Transkateter yöntemle MFO (Lifetech Multifunctional Occluder) cihazı ile ventriküler septal defekt kapama yapılan hastaların anjiyo sonrası dönemde holter sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: NESLİHAN ÖZKAN GÜRSOY
Danışman: Serhat KOCA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Ventriküler septal defekt yönetimi son 50 yılda çarpıcı bir biçimde değişmiştir. Önceleri çoğunlukla cerrahi müdahale tercih ediliyorken son yıllarda Ventriküler septal defekt (VSD) kapatmaya yönelik kateter bazlı tedavi, bu bozukluğun tedavisinde önemli bir adımdır. 1988'de Lock ve arkadaşları ilk transkateter VSD kapatma işlemini yapmışlardır. Her ne kadar cerrahi müdahale VSD için altın standart kabul edilse de anatomik olarak uygun VSD'ler kateterizasyonla başarıyla kapatılır. Bu amaçla birden fazla kapatma cihazı bulunmaktadır. Bu cihazlarla defektlerin tam olarak kapatılabilme oranı %97,4'e kadar ulaşmış olsa da işlemin zorlukları, cihazın boyutu ve defektin yerleşimi gibi faktörlere bağlı olarak birçok merkezde farklı oranlarda tam AV blok, ağır triküspit yetmezliği, ağır aort yetmezliği ve ciddi rezidüel şant gibi önemli komplikasyonlar gelişebilmektedir. AV blok kateter ile kapama yapılan hastalarda en korkutucu komplikasyonlardan biri olmaya devam etmektedir ve bu nedenle son derece dikkatli olunması gerekmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji kliniğimizde MFO (Lifetech Multifunctional Occluder) cihazı ile anjiyografik olarak VSD kapama yapılan 40 hastanın dosyası retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 40 olgunun %35,0'i (n=14) kız, %65.0'i (n=26) erkekti. Hastaların anjiyo öncesi EKG sonuçlarında bireylerin %10,0'unda (n=4) aritmi olduğu görülmüştür. Anjiyo öncesi EKG sonuçlarında 2 hastada sinüs taşikardisi, 1 hastada inkomplet sağ dal bloğu, 1 hastada komplet sağ dal bloğu olduğu görülmüştür. Hiçbir hastada tam atriyoventriküler blok ve komplet sol dal bloğu izlenmemiştir. Hastalara anjiyo sonrası takiplerinde cihaz ile ilişkili olabilecek olası ritim bozukluklarını belirlemek amacıyla holter takılmış; anjiyo sonrası holter sonuçlarında 2 hastada komplet sağ dal bloğu, 1 hastada intermittan sağ dal bloğu, 1 hastada wenchebach tipi blok, 3 hastada nadir atriyal ekstra sistol, 3 hastada nadir ventriküler sistol, 2 hastada birer kez olan sinüs duraksaması, 3 hastada nadir atriyal kaçış atımları izlenmiştir. Hiçbir hastada tam atriyoventriküler blok ya da komplet sol dal bloğu izlenmemiştir. Sonuç: Çalışmamızdaki hastalarımızda anjiyo sonrası dönemde görülen kalbin ileti sistemindeki bozuklukların tamamı genellikle klinik olarak belirti vermeyen, tedavi gerektirmeyen ancak uzun dönemde takip edilmesi gereken bozukluklardır. Çalışmamızda anjiyo sonrası dönemde hiçbir hastamızda hayatı tehdit eden ciddi aritmilere yol açabilecek tam atriyoventriküler blok ve komplet sol dal bloğu görülmemiştir. Çalışmamız transkateter VSD kapatma tedavisinde son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan Lifetech Multifunctional Occluder cihazının geçmiş yıllarda transkateter VSD kapatma işleminde kullanılan benzer fonksiyonlu cihazlara nazaran takiplerde atriyoventriküler blok ve komplet sol dal bloğu gibi ciddi ritim bozukluklarına sebep olma riskinin daha az olduğunu ortaya koymaktadır. Literatürde yüksek başarı oranı ve düşük komplikasyon oranı ile güvenli ve etkili olduğu kabul edilen bu cihazın, uzun vadeli etkilerini ve aritmi riski üzerindeki potansiyel etkilerini daha kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Ventriküler septal defekt, transkateter kapatma, ritim holter, aritmi, blok