Çocuklarda toplum kaynaklı akut böbrek hasarının klinik özellikleri ve sonuçları
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NAZİFE HUYLU
Danışman: Çağla Serpil DOĞAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada, toplum kaynaklı akut böbrek hasarı (TK-ABH) tanısı ile izlenen pediatrik hastaların demografik özellikleri, etiyolojik faktörleri, klinik seyirleri, yoğun bakım ve renal replasman tedavisi gereksinimleri ile kısa dönem böbrek sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 1 Ocak 2020 – 30 Haziran 2025 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniklerinde yürütülen retrospektif bir araştırmadır. Çalışmaya, 1 ay–18 yaş arası olup TK-ABH tanı kriterlerini karşılayan 134 hasta dahil edilmiştir. Önceden kronik böbrek hastalığı bulunanlar, yatışın ilk 24 saatinde kaybedilen hastalar ve eksik tıbbi kaydı olanlar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların demografik verileri, başvuru bulguları, laboratuvar değerleri, etiyolojik nedenleri, yoğun bakım yatışı, mekanik ventilasyon ve inotrop ihtiyacı, diyaliz uygulamaları ve taburculuk sırasındaki böbrek fonksiyonları kaydedilmiştir. Çalışmaya dahil edilen 134 hastanın büyük çoğunluğunu 12–18 yaş grubundaki olgular oluşturmaktadır. Etiyolojik değerlendirmede, toplum kaynaklı akut böbrek hasarı olgularının büyük çoğunluğunda renal (intrinsik) nedenlerin ön planda olduğu saptanmıştır (%71,6). Renal nedenler en sık 12–18 ve 6–12 yaş gruplarında görülmüş olup, glomerüler hastalıklar en önemli alt grubu oluşturmuştur. Akut tübülointerstisyel hastalıklar özellikle adölesan yaş grubunda daha yüksek oranda izlenmiş; bu grupta ilaç ilişkili akut tübülointerstisyel nefrit, enerji içeceği ve kreatin kullanımı ile ilişkili olgular dikkat çekmiştir. Akut tübüler nekroz nedenleri arasında rabdomiyoliz en sık etken olarak saptanmıştır. Prerenal akut böbrek hasarı olguların %26,8'inde izlenmiş olup en yaygın neden dehidratasyon olarak belirlenmiştir. Postrenal akut böbrek hasarı ise nadir olup yalnızca posterior üretral valv tanısı olan iki olguda saptanmıştır. Hastaların %47,8'i yoğun bakım ünitesinde izlenmiş olup; yoğun bakımda takip edilen hastaların %25'inde mekanik ventilasyon, %18,7'sinde de inotrop desteği gerekmiştir. Olguların %24,6'sında renal replasman tedavisi uygulanmış olup, en sık tercih edilen yöntem sürekli renal replasman tedavisi (SRRT) olmuştur. Taburculuk sırasında hastaların %84,3'ünde tam iyileşme sağlanırken, %13,3'unda kısmi iyileşme saptandı. İzlemde %2,2'sinde kronik böbrek hastalığı gelişimi gözlendi. Yatış sırasında mortalite oranı %4,5 olarak bulundu. Toplum kaynaklı akut böbrek hasarı, çocukluk çağında önemli morbidite ve mortaliteye yol açabilen ciddi bir klinik tablodur. Özellikle ileri evrede başvuran hastalarda yoğun bakım ve diyaliz gereksinimi artmakta, bir kısmında kalıcı böbrek hasarı gelişebilmektedir. TK-ABH'nın erken tanınması, nefrotoksik ajanlardan kaçınılması ve uygun sıvı-elektrolit yönetimi ile prognozun iyileştirilebileceği düşünülmektedir. Bu çalışma, TK-ABH'nın pediatrik yaş grubunda yalnızca akut dönemi ilgilendiren geçici bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve uzun dönem izlem protokollerinin önemini ortaya koymaktadır.