Restriktif tip dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı alan hastaların kronotipi ve uyku bozukluklarının günlük işlevsellik üzerine olan etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HANDE EMİNE SABAH BARIŞ

Danışman: Fatma Sibel DURAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş:Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk döneminde sık görülen, bireyin aile, akademik, sosyal ve pek çok alanında işlevsellikte bozulmaya neden olabilen nörogelişimsel bir bozukluktur.DEHB, Dikkat Eksikliği Baskın (DEHB-DE), Hiperaktivite/Dürtüsellik Baskın (DEHB-HA) ve Bileşik (DEHB-BİL) olmak üzere üç alt türden oluşur. Klinik başvurularda en sık görülen tür DEHB-BİL iken, toplum bazlı örneklemlerde en yaygın tür DEHB-DE'dir. DSM-5 tanı grubu en az altı dikkatsizlik ve iki veya daha az hiperaktivite/dürtüsellik semptomuna sahip olan DEHB-DE tanılı olan çocukları Restriktif DEHB(DEHB-R) grubu olarak sınıflamayı önermiştir. Bu alt türler arasında eş tanılar, eğitimsel ve klinik öyküsü ile genetik yatkınlık açısından farklılıklar olduğuna dair veriler de mevcuttur. Kronotip ise bireyin sabahçılık/akşamcılık tercihi olarak tanımlanır. DEHB' de akşamcılığın arttığı bilinmektedir. Dikkat eksikliği belirtilerini artmış akşamcılıkla ilişkilendiren çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada hiperaktivite/dürtüsellik belirtileri 2 veya altında olan 7-12yaş arası DEHB-R grubu ve Dikkat eksikliği baskın görünüm DEHB (DEHB-DE) grubunda kronotipik farklılıkların ve uyku bozukluklarının karşılaştırılması ve işlevselliğe olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Olgu grubu, 7-12 yaş aralığında, hem kız hem de erkek olmak üzere 36 DEHB-R ve 34 DEHB-DE tanılı çocuktan oluşmuştur. Katılımcıların tıbbi veya psikiyatrik başka bir durumu olmaması (karşıt olma-karşı gelme bozukluğu hariç), nörolojik hastalık öyküsü bulunmaması ve son 3 aydır ilaç kullanımı olmayan olgular çalışmaya dahil edilmiştir. Herhangi bir tıbbi veya psikiyatrik bozukluğu olmayan 34 sağlıklı çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. DEHB tanısı çocuklarla ve ebeveynlerle yapılan klinik görüşme ve DSM-IV temelli Yıkıcı Davranış Bozuklukları Derecelendirme Ölçeği (DEYDBTDÖ -ebeveyn ve öğretmen formu) ile konulmuştur. Çalışmaya katılmayı kabul eden tüm ebeveynlerden çocukları için Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi, Çocuk Kronotip Anketi ve Weiss İşlevsellikte Bozulma Ölçeği-Ebeveyn Formu'nudoldurmaları istenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda gruplar arasında akşamcılık puanı istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken DEHB-R grubunda DEHB-DE ve sağlıklı kontrollere oranla artmış akşamcılık görüldü. DEHB-R grubunda artmış akşamcılık okul işlevselliğinde bozulmayla ilişkili bulundu. Ayrıca DEHB-R grubunda uyku alışkanlıklarına ait bazı değişkenlerin WİBÖ-E'nin yaşam becerileri ve sosyal etkinlikler alanlarında işlevsellikte bozulma ile ilişkili olduğu görüldü. DEHB-DE grubunda akşamcılık puanlarının işlevselliği etkilenmediği görüldü. Ancak benzer şekilde DEHB-DE grubunun uyku alışkanlıklarına ait değişkenlerle WİBÖ-E'nin aile, okul, yaşam becerileri benlik algısı ve riskli eylem alanları arasında ilişki bulundu.ÇUAA'da 41 ve üzeri puan uyku bozukluğu olarak kabul edildi. Uyku bozukluğu oranları DEHB-DE grubunda %67, DEHB-R grubunda %66, kontrol grubunda ise %44 olarak saptandı. Gruplar arası fark istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, DEHB-DE ve DEHB-R gruplarında uyku bozuklukları kontrol grubuna göre daha yüksekti. DEHB-R VE DEHB-DE gruplarında sağlıklı kontrol grubuna oranla artmış gün içi uykululuk olduğu görüldü. Gruplar işlevsellikte bozulma olanlar ve olmayanlar olarak kendi aralarında sınıflandırıldığında DEHB-DE grubunda işlevsellikte bozulma olan grubun bozulmaya olmayan gruba göre boş gün uyku saatinin anlamlı derecede fazla olduğu, yüksek parasomni skorlarına sahip olduğu ve uykuda solunum sorunları yaşadıkları bulundu. DEHB-R grubunda ise işlevsellikte bozulma yaşayan bireylerin işlevsellikte bozulma olmayan DEHB-R tanılı akranlarına oranla daha fazla uyku bozukluğu görüldüğü, daha uzun uyku süresi olduğu ve daha yüksek parasomni skorlarına sahip olduğu bulundu. Her iki grupta da parasomninin ve artmış uyku süresinin işlevsellikte bozulmadaki rolü dikkat çekmiştir.Sonuç: DEHB tanısı alan çocuklar uyku bozuklukları ve kronotipi açısından dikkatlice sorgulanmalıdır. Çalışmamız Dikkat eksikliği baskın görünüm DEHB tanı grubunda hiperaktivite belirtileri olan ve olmayan gruplar arasında kronotipi ve uyku bozukluklarını incelemiş ve işlevsellik üzerine etkilerini araştırmıştır. Her iki grupta parasomni ve uyku süresinin fazla olmasının işlevsellik üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Uyku bozukluklarının ele alınması, DEHB'li çocukların genel yaşam kalitesini ve günlük işlevselliğini iyileştirmek için gereklidir. Özellikle DEHB-DE alt grubunda farmakolojik ve nonfarmakolojik tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda uyku bozuklukları, parasomniler ve uyku süreleri ayrıca sorgulanmalıdır.Uyku hijyenini iyileştirmeye ve uyku bozukluklarını gidermeye yönelik müdahaleler, DEHB'li çocukların genel işlevselliğini artırmada umut vaat etmektedir.