Üst ekstremite periferik sinir defektlerinin otogreft ile onarımında fonksiyonel sonuçların multimodal değerlendirmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: UĞUR ACIDEMİR
Danışman: Osman ORMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmanın amacı, üst ekstremite periferik sinir defekti nedeniyle otogreft ile onarım yapılan hastaların fonksiyonel sonuçlarını sinir tipine özgü bir yaklaşımla analiz etmektir. Ayrıca, klinik, elektrofizyolojik (Elektromiyografi-EMG / Sinir İleti Çalışmaları - NCS) ve ultrasonografik (Yüksek Çözünürlüklü Ultrasonografi - YÇUS) değerlendirmelerin prognostik değerini karşılaştırmak ve bu modaliteler arasındaki ilişkiyi aydınlatmak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif kohort çalışmasında, 2012-2024 yılları arasında gerçekleştirilen 42 sinir onarımı analiz edildi. Motor, duyu ve dijital sinirler için literatür temelli, önceden tanımlanmış üç farklı Prognostik Yük Skoru (PYS) modeli doğrulandı. Birincil sonlanım noktası olan fonksiyonel başarı, British Medical Research Council (BMRC) skalasına göre motor için ≥M4 ve duyu için ≥S3 olarak tanımlandı. İkincil sonlanım noktaları EMG parametrelerini ve kalitatif YÇUS bulgularını içeriyordu. Veriler Fisher's Exact Test, Mann-Whitney U testi, Cochran-Armitage Trend Testi ve ROC eğrisi analizi ile analiz edildi. Bulgular: Elektrofizyolojik değerlendirmelerde dikkate değer bir asimetri gözlendi: SNAP (Sensory Nerve Action Potential), duyu sonuçlarıyla mükemmel bir korelasyon gösterirken - Area Under the Curve (AUC)=0,941, CMAP'in (Compound Muscle Action Potential) motor iyileşme ile korelasyonu orta düzeyde kaldı (AUC=0,725). Klinik olarak, sinir tipleri arasında çarpıcı bir farklılık saptandı; ulnar sinir greftlemesi sonrası motor başarı, median (%72,7) ve radial (%71,4) sinirlere kıyasla istisnai derecede düşüktü (%12,5) (p=0,024). Ayrıca, sigara kullanımının şiddetli soğuk intoleransı için anlamlı bir risk faktörü olduğu belirlendi (OR=4,25). Buna karşın, kalitatif YÇUS bulguları anlamlı bir prognostik değer göstermedi. Duyu-PYS (Nagelkerke R²=0,504) ve Motor-PYS (R²=0,534) modelleri ise güçlü bir risk sınıflandırması sağladı. Sonuç: Bu retrospektif çalışmanın bulguları, periferik sinir greftlemesinde prognozun sinire özgü, heterojen profiller sergilediğini göstermektedir. Ulnar sinirdeki zayıf motor sonuçlar, merkezimize sıklıkla gecikmiş ve zorlu vakaların başvurmasının bir yansıması olabilir. Elektrofizyolojik olarak SNAP'ın duyu sonuçlarıyla yüksek uyumu, CMAP'in ise motor sonuçlarla daha sınırlı uyumu, sinir tipine özgü değerlendirmenin önemini vurgulamaktadır. Ancak, en az 1 yıllık takip sonrası yapılan bu ölçümler sadece mevcut durumla uyumu yansıtmaktadır; parametrelerin öngörü değerinin belirlenmesi için seri ölçümler (3-6-12. ay) içeren prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Sigara kullanımı gibi değiştirilebilir faktörlerin hasta konforu üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Bu yorumların, daha büyük örneklemli, prospektif çalışmalarla doğrulanması esastır. Anahtar Kelimeler: Otogreftler, Sinir Rejenerasyonu, Periferik Sinir Yaralanmaları, Prognoz, Risk Değerlendirmesi, Üst Ekstremite