Hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) nedeniyle aktif ve pasif hipotermi uygulanan bebeklerin kan gazında karboksihemoglobin düzeylerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜL FİDAN ÇEKİRGE
Danışman: İlke MUNGAN AKIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hipoksik-iskemik ensefalopati (HİE), oksidatif stresle ilişkilidir ve oksidatif hasarın göstergelerinden biri, karbonmonoksit (CO) ile hemoglobin (Hb) arasındaki reaksiyon sonucu oluşan karboksihemoglobindir (COHb). Karboksihemoglobin düzeyleri, rutin kan gazı analizlerinde ölçülerek, hipoksik-iskemik durumların değerlendirilmesine yardımcı olur. HİE tanısında ve soğutma tedavisinin gerekliliği konusunda çeşitli standart parametrelerden yararlanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, asfiksi şiddetinin değerlendirilmesi için COHb düzeylerinin, tanı ve klinik izlemde yeni bir biyomarker olarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem : Araştırma Ümraniye EAH Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, tek merkezli, retrospektif ve kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, Ocak 2021 - Ocak 2025 tarihleri arasında hastanemizde doğan veya dış merkezden ilk altı saat içerisinde HİE ön tanısı ile sevk edilip tedavisine hastanemizde devam edilen bebekler dahil edilmiştir. Orta ve ağır HİE tanımı için Sarnat skorlama sistemi kullanılmıştır. Gestasyonel haftası >36 hafta, TND kriterlerine göre HİE tanısı alan ve TH uygulanan hastalar ile doğum sonrası pasif soğutulan ancak ilk 6 saat nörolojik muayene ve skorlamaya göre HİE dışlanarak TH tedavisi uygulanmayan hastaların demografik verileri, klinik evrelemesi, antenatal özellikleri ve kan gazı parametreleri değerlendirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların hastane veri tabanındaki bilgileri retrospektif olarak incelenmiştir. Anneye ait özellikler (yaş, parite, kronik hastalıklar, gebelikte diyabet, hipertansiyon, kullanılan ilaçlar, ateş, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyon öyküsü, erken membran yırtılması) ve bebekle ilgili özellikler (gebelik süresi, doğum kilosu, cinsiyet, doğum şekli, Apgar skoru, doğum odasında yapılan resüsitasyon, solunum desteği tipi ve süresi, klinik olarak gözlemlenen nöbet varlığı, nöbet tedavisinde kullanılan antikonvülzan ilaçlar, hastanede yatış süresi, erken neonatal sepsis varlığı, kord kan gazı sonuçları, postnatal 1. saat ve 6. saat kan gazı parametreleri, aEEG sonuçları ve MRG bulguları) kaydedilmiştir. Verilerin analizi SPSS 23.0 programı kullanılarak yapılmış, kategorik veriler için Ki kare testi ve Fisher exact testi, sürekli veriler için ise Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Tüm istatistiksel analizlerde p<0.05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Bulgular : Çalışmamıza toplam 84 hasta dahil edildi. Çalışmaya, TH uygulanan 61 HİE'li YD Vaka Grubuna dahil edildi. Kontrol grubuna da hafif HİE olarak değerlendirilerek pasif soğutma yapılan 23 term YD dahil edilmiştir. İki grup arasında cinsiyet, doğum ağırlıkları ve gestasyon haftaları açısından fark yoktu. Vaka grubundaki hastaların 39'u (%63,9), Kontrol grubundaki hastaların 20'si (%87) normal spontan vajinal doğumla doğmuştur (p=0,04). Doğum salonunda canlandırma basamakları açısından değerlendirildiğinde Vaka grubunda PBV uygulama oranı % 59 ile anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,02). Doğum sonrası spontan solunumun devamlılığı ve solunum destek gereksinimi ile ilgili gruplar arasında fark vardı (p<0,001). Antenatal özellikler açısından gruplar arasında fark tespit edilmedi. Vaka grubunun 1. ve 5. dakika APGAR skorları anlamlı olarak daha düşüktü. Kord kan gazı parametrelerinden pH, HCO3 ve BE vaka grubunda anlamlı olarak daha düşükken, laktat anlamlı olarak daha yüksekti (sırası ile p<0,001, p=0,008, p<0,001,p=0,004). Grupların kendi içlerinde kord, 1. saat ve 6. saat kangazı parametrelerinden pH, HCO3, BE, laktat değerlerinde saatler içerisinde anlamlı iyileşme tespit edildi. Vaka grubunun kord kan gazında ki COHb değeri % 0,76 ± 0,51 ile Kontrol grubunun % 1,08 ± 0,78 değerinden düşük olmakla birlikte, aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değil (p=0,08). Ancak grupların 1. ve 6. saatte COHb değerleri arasında anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0,001). Vaka grubunun kendi içerisindeki COHb değerinin saatler içindeki değişimine bakıldığında kademeli artış tespit edilmişken, aynı anlamlı değişim Kontrol grubunda gözlemlenmemiştir. Sonuç: Sonuç olarak, COHb'nin HİE tanısında doğrudan tanısal bir değer taşıdığı gösterilememekle birlikte, klinik takip ve prognostik belirteç olarak kullanılabileceği ve terapötik hipoterminin etki mekanizmasında rol oynayabileceği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ensefalopati, Hipoksi, Hipotermi, Endojen Karbonmonoksit, Karboksihemoglobin.