, anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon saptanan grupta GFR ve HDL kolesterol düzeyleri daha düşük; serum kreatinin, kan şekeri ve HbA1c düzeyleri ise daha yüksek bulunmuştur. ASCVD risk skoru, anlamlı xi koroner arter darlığı veya total oklüzyon saptanan grupta daha yüksek bulunmuş ve bu durumu öngörmede orta düzeyde ayırt edici performans göstermiştir (AUC: 0,726; %95 GA: 0,667–0,786; p<0,001). ASCVD risk skoru <%5 olan hastalarda anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyonu dışlamada negatif prediktif değer %97,2 olarak hesaplanmıştır. Bu gruptaki hastalarda koroner revaskülarizasyon gereksinimi olmamıştır. Troponin parametreleri içinde en yüksek ayırt edici performans 2–12. saat troponin katlanma oranında izlenmiştir (AUC: 0,637; p<0,001; eşik değer: ≥1,05). Çok değişkenli analizde ASCVD risk skoru, iskemik ST depresyonu, LV-SDHK ve 2–12. saat troponin katlanma oranı anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon ile bağımsız ilişkili bulundu. Bununla birlikte troponin parametrelerinin tek başına ayırt edici performansı sınırlı düzeyde kaldığı görüldü. En yüksek ayırt edici performans, geçirilmiş koroner revaskülarizasyon öyküsü ile çalışmada anlamlı bulunan klinik, elektrokardiyografik ve ekokardiyografik değişkenler ile troponin dinamiğinin birlikte değerlendirildiği kombinasyonda elde edilmiştir (AUC: 0,842; %95 GA: 0,789–0,896; p<0,001). Sonuç: SVT ile başvurup troponin yüksekliği saptanan hastalarda, troponin yüksekliği her zaman anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon göstergesi değildir. Bununla birlikte azımsanmayacak bir hasta grubunda anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon saptanabilmektedir. Bu nedenle invaziv koroner değerlendirme kararı yalnızca troponin düzeyine dayandırılmamalıdır. Aterosklerotik risk faktörleri, ASCVD risk skoru, geçirilmiş koroner revaskülarizasyon öyküsü, SVT sonlandırıldıktan sonra çekilen kontrol elektrokardiyografi bulguları, ekokardiyografik değerlendirme ve seri troponin dinamiği birlikte ele alınmalıdır. Çalışmamızın bulguları, troponin pozitif SVT hastalarında anlamlı koroner arter darlığı veya total oklüzyon olasılığının değerlendirilmesinde tek bir biyobelirteç yerine çok parametreli bir yaklaşımın daha yol gösterici olabileceğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Supraventriküler taşikardi, troponin, koroner arter hastalığı, koroner anjiyografi, ASCVD risk skoru, akut koroner sendrom