Preeklampsi olgularinda kin of ırre-like protein (kirrel (NEPH1)) düzeylerinin incelenmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUSUF BAŞKIRAN
Danışman: İbrahim POLAT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Preeklampsi, genellikle 20. Gebelik haftasından sonra başlayan ve dünya genelinde gebelerin %2-8 ini etkileyen, gebeliğin hipertansif bozukluğudur . Eskiden tanı için yeni başlayan hipertansiyona proteinüri eşlik etmesi gerekirken artık günümüzde tanı, sistolik kan basıncının 140mmHg ve üzerinde, diastolik kan basıncının 90 mmHg ve üzerinde olmasına ek olarak; proteinüri, trombositopeni, renal yetmezlik bulguları, karaciğer fonksiyon bozukluğu, pulmoner ödem, serebral ve görme bozukluklarından birisi ile koyulmaktadır . Her ne kadar preeklampsi görülme sıklığı değişmemiş olsa da, ciddi preeklampsi görülme oranı son yıllarda giderek artış göstermektedir KIRREL(NEPH1), nefrin adezyon ailesinden , glomerüllerin epitelyum podositleri tarafından eksprese edilen immünoglobulin (Ig) süper ailesinden bir transmembran proteindir. Podosit hasarını önler. Bu sayede glomerüler filtrasyon ve glomerüler fonksiyonu korur, Proteinüri ile seyreden hastalıklarda KIRREL çalışılmış ve anlamlı düzeylerde düşük bulunmuştur. Çalışmanın amacı preeklampsi olan gebelerde bir adezyon molekülü proteini olan KIRREL(NEPH1) düzeylerinin anne serumunda azalıp azalmadığını göstermektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza , Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi,Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvuran ve perinatoloji servisimize yatan, 18-40 yaş arasında 20 hafta üzeri gebeliği olan, ek hastalığı olmayan toplam 80 gebe dahil edildi. 40 preeklampsi hastası çalışma grubunu oluştururken 40 normotansif sağlıklı gebe kontrol grubumuzu oluşturmaktadır. Hastalarımıza preeklampsi tanısı ACOG Tanı kriterlerine uygun olarak konulmuştur. Bulgular: Çalışmamızda yer alan gebelerde çalışma grubunun yaş ortalaması 30,056,28 kontrol grubununki 27,09_6,31 ve gruplar arasında anlamlı fark yoktur (p =0,377). Çalışma grubunun gravide ortalaması 2,721,61 kontrol grubununki 2,571,25 gruplar arasında anlamlı fark yoktur (p =0,967) . Çalışma grubunun parite ortalaması 1,191,41 kontrol grubununki 1,230,85 gruplar arasında anlamlı fark yoktur(p =0,662) . Çalışma grubunun gestasyonel gün ortalaması 206,8122,96 kontrol grubununki 204,5935,12 gruplar arasında anlamlı fark yoktur(p =0,546). Çalışma grubunun sistolik ta ortalaması 151,2314,19 kontrol grubununki 110,4911,82 gruplar arasında anlamlı fark vardır (p <0,001). Çalışma grubunun diyastolik ta ortalaması 94,198,48 kontrol grubununki 68,058,13 gruplar arasında anlamlı fark vardır (p <0,001). Araştırmaya dahil edilen gebelerde çalışma grubunda maternal kanda KIRREL sevıyesı ortalaması 3,38 (mg/dl) iken kontrol grubununda 6,46 (mg/dl) olup gruplar arasında anlamlı fark vardır, çalışma grubunda maternal kanda KIRREL sevıyesı normal gebelere göre daha düşüktür (p<0.03). Sonuç: Kirrel seviyelerinin preeklampsi öngörüsünde gücünün değerlendirilmesi için çizilen ROC eğrisinde eğri altındaki alan (AUC) değeri 0,379 olarak hesaplanmış ve p değeri 0,478 olarak bulunmuştur. KIRREL seviyesi preeklampsi hastalarında istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalıyor olmasına rağmen AUC değerinin 0,6 dan küçük olması nedeniyle KIRREL seviyeleri preeklampsi öngörüsünde yetersiz bir test olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Preeklampsi, KIRREL, Gebelik, Protein