Pulmoner embolili hastalarda p dalga dispersiyonu, QT dispersiyonu, , TP-e/QT oranının, TP-E süresi emboli lokalizasyonuna göre değişimi ve 30 günlük mortalite üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KOCAELİ DERİNCE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERKAN GÜNAY

Danışman: Hüseyin Cahit HALHALLI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ VE AMAÇ: Pulmoner emboli (PE), Amerika'da 1/1000 sıklıkla görülen morbidite ve mortalitesi yüksek olan bir hastalıktır. PE kaynaklı elektrokardiyogram (EKG) üzerinde çeşitli değişiklikler meydana gelmektedir. Son zamanlarda EKG üzerindeki non-invaziv aritmojenik markerler olan P dalga dispersiyonu, T dalga dispersiyonu, QT dispersiyonu, Tp-e süresi ve Tp-e/QT oranı PE dahil çeşitli hastalıklar üzerinde çalışılmaktadır. Yukarıda bahsedilen bu değişkenlerin pulmoner embolinin lokalizasyonuna (Santral/lober trombüsler, segmental trombüsler ve subsegmental trombüsler) göre nasıl değiştiğini ve bunun mortalite üzerine etkisini gösteren bir çalışma PE düşünülen hastalarda görüntüleme yapma ihtiyacını belirlemede algoritmalara katkı sağlayabilir. Bizim çalışmamızın primer amacı Tp-e, Tp-e/QT, QT dispersiyonu ve P dalga dispersiyonunun PE'nin lokalizasyonuna göre nasıl değiştiği ve bunun 30 günlük mortalite üzerine olan etkilerini araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Prospektif, gözlemsel ve kesitsel olarak planlanan çalışmamız, SBÜ Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde gerçekleştirilmiştir. 01.12.2019 ile 31.11.2020 tarihleri arasında acil servise başvuran hastalar içerisinde 18 yaş üzeri PE'den şüphelenilip pulmoner bilgisayarlı tomografi (BT) anjiografi istenen tüm hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Acil servise başvurup PE'den şüphelenilen hastaların başvuru esnasında standart 12 derivasyonlu EKG'leri, 10 dk istirahat sonrası acil servis şartlarında çekilmiştir. Acil servise başvuran hastalardan geliş EKG'sinde sol dal bloğu bulunan, atrial fibrilasyonu bulunan ve mevcut EKG'si inceleme için uygun olmayan hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. Hastaların çekilen pulmoner BT anjiografi görüntüleri tele-radyolog tarafından değerlendirilmiş ve her hasta için ayrı ayrı raporlandırılmıştır. Çalışmaya alınan hastaların EKG'leri bir kardiyolog tarafından değerlendirilmiştir. PE tanısı konan hastalar için PE'nin lokalizasyonları sağ ve sol pulmoner arter ayrı ayrı olacak şekilde belirlenmış ve ana daldaki trombüsler, lober trombüsler, segmental trombüsler ve subsegmental trombüsler olarak sınıflandırılmıştır. Çalışmaya alınan hastaların radyolojik değerlendirme sonuçları ile P dalga dispersiyonları, QT dispersiyonları, T dalga dispersiyonları, Tp-e süreleri ve Tp-e/QT oranları arasındaki ilişki değerlendirilmiş ve bu değerler ile PE varlığı veya yokluğu, varsa PE'nin lokalizasyonu arasında istatiksel olarak anlamlı fark olup olmadığı belirlenmiştir. PE tanısı konulan hastalar 30 gün sonra mortalite açısından tekrar değerlendirilmiştir. Tüm analizler SPSS v21 programında yapıldı. Nicel verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile denetlendi. Normal dağılım varsayımını sağlamayan nicel değişkenler Mann Whitney U testi ile analiz edildi. Nitel değişkenler ki-kare testi veya Fisher'in kesin testi ile analiz edildi. Elektrokardiyografi bulgularının pulmoner emboli tanısındaki başarısı ROC eğrisi analizi ile değerlendirildi. İdeal kesim noktaları için performans ölçüleri hesaplandı. D-dimer ve elektrokardiyografi arasındaki ilişkiler Spearman korelasyon katsayısı ile değerlendirildi. p<0,05 değerleri istatistiksel olarak önemli kabul edildi. BULGULAR: Araştırmaya 107 birey (53 hasta ve 54 kontrol) dahil edildi. Ortalama yaş 56,54 ± 18,89 (aralık 21-91) olarak saptandı. Gruplar arasında yaş, oksijen saturasyonu, sistolik kan basıncı, diastolik kan basıncı ve ateş değişkenleri açısından farklılık gözlenmezken, nabız (p=0,007) ve d-dimer değerleri (p=0,007) hasta grubunda kontrol grubuna göre daha yüksek olarak bulundu. Hasta grubunda 30 (56,60%) kadın ve 23 (43,40%) erkek yer almakta iken, kontrol grubunda 26 (48,15%) kadın ve 28 (51,85%) erkek bulunuyordu (p=0,495). Gruplar arasında hipertansiyon, astım/KOAH, diabetes mellitus, pulmoner emboli öyküsü, kronik böbrek hastalığı ve kronik arter hastalığı varlığı açısından istatistiksel olarak önemli farklılık saptanmadı. EKG bulguları incelendiğinde maksimum T dalga süresi (p=0,007), T dalga dispersiyonu (p<0,001), QT dalga süresi (p=0,001), Tpeak-Tend süresi (p=0,034) ve Tp-e/QTc oranı (p=0,003) hasta grubunda kontrol grubuna göre daha düşük olarak saptandı. Diğer bir yandan QT dispersiyonu (p=0,005) ve düzeltilmiş QT dispersiyonu (p<0,001) hasta grubunda kontrol grubundan daha yüksek olarak saptandı. Pulmoner arter tutulumuna göre EKG bulguları incelendiğinde ana pulmoner tutulumu olan hastalar ile diğer hastalar arasında istatistiksel olarak önemli farklılık saptanmadı. EKG bulguları ile mortalite ilişkisi incelendiğinde, ölen hastalar ile diğerleri arasında istatistiksel olarak önemli farklılık saptanmadı. SONUÇ: Çalışmamızın sonucunda akut PE hastalarında QT dispersiyonu ve QTc dispersiyonu diğer çalışmalara benzer şekilde artmış ve kontrol grubuna oranla anlamlı bulunmuştur. Çalışmamızda diğer çalışmalardan farklı olarak Tp-e süresi ve Tp-e/QTc oranında azalma saptanmış ve kontrol grubuna göre anlamlı olarak bulunmuştur. Çalışmamızda diğer çalışmalardan farklı olarak T dalga dispersiyonunu değerlendirdik. Bildiğimiz kadarıyla literatürde PE hastaları üzerinde T dalga dispersiyonu daha önce hiç çalışılmamıştı. Çalışmamızın sonucunda normal popülasyonla kıyasladığımızda T dalga dispersiyonu açısından anlamlı farklılık saptadık. Sonuç olarak, EKG'deki non-invaziv aritmojenik markerların PE hastaları mortaliteleri üzerindeki etkilerini araştırmak için hala daha geniş populasyonlu çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Pulmoner Emboli, EKG, P dalga dispersiyonu, QT dispersiyonu, Tp-e süresi, Tp-e/QT oranı