Perineal ultrasonografi ile genital hiatus uzunluğu ölçümü, apikal prolapsusu predikte edebilir mi?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HARUN BİLGİN

Danışman: Melike DOĞANAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, pelvik organ prolapsusu tanısında apikal prolapsus varlığı ile transperineal ultrasonografi kullanılarak ölçülen genital hiatus uzunluğu arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmada, pelvik organ prolapsusu tanısında kullanılan mevcut yöntemlerin yanında, non-invaziv bir teknik olan transperineal ultrasonografi ile genital hiatus uzunluğu ölçümünün tanısal güvenilirliğini ve etkinliğini değerlendirmek hedeflenmiştir. Pelvik organ prolapsusu, genellikle yaş, doğum, genetik yatkınlık ve kronik ıkınma gibi faktörler nedeniyle pelvik organların vajinal kanala doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Apikal prolapsus, prolapsus tiplerinden biri olarak uterusun veya vajinanın üst kısmının vajinal kanala doğru sarkmasını ifade eder. Bu çalışmada, apikal prolapsusun erken tanısı ve yönetimi için genital hiatus uzunluğunun bir belirteç olarak kullanılması incelenmiştir. Ayrıca, bu ölçümün klinik olarak invaziv müdahalelerin gerekliliğini azaltabileceği ve hasta yaşam kalitesini iyileştirebileceği hipotezi kurulmuştur. Çalışma, apikal prolapsusu olan ve olmayan hasta gruplarının genital hiatus uzunluklarının karşılaştırılmasıyla, bu parametrenin prolapsus tanısındaki önemini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, genital hiatus uzunluğu ile prolapsusun şiddeti arasındaki ilişki de incelenmiştir. Elde edilen bulgular, pelvik organ prolapsusu tedavisinde klinik karar verme sürecine katkıda bulunabilecek ve hastaların daha iyi yönetilmesine olanak sağlayabilecek yeni tanısal yaklaşımlar geliştirme amacı taşımaktadır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde Mart 2024 - Temmuz 2024 tarihleri arasında yapılan prospektif bir araştırmadır. 18-65 yaş arası apikal prolapsus bulgusu olan ve olmayan 122 kadın hasta incelenmiştir. Hastaların demografik özellikleri, apikal prolapsus varlığı, prolapsus derecesi ve genital hiatus uzunluğu perineal ultrasonografi ile ölçülmüştür. Katılımcılar, genital hiatus uzunluğuna göre iki gruba (≥4 cm ve <4 cm) ayrılmıştır. Daha önce prolapsus cerrahisi geçiren ya da perineoplasti yapılan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. BULGULAR: Apikal prolapsusu olan hastalarda genital hiatus uzunluk ortalaması 3,47 ± 1,2 cm iken apikal prolapsus olmayan grupta 1,7 ± 1 cm olarak bulunmuştur. İki grup arasındaki fark istatistiki olarak anlamlıdır. POP-Q evrelemesine göre Evre 0 olan hastaların C noktasının cm cinsinden değeri –7,8 ± 1,1, genital hiatus uzunluğu 1,7 ± 1 cm'dir. Evre 1 olan hastaların C noktasının cm cinsinden değeri –7,1 ± 1,1, genital hiatus uzunluğu 2,8 ± 0,8 cm'dir. Evre 2 olan hastaların C noktasının cm cinsinden değeri –4,8 ± 2, genital hiatus uzunluğu 3,6 ± 1,2 cm'dir. Evre 3 olan hastaların C noktasının cm cinsinden değeri –0,5 ± 4,2, genital hiatus uzunluğu 4,8 ± 1,2 cm'dir. . Evre 4 olan hastaların C noktasının cm cinsinden değeri 7,5 ± 2,4, genital hiatus uzunluğu 5,7 ± 2,1'cm'dir. C noktası ve genital hiatus değerleri ve desensus seviyesi açısından üst sınırdan zayıf pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Apikal prolapsusu olan hastaların 12 tanesi gh ≥4 cm iken 49 tanesi gh<4 cm'dir. Apikal prolapsus olmayan hastalarda ise bu sayılar 2-59'dur. Apikal prolapsus için gh ≥4 cm olması istatistiki olarak anlamlıdır. SONUÇ: Bu çalışma, apikal prolapsuslu hastalarda GH uzunluğunun anlamlı derecede daha fazla olduğunu ve prolapsusun evresi ile GH uzunluğu arasında pozitif bir korelasyon olduğunu göstermektedir. GH uzunluğu, pelvik taban desteği ve prolapsus derecesinin objektif bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, vajinal doğum, sigara kullanımı ve kronik akciğer hastalıklarının apikal prolapsus gelişiminde önemli risk faktörleri olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, pelvik organ prolapsusu tanısı ve tedavisinde GH uzunluğunun dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak, bu bulguların doğrulanması ve GH uzunluğunun klinik sonuçları üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Apikal prolapsus, genital hiatus, perineal sonografi.