Kronik Spontan Ürtikerde (KSÜ), Fetuin-A (Alpha2 Heremans-Schmid Glikoprotein ) düzeylerinin inflamatuar belirteç ve tedavi yanıtı prediktörü olarak değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AHMET TALHA CENGİZ
Danışman: Göknur ÖZAYDIN YAVUZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kronik Spontan Ürtiker (KSÜ), belirgin bir dış tetikleyici olmaksızın altı haftadan uzun süren, yoğun kaşıntılı plaklar ve/veya anjiyoödem ile karakterize, hastaların yaşam kalitesini dramatik ölçüde bozan bir deri hastalığıdır. Hastalığın patogenezi tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte; otoimmünite, mast hücresi degranülasyonu ve koagülasyon kaskadının rol oynadığı düşük dereceli, sistemik bir inflamasyon durumu olarak kabul edilmektedir. Güncel kılavuzlara göre antihistaminiklere dirençli vakalarda anti-IgE monoklonal antikoru olan omalizumab tedavisi kullanılmaktadır, ancak tedavi yanıtını ve inflamatuar durumu yansıtacak ideal biyobelirteçlere olan ihtiyaç sürmektedir. Fetuin-A (Alpha2-Heremans-Schmid Glikoprotein), kalsifikasyon inhibitörü ve metabolik regülatör olarak görev yapan çok fonksiyonlu bir plazma glikoproteini olup; sistemik inflamasyon varlığında sentezi baskılanarak bir "negatif akut faz reaktanı" gibi davranmaktadır . Bu çalışmanın amacı; KSÜ hastalarında serum Fetuin-A düzeylerinin sağlıklı kontrollere kıyasla değişimini incelemek, bu molekülün hastalık aktivitesi (UAS7, UCT), yaşam kalitesi (CU-QoL), sistemik inflamatuar/koagülasyon belirteçleri (CRP, ESR, D-Dimer, Total IgE) ve klinik bulgularla olan ilişkisini değerlendirmektir. Ayrıca, dirençli KSÜ hastalarında uygulanan omalizumab tedavisi ile Fetuin-A düzeylerindeki değişimin izlenmesi ve bu molekülün tedavi yanıtını değerlendirmede prediktif ve prognostik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: İleriye dönük (prospektif) tasarlanan bu çalışmaya, dermatoloji polikliniğine başvuran ve antihistaminik tedavisine yanıtsız olan 18-65 yaş arası 40 KSÜ hastası ile yaş, cinsiyet ve Vücut Kitle İndeksi (VKİ) açısından eşleştirilmiş 40 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir . Hastaların demografik verileri xiii kaydedilmiş; klinik hastalık aktivitesi Ürtiker Aktivite Skoru (UAS7), Ürtiker Kontrol Testi (UCT) ve Kronik Ürtiker Yaşam Kalitesi Ölçeği (CU-QoL) ile başlangıçta (0. ay) ve omalizumab tedavisi sonrasında (6. ay) değerlendirilmiştir . Laboratuvar parametreleri olarak tam kan sayımı, sedimentasyon, CRP, D-dimer, Total IgE ve serum Fetuin-A düzeyleri analiz edilmiştir. Serum Fetuin-A analizi, insan serum örneklerine uygun "Human FETUA ELISA Kit" kullanılarak gerçekleştirilmiş ve sonuçlar mg/L cinsinden raporlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS sürüm 27 kullanılmış olup; normal dağılım göstermeyen veriler için Mann-Whitney U ve Wilcoxon Signed Rank testleri, korelasyon analizleri için Spearman testi ve tanısal performans için ROC analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hasta ve kontrol grupları arasında yaş (p=0,936), VKİ (p=0,239) ve cinsiyet (p=0,816) açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır . Hasta grubunda başlangıç serum Fetuin-A düzeyleri medyan 524,88 mg/L iken, bu değer sağlıklı kontrol grubunda medyan 604,92 mg/L olarak bulunmuş olup, hasta grubundaki Fetuin-A düzeylerinin anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (p=0,004). Biyokimyasal parametreler incelendiğinde; hasta grubunda D-dimer (p=0,012) ve Total IgE (p=0,002) düzeyleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. CRP ve sedimentasyon düzeyleri açısından iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ancak hasta grubunda, yüksek CRP düzeyleri ile Fetuin-A düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ters (negatif) bir korelasyon olduğu görülmüştür (r=-0,385, p=0,014). Hasta grubunda uygulanan 6 aylık omalizumab tedavisi sonucunda; UAS7, UCT ve CU-QoL skorlarında çok büyük etki büyüklüğüyle istatistiksel olarak son derece anlamlı iyileşmeler saptanmıştır (p 0,05) ; başlangıç hastalık kontrolünü gösteren UCT skoru ile tedavi süresince Fetuin-A değişim miktarı (delta-Fetuin-A) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,338, p=0,033). Ayrıca Fetuin-A düzeylerinin xiv yaş, cinsiyet veya VKİ'den bağımsız olduğu tespit edilmiştir. ROC analizi sonucunda Fetuin-A'nın hasta ve sağlıklı bireyleri ayırt etme gücü anlamlı bulunmuş (AUC=0,688); belirlenen 624,7 mg/L cut-off değerinde spesifite (özgüllük) %97,5 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, çok fonksiyonlu bir şaperon olan Fetuin A'nın Kronik Spontan Ürtiker hastalarında güçlü bir "negatif akut faz reaktanı" olarak davrandığını hücresel düzeyde doğrulamaktadır. Hastalığın aktif döneminde Fetuin-A seviyelerinin düşmesi ve eş zamanlı olarak pozitif akut faz reaktanlarının (CRP) yükselmesi, KSÜ'nün salt deriye lokalize bir durum olmadığını, sistemik "trombo-inflamatuar" bir süreç olduğunu desteklemektedir . Fetuin-A düzeyleri ile anlık klinik hastalık şiddeti skorları (UAS7) arasında doğrudan bir korelasyon bulunmaması; bu molekülün günlük dalgalanan semptomlardan ziyade, hastalığın temelinde yatan kronik immüno-inflamatuar zemini (trait) yansıtan bağımsız bir sistemik belirteç olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, dirençli KSÜ hastalarında uygulanan omalizumab tedavisi ile klinik kontrol sağlandığında, Fetuin-A seviyelerindeki anlamlı yükseliş bu molekülün prognostik değerini kanıtlamaktadır. Fetuin-A, omalizumab tedavisinin başarısını, sistemik sitokin yükünün ortadan kalktığını ve hücresel düzeydeki inflamatuar sönümlenmeyi yansıtan yenilikçi, objektif ve izlemde potansiyel vadeden bir biyobelirteçtir. Anahtar Kelimeler: Kronik Spontan Ürtiker, Fetuin-A, Omalizumab, Negatif Akut Faz Reaktanı, Sistemik İnflamasyon, Biyobelirteç.