Akne vulgaris tanılı adölesanlarda sosyal kaygı düzeyleri ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BURAK KANOĞLU

Danışman: Hilal ÖZKAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Adölesan dönem, fiziksel ve ruhsal olarak olgunlaşmanın yaşandığı oldukça hassas bir dönemdir. Bu dönemde meydana gelen ve kişinin dış görünüşünü etkileyen Akne vulgaris hastalığı bireyleri psikososyal açıdan olumsuz olarak etkileyebilir. AV tanılı bireylerde sosyal kaygı düzeyleri ve bunun sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisini anlamanın, bu sürecin daha iyi yönetilmesi açısından faydalı olabileceği düşünülmüştür. Bu dönemdeki bireylerin yönetilmesinde Aile Hekimlerinin rolü oldukça kıymetlidir. Bu kapsamda yaptığımız çalışmada AV tanılı adölesanlarda sosyal kaygı düzeylerinin sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırmamız kesitsel bir çalışma olup yüz yüze anket uygulamasıyla yapılmıştır. Çalışmamız 01.02.2025 ile 31.03.2025 tarihleri arasındaki 2 aylık süreçte Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları polikliniğine başvuran adölesan hastalardan dahil edilme kriterlerini taşıyan 206 katılımcı ile yapılmıştır. Katılımcının demografik verilerini ve tanımlayıcı özelliklerini belirten 13 soruluk kısım anketin ilk kısmını oluşturur. Sonrasında 9 sorudan oluşan "Ergenler için sosyal medya bağımlılık ölçeği (ESMBÖ)" bulunur. Son olarak 22 sorudan oluşan "Ergenler için sosyal kaygı ölçeği (ESKÖ)" vardır. Anketin baş kısmında hekim tarafından doldurularak akne şiddetinin belirlenmesini sağlayan, "GADS skoru (Global Akne Derecelendirme Sistemi)" bulunur. Çalışmanın verileri normallik varsayımları açısından incelendiğinde, Kolmogorov-Smirnov değerleri p>0.05 olarak belirlenmiştir. Bundan dolayı ölçek ve alt ölçek puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek için parametrik testlerden pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bununla birlikte ölçek ve alt ölçekler ile katılımcıların sosyodemografik verileri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek üzere parametrik testlerden "Independent t testi" ve "ANOVA testi" uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için "post-Hoc Bonferroni testi" seçilmiştir. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Çalışmamıza 206 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 15,32±1,94 'tür. Katılımcıların %66,0'ı kız, %34,0'ı erkektir. Eğitim düzeyine göre katılımcıların %52,9'u ortaokul, %28,2'si lise, %18,9'u üniversite mezunudur. AV tanılı adölesanlarda sosyal kaygı düzeyleri ile sosyal medya bağımlılıkları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. AV hastalık şiddeti ile sosyal kaygı düzeyleri ve sosyal medya bağımlılığı arasında ilişki görülmemiştir. Erkeklerde "GADS skoru" kızlara oranla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Mevcut AV süresi uzadıkça katılımcıların AV şiddet skorunun yükseldiği gözlenmiştir. AV hastalık şiddetleri ile tedaviye verilen yanıt arasında herhangi bir anlamlı ilişki saptanmamıştır. 6 aydan daha kısa süre AV tanısı olan bireylerin sosyal kaygı düzeyleri, 6 aydan daha uzun süre bu tanıya sahip olan bireylere göre anlamlı olarak daha düşüktür. En çok kullanılan sosyal medya platformu "Instagram" olarak bulunmuştur. "TikTok" kullanıcılarının sosyal medya bağımlılık düzeyi diğer platform kullanıcılarına kıyasla anlamlı olarak daha yüksektir. Erkeklerde sosyal medya bağımlılık düzeyi, kızlara oranla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Ortaokul, lise ve üniversite çağındaki AV tanılı gençler arasında sosyal medya bağımlılığı ve sosyal kaygı açısından anlamlı bir fark görülmemiştir. Katılımcılarda sosyal medyada bir günde geçirilen sürelerle, sosyal kaygı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcılardan fotoğrafını hiç paylaşmayan grubun sosyal medya bağımlılık düzeyi, nadiren paylaşan gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. SONUÇ: AV tanılı adölesanlarda sosyal kaygı düzeyleri ile sosyal medya bağımlılığı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. AV tanılı adölesanlarda sosyal kaygı düzeyi arttıkça sosyal medya bağımlılığına eğilimin arttığı gözlenmiştir. Oldukça hassas bir süreç olan adölesan dönemdeki bireylerin doğru yönetilmesinde ve bu hasta grubuyla sıkça karşılaşan Aile Hekimlerinin sağladıkları psikososyal destek kapsamında, bu çalışmanın sonuçlarının yardımcı olabileceği öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, Akne vulgaris, Sosyal kaygı, Sosyal medya