IGG4 ilişkili hastalık tanısı alan hastalarda klinik, laboratuvar ve patoloji verilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE AKER DÖNMEZ

Danışman: Betül ERİŞMİŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: IgG4 ilişkili hastalık, birden fazla organ sistemini tutabilen, klinik ve laboratuvar bulgularının değişken bir seyir izlediği sistemik fibroinflamatuvar bir hastalıktır. Serum IgG4 düzeyinin tüm olgularda yükseklik göstermemesi ve hastalığın malignite, enfeksiyon ile diğer inflamatuvar hastalıkları taklit edebilmesi, tanı sürecini önemli ölçüde güçleştirmektedir. Bu çalışmada, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde IgG4 ilişkili hastalık tanısıyla değerlendirilen hastaların demografik, klinik, laboratuvar, organ tutulum ve tedavi özelliklerinin retrospektif olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, tek merkezli, retrospektif ve tanımlayıcı bir tasarımla yürütülmüştür. Ocak 2019–Nisan 2025 tarihleri arasında hastane patoloji veri tabanında "IgG" ibaresi geçen 1754 hasta raporu taranmış; bunlar arasından "IgG4" ibaresi içeren 133 rapor ayrıntılı değerlendirilmiştir. IgG4 ilişkili hastalık tanısı, 2020 Revize Edilmiş Kapsamlı Tanı Kriterleri veya 2019 ACR/EULAR sınıflandırma kriterleri esas alınarak konulmuş olup, kriterleri karşılayan 55 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar organ tutulum paternlerine göre pankreatobiliyer, baş-boyun, üriner sistem, gastrointestinal sistem ve diğer sistem tutulumları olmak üzere beş gruba ayrılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, başvuru yakınmaları, komorbiditeleri, laboratuvar parametreleri, organ tutulum paternleri, tedavi durumları ve sağkalım bilgileri kaydedilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda değişkenlerin dağılım özelliklerine göre uygun non-parametrik testler ve kategorik değişkenler için ki-kare testi veya Fisher–Freeman–Halton exact test kullanılmıştır. Çoklu karşılaştırmalarda Bonferroni düzeltmesi uygulanmış ve p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Hastaların %50,9'u kadın, %49,1'i erkekti; yaş ortalaması 52,44 yıl idi. Hastaların başvuru yakınmaları değerlendirildiğinde; en sık karın ağrısı (%38,2) saptanmış olup, bunu boyunda kitle (%36,4) izledi. Komorbiditeler değerlendirildiğinde, en sık hipertansiyon (%38,2) saptanmış olup, bunu tip 2 diyabetes mellitus (%25,5) ve kardiyovasküler hastalık (%20) izledi. Organ tutulumları içinde pankreatobiliyer sistem tutulumu %27,3, baş-boyun bölgesi tutulumu %21,8 ve gastrointestinal sistem tutulumu %16,4 oranında saptandı. Organ tutulum tiplerine göre yapılan değerlendirmede, pankreatobiliyer tutulum grubunda ALT, GGT, total ve direkt bilirubin düzeyleri daha yüksek izlenirken; üriner sistem tutulumu olan hastalarda ise kreatinin yüksekliği, proteinüri (%75,0) ve orta-ileri hematüri (%37,5) diğer organ tutulum gruplarına göre daha belirgin görüldü. Tedavi bilgisine ulaşılabilen hastalarda en sık steroid temelli tedaviler kullanıldığı görüldü. Sonuç: Türkiye'de IgG4 ilişkili hastalığa yönelik verilerin sınırlı olması nedeniyle bu tek merkezli çalışma, literatüre katkı sağlayabilecek niteliktedir. Bulgularımız; organ tutulum dağılımı, laboratuvar profili ile tedavi yaklaşımları açısından mevcut literatürle büyük ölçüde uyumludur ve hastalığın heterojen, çok sistemli doğasını desteklemektedir. Ayrıca tanı sürecinde klinik, laboratuvar, görüntüleme ve histopatolojik bulguların birlikte değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır. IgG4 ilişkili hastalığın klinik seyri, tedavi yanıtı ve uzun dönem sonuçlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için daha geniş hasta gruplarını ve uzun takip sürelerini içeren çalışmalara gereksinim vardır. Anahtar kelimeler: İmmünoglobulin G4 ilişkili hastalık, IgG4, otoimmün pankreatit.