İleri evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri seyrinde tedavi öncesi açlık glukoz düzeyinin prognostik etkisi var mıdır?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. SUAT SEREN GÖĞÜS HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MÜCAHİT FİDAN
Danışman: Berna KÖMÜRCÜOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Diyabet ve bozulmuş açlık glukozunun yarattığı hiperglisemi ve indirekt etkileri olan hiperinsülinemi, artmış IGF-I in kanser hücre proliferasyonu ve yayılımında kolaylaştırıcı etkisi vardır. Bu nedenle glukoz metabolizma hastalığı olan kişilerde kanser seyri olmayanlara göre daha kötü prognozda seyredebilir. Bozulmuş glukoz metabolizması ve yüksek kan açlık şeker düzeyleri, akciğer kanseri tedavisinde yanıtsızlığa ve erken nükse yol açarak kötü prognostik etki yapabilir. Çalışmamızda ileri evre (Evre 4) Küçük Hücreli Dışı Akciğer kanserli olgularda tedavi öncesi diyabet ve bozulmuş açlık glukozunun hastalığın prognozu ile ilişkisini araştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif kohort çalışması olarak planlanmış olup, Şubat 2015-Şubat 2020 tarihleri arasında, Küçük hücreli dışı Akciğer kanseri tanısı ile İzmir SBÜ Dr.Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinikleri' ne başvuran 624 hastanın dosya verileri retrospektif olarak taranmış olup, 352 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastalar, tedavi öncesi açlık glukoz değerine göre 3 gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; tedavi öncesi açlık kan şekeri düzeyi normal olan hastalar (<100 mg/dl, normoglisemik), tedavi öncesi açlık kan şekeri bozulmuş açlık glukozu düzeyinde olan hastalar (100-125 mg/dl, pre-diyabetik) ve tedavi öncesi açlık kan şekeri diyabetik kan şekeri düzeyinde olan hastalar (≥126 mg/dl, diyabetik) olarak tanımlanmıştır. Bu gruplar yaş, cinsiyet, tedaviye yanıt, metastaz yaptığı organlar, metastaz gelişen organ sayısı, kanserin histolojik tipi, kemoterapi veya hedefe yönelik tedavi alıp almaması, radyoterapi tedavisi alıp almaması, kemoterapi tedavisi almış ise kemoterapi hat sayısı, primer kitlenin PET/BT' de belirtilen SUVmax değerleri değerlendirilerek genel sağkalım ve progresyonsuz sağkalım açısından karşılaştırılmıştır. Olguların takip süresi 48 ay olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 352 hastanın yaş aralığı 30-86 olarak saptanmış olup, olguların 83'ü (%23.6) kadın, 269'u (%76.4) erkektir. Gruplar arasında demografik verilerin karşılaştırılmasında genel sağkalım süresinde ve progresyonsuz sağkalım süresinde istatiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. 129 (%36.6) hastanın normoglisemik grupta, 110 (%31.3) hastanın pre-diyabetik grupta, 113 (%32.1) hastanın ise diyabetik grupta yer aldığı saptandı. Açlık kan şekeri 48-230 mg/dL aralığındadır. Tüm olgular genel sağ kalım süresi verileri ile karşılaştırıldığında; takip süresi sonunda 330 (%93.75) olgunun eksitus olduğu, 22 (%6.25) olgunun sağ olduğu görüldü. Normoglisemik hastaların, pre-diyabetik ve diyabetik hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek sağkalım süresine sahip olduğu görülmüştür. Pre-diyabetik ve diyabetik hastalar arasında sağkalım süresi açısından anlamlı istatistiksel fark görülmemiştir. Yapılan ROC analizinde metastaz görülen organ sayısının 1' den fazla olması mortalite riskini artırdığı görülmüştür. Primer kitlenin SUVmax değeri ve kanserin histolojik tipinin sağkalım süresi üzerine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etki etmediği görüldü. Uygulanan tedavi yöntemlerinden; kemoterapi tedavisinin ve hedefe yönelik tedavinin sağkalım süresini istatiksel olarak anlamlı düzeyde artırdığı görülürken, palyatif radyoterapi tedavisinin sağkalım süresi üzerinde etkili olmadığı saptanmıştır. 48 aylık takip süresi sonunda 346 (%98.3) olguda progresyon olduğu, 6 (%1.7) olguda progresyon olmadığı görüldü. Normoglisemik hastaların, pre-diyabetik ve diyabetik hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde progresyonsuz yüksek sağkalım süresine sahip olduğu görülmüştür. Pre-diyabetik ve diyabetik hastalar arasında progresyonsuz sağkalım süresi açısından anlamlı istatistiksel fark görülmemiştir. Yapılan ROC analizinde metastaz görülen organ sayısının 2' den fazla olmasının progresyon riskini artırdığı görülmüştür. Kanserin histolojik tipinin progresyon süresi üzerine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etki etmediği görüldü. Uygulanan tedavi yöntemlerinden; kemoterapi tedavisinin progresyon süresi üzerinde istatiksel olarak anlamlı düzeyde etkili olmadığı görülürken, palyatif radyoterapi tedavisi uygulananlarda progresyon riskinin artmış olduğu saptanmıştır. Hedefe yönelik tedavinin ise progresyonsuz sağkalım süresini anlamlı düzeyde artırdığı görüldü. Sonuç: Hiperglisemi, ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı olan hastalarda sağkalım ve progresyonsuz sağkalım süresini kısaltan kötü bir prognostik faktördür. Bu nedenle akciğer kanseri tanısı ile takip edilen, glukoz intoleransı ve diyabetes mellitus tanısı olan tüm olgularda, glukoz düzeyinin kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır. Hastaların takip ve tedavisinde; klinik ve radyolojik bulguların yanısıra, glukoz düzeyleri de kontrol edilmeli, hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: KHDAK, hiperglisemi, prognoz