Tiroid nodüllerinde benign – malign ayrımınında ultrasonografik EU-Tirads skorlaması ile ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ve bethesda skorlamasının teşhis performanslarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ŞEBNEM ÇİMEN
Danışman: Nazif ZEYBEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Tiroid nodülleri çoğunlukla benign ve asemptomatik karakterli olan dünya çapında sıkça görülen patolojilerden biridir. Tüm nodüller içinde malignite görülme oranı %7-15 arasında değişir. Bu nedenle rutin pratiğimizde de kullandığımız ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ile benign-malign ayrımı yapmak önem arz eder. İnce iğne aspirasyon biyopsisi invaziv bir yöntem olduğu için ve kendi içinde işlem riskleri barındırdığı için dünyada ultrasonografi gibi non-invaziv yöntemlere yönelinmiş ve buna dair pekçok tanımlayıcı sınıflama yayınlanmıştır. Avrupa Tiroid Derneği de konuyla ilgili EU-TIRADS sınıflamasını duyurmuştur. Biz de çalışmamızda başarısı daha önceki yayınlarda da bildirilmiş olan EU-TIRADS sınıflamasının, ince iğne aspirasyon biyopsisi ve Bethesda Sınıflaması sonuçları ve opere olan hastalarda postoperatif histopatoloji sonuçlarını kıyaslamayı hedefliyoruz. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2021 Ağustos ile 2024 Haziran tarihleri arasında tiroid nodülü nedeniyle ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılan, 18 yaşından büyük erişkin hastalar dahil edildi. Toplam 824 hasta ve bu hastalara ait 1132 nodül çalışmaya dahil edildi. Hastaların tanımlayıcı ve sonografik özellikleri hastane veri sistemi üzerinden retrospektif olarak tarandı. Aynı hekim tarafından yapılmış ultrasonografi raporları çalışmaya alındı. Veriler öncelikle Bethesda sınıflaması baz alınarak, EU-TIRADS skoru sitopatolojik sonuçlar ile karşılaştırıldı. Ardından opere olan hastaların verileri ayrıca incelenerek hem EU-TIRADS hem de Bethesda sınıflamasının histopatolojik tanı baz alınarak teşhis performansı değerlendirildi. Bulgular: EU-TIRADS sınıflaması ve Bethesda sınıflaması yüksek risk gruplarına ayrılarak değerlendirildi ve birbirleri ile korele çalışan sınıflamalar olduğu gözlemlendi. Malign histopatolojiyi göstermesi açısından sensitivitesine bakıldığında literatürdeki gibi EU-TIRADS'ın bizim çalışmamızda da yüksek başarıya sahip olduğu gözlemlendi. Ancak Bethesda sınıflamasının malign histopatolojiyi göstermesindeki sensivite ve spesifitenin daha yüksek olduğu kaydedildi. Sonografik özelliklerde ise mikrokalsifikasyon ve düzensiz sınır malignite ile en çok ilişkili iki parametre olarak bulundu. Sonuç: EU TIRADS sınıflamasının da malignite risk faktörleri içinde yer alan mikrokalsifikasyon varlığı ve düzensiz sınır sonografik özellikleri maligniteyi yüksek oranda göstermektedir. EU TIRADS sınıflaması malign histopatolojiyi tespit etmede yüksek sensitivite gösterse de benign malign ayrımında halen ince iğne aspirasyon biyopsisine ve Bethesda sınıflamasına, alt gruplarda ise Bethesda III gibi belirsizliğini koruyan gruplarda tanı için moleküler testler ve genetik testlere ihtiyaç duymaktayız.