Servikal olgunlaşma için dinoproston uygulanan gebelerde doğum süresinin tahmininde ultrasonografik miyometrial kalınlık, posterior servikal açı ve servikal gland alanının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ZEYNEP KAMİL KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BEYZA KILIÇLI

Danışman: Pınar KUMRU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çalışmamızın amacı, doğum indüksiyonundan sonra vajinal doğuma kadar geçen zaman aralığının tahmininde ultrasonografik miyometriyal kalınlık, posterior servikal açı ve servikal gland alan ölçümlerinin rolünü değerlendirmektir. Materyal-Metod: Araştırmamız prospektif kohort tipte planlandı. Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi doğumhane birimine Şubat 2023 – Mayıs 2023 tarihleri arasında doğum amacıyla yatırılan 101 gebe ile gerçekleştirildi. Doğumhane birimimizde; başvuruda aktif uterin kontraksiyonları olmayan, Bishop skoru oksitosin ile indüksiyona elverişli olmayan gebelere öncesinde servikal olgunlaşma için bir prosedür uygulanır. Servikal olgunlaşma amacıyla Dinoproston uygulaması kararı verilen gebelere uygulama öncesi transabdominal ultrasonografi ile alt uterin segment kalınlığı, fundal myometrial kalınlık, uterus anterior duvar myometrial kalınlığı, transvajinal ultrasonografi ile servikal uzunluk, posterior servikal açı, servikal gland alanı varlığı ölçümleri yapıldı. Daha sonra bu ölçümler ile Dinoproston uygulamasından yeterli servikal olgunluğa kadar geçen süre, doğum indüksiyonundan doğuma kadar geçen toplam süre arasında ilişki değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamıza 101 gebe katılmış, bunlardan 71 gebe vajinal doğum ile (%70), 30 gebe sezaryen (%29) ile doğum yapmıştır. Vajinal doğum yapan kadınların parite ortalaması 1 (0-2) iken, sezaryen ile doğum yapan kadınların parite ortalaması 0 (0-0) bulunmuştur. İki grup arasında parite sayıları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlıdır (p<0.001). Vajinal doğum yapan grupta ilk değerlendirmedeki ortalama servikal efasman %40 (30-50) iken, sezaryen grubunda bu değer ortalama %30 (30- 40) olarak bulundu. Bu fark istatiksel olarak anlamlı olarak değerlendirildi (p<0.001). TV-USG ile ölçülen servikal uzunluk vajinal doğum grubunda ortalama 29 mm (24- 35mm) iken, sezaryen grubunda 35 mm (29-38) olarak bulunmuştur. İki grup arasında servikal uzunluk ölçümleri arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. (p=0.002). Servikal gland alanı var olan gebelerde bu bölgenin ölçümü yapılmış olup; vajinal doğum grubunda ortalama 19±6 mm iken, sezaryen doğum grubunda 18±8 mm olarak bulunmuştur ve iki grup arasında Servikal gland alanı arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı saptanmamıştır (p=0,751). Çalışmamızda kullandığımız ultrasonografik ölçümler ile doğuma kadar olan süreler arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde; servikal uzunluk kısaldıkça latent faz süresinin kısaldığı yine servikal uzunluk kısaldıkça dinoprostonun serviksi olgunlaştırma süresinin kısaldığı gösterilmiştir. Posterior servikal açı değeri arttıkça dinoprostonun serviksi olgunlaştırma süresinin kısaldığı gösterilmiştir. Alt uterin segment, anterior ve fundus myometrium kalınlıkları ile doğumun latent faz ve aktif faz süreleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Sonuçlar: Çalışmamızın en önemli bulgusu doğum indüksiyonu uygulanan hastalarda myometriyum kalınlığının doğum süresi ve şekliyle ilgili istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin olmadığını ortaya koymasıdır. Çalışmamızda kullandığımız ultrasonografik ölçümler ile doğuma kadar olan süreler arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde; servikal uzunluk kısaldıkça latent faz süresinin kısalmış yine servikal uzunluk kısaldıkça dinoprostonun serviksi olgunlaştırma süresinin kısalmıştır. Çalışmamıza göre posterior servikal açı değeri arttıkça dinoprostonun serviksi olgunlaştırma süresinin kısalmıştır. Alt uterin segment, anterior ve fundus myometrium kalınlıkları ile doğumun latent faz ve aktif faz süreleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır.