Ultrasonografi eşliğinde torasik erektör spina plan bloğunun perkütan nefrolitotomi sonrası ağrı yönetimi ve inflamatuar biyobelirteçler üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAİD SENCER GÜNEY
Danışman: Suna AKIN TAKMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Avrupa üroloji derneği kılavuzlarına göre perkütan nefrolitotomi (PNL), büyük (>2 cm), çoklu ve alt pol renal taşların tedavisinde ilk basamak tedavi yöntemidir. PNL minimal invaziv bir girişim olarak kabul edilmesine rağmen ciddi postoperatif ağrı ile ilişkilidir. Bu ağrı; parankimal travma, artmış renal pelvik basınç, doku hasarı, otonom sinir sistemi aracılığıyla oluşan visseral ağrı ve nefrostomi tüplerine bağlı somatik bel ağrısı ile ilişkilendirilmektedir. Bu hastalarda postoperatif ağrının yönetimi için sistemik analjezikler, bölgesel anestezi teknikleri (interkostal, paravertebral, epidural ve erektör spina plan blokları), tüpsüz prosedürler ve lokal anestezik infiltrasyonu kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, farklı konsantrasyonlarda (%0,25 ve %0,375) bupivakain ile ultrasonografi eşliğinde uygulanan torasik erektör spina plan bloğunun (ESPB) PNL cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif ağrı kontrolü ve inflamatuar biyobelirteçler (Nötrofil/Lenfosit: NLO oranı, Platelet/Lenfosit: PLO oranı) üzerine etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif, gözlemsel çalışma, etik kurul onayı (E-24-130) ve yazılı onamlar alındıktan sonra, Temmuz 2024–Mart 2025 tarihleri arasında PNL uygulanan ASA I–III sınıfı 60 hastada gerçekleştirildi. Hastalar ardışık olarak iki gruba ayrıldı: Grup 1'e 20 ml %0.25 bupivakain, Grup 2'ye 20 ml %0.375 bupivakain ile torasik erektör spina plan bloğu uygulandı. Tüm bloklar ultrasonografi eşliğinde tek uygulayıcı tarafından, genel anestezi indüksiyonu öncesinde, T10 seviyesinden uygulandı. Demografik ve klinik veriler, intraoperatif hemodinamik parametreler ve opioid tüketimleri kaydedildi. Postoperatif dönemde hastalar 1., 3., 6., 12., 24. ve 36. saatlerde değerlendirildi; ağrı şiddeti istirahatte ve öksürükle görsel analog skala (VAS) ile ölçüldü. Hasta kontrollü analjezi (HKA) kullanımı, ek analjezik ihtiyacı, bulantı-kusma, komplikasyonlar ve hasta memnuniyeti kaydedildi. İnflamatuar yanıt preoperatif, 12. ve 24. saatlerde alınan kan örneklerinden NLO ve PLO hesaplanarak değerlendirildi. Bulgular: Her iki grupta da yeterli postoperatif analjezi sağlandı. VAS skorları 36 saatlik takip süresince genellikle düşük (VAS ≤ 4) seyretti. %0.375 bupivakain grubunda daha düşük ağrı skorları gözlense de bu fark istatistiksel veya klinik olarak anlamlı değildi. Postoperatif dönemde HKA kullanımı, ek analjezik gereksinimi ve total opioid tüketimi açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmadı. NLO ve PLO değerleri her iki grupta da postoperatif 12. saatte arttı ve 24. saatte kısmen geriledi; konsantrasyonlar arasında NLO ve PLO değişimleri açısından anlamlı fark saptanmadı. ESPB her iki konsantrasyonda da güvenle uygulandı, çalışmada blokla ilişkili komplikasyon gözlenmedi ve hasta memnuniyeti her iki grupta da yüksekti. Sonuç: Ultrason eşliğinde uygulanan ESPB, PNL cerrahisi sonrası erken dönemde etkili ve güvenli bir analjezi sağlamaktadır. Analjezik etki ve inflamatuar biyobelirteçler açısından %0,25 ve %0,375 bupivakain konsantrasyonları benzer sonuçlar vermiştir. ESPB, opioid tüketimini azaltması ve yüksek tolerabilitesi ile PNL sorası ağrı yönetiminde hasta memnuniyeti yüksek güvenilir ve etkili bir yöntem olarak değerlendirilebilir. İnflamatuar yanıtın konsantrasyon üzerine etkisinin daha net ortaya konulması için prospektif, geniş örneklemli ve uzun dönem takipli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Erektör spina plan bloğu, Perkütan nefrolitotomi, Bupivakain, postoperatif ağrı, Nötrofil/Lenfosit oranı, Platelet/Lenfosit oranı