Akromegali hastalarında CGRP (kalsitonin ilişkili gen peptid) pozitifliğinin tedaviye yanıtının ve hastalık progresyonuna etkisinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SANEM ÇİL
Danışman: Esra Şüheda HATİPOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Hipofiz adenomları, endokrin sistem üzerinde önemli etkileri olan benign tümörlerdir. Akromegali, hipofizden otonom büyüme hormonu salgılanmasıyla karakterize olup, sistemik komplikasyonların yanı sıra baş ağrısı gibi nörolojik semptomlarla da sıkça ilişkilidir. Güçlü bir vazodilatör ve lokal etkili bir nöropeptid olan CGRP, nörojenik inflamasyon, vasküler regülasyon ve özellikle baş ağrısı olmak üzere ağrı mekanizmalarında rol oynar. Bu çalışmada, akromegali hastalarından elde edilen hipofiz adenom dokularında CGRP varlığı araştırılarak, bu nöropeptidin akromegali hastalarında demografik özellikleri, tümör patogenezi, klinik seyir ve tedavi yanıtı üzerindeki olası etkileri araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, hipofiz cerrahisi geçirmiş 30 akromegali ve 19 NFHA hastasına ait tümör dokularında immünohistokimyasal yöntemlerle CGRP varlığı değerlendirildi. Klinik parametreler arasında yaş, cinsiyet, semptom başladığı andan tanı alana kadar geçen süre, tümör boyutu, tümörün infiltrasyon ve invazyon derecesi, postoperatif rezidü tümör varlığı, remisyon durumu ve başvurudaki ve kronik baş ağrısı öyküsü prevalansı incelendi. CGRP pozitifliği ile klinik ve patolojik özellikler arasındaki ilişkileri belirlemek için istatistiksel analizler yapıldı. Çalışmanın istatistiksel analizleri SPSS 26.00 programı ile yapıldı. Bir bağımlı değişkenin birden fazla bağımsız değişken tarafından nasıl etkilendiğini analiz etmek gerektiğinde multiple regresyon analizi kullanılmıştır. P değeri 0,05'in altında olan bulgular istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Akromegali hastalarının yaş ortalaması 43.0 ± 10.8 yıl iken, NFHA hastalarının yaş ortalaması 53.1 ± 11.5 yıl idi. NFHA hastaları semptomları başladıktan tanı alana kadar geçen süre 3 [IQR: 2-7] ay iken, akromegali hastalarında 24.5 [IQR: 21-60] ay idi (p<0.01). Tümör en büyük çapları ise, NFHA grubunda 25 [IQR: 20-39] mm iken, akromegali grubunda 16 [IQR: 12-20.25] mm ölçülmüştür (p<0.01). HARDY sınıflamasına göre NFHA hastalarının %68.4'ünde tümörlerin ileri evrede olduğu saptanmış ve bu oran akromegali grubuna kıyasla oldukça yüksek bulunmuştur (p=0.008). Patolojik incelemelerde, akromegali hastalarının adenom dokularının %73.3'ünde GH ve prolaktin (PRL) pozitifliği gözlenmişken, NFHA hastalarının hiçbirinde bu hormonların ekspresyonu saptanmamıştır. Akromegali grubunda Pit1 transkripsiyon faktörleri ekspresyonu %100 oranında gözlenirken, NFHA grubunda hiç bulunmamıştır. NFHA hastalarında ise SF-1 ekspresyonu oldukça yaygındır (%73.7). Cerrahi xi sonuçlar değerlendirildiğinde, her iki hasta grubunda da benzer oranlarda cerrahi sonrası rezidü tümör saptanmıştır (p=0.3). Akromegali hastalarında bu oran %27.6 iken, NFHA hastalarında %42.1 olarak belirlenmiştir. Ki-67 proliferasyon indeksi açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0.1). Akromegali hastalarının %50'sinde CGRP pozitifliği saptanırken, NFHA hastalarında CGRP boyanması gözlenmemiştir (p<0.001). CGRP pozitif hastalarda kronik baş ağrısı oranı %40 iken, CGRP negatif hastalarda bu oran %13 idi (p=0.09). Buna karşın, CGRP pozitifliği ile tümör büyüklüğü, tümör infiltrasyonu ve invazyonu, cerrahi sonrası tümör rezidüsü, medikal tedaviye direnç arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. CGRP pozitif grupta bulunan Ki-67 medyan değeri 1,5 [IQR: 1-2,25], CGRP negatif hasta grubunda 3 [IQR: 1-4] olarak ölçülmüştür (p=0.1). Ancak, CGRP negatif hastaların cerrahi sonrası remisyon oranı %86.7 saptanmıştır (p= 0.09). Sonuç: Bu çalışma, CGRP'nin varlığı yalnızca akromegali hastalarına ait tümörlerde bulundu. CGRP varlığının, akromegali hastalarında yaş, cinsiyet, semptom başlangıcından tanıya kadar geçen süre, GH veya IGF-1 sekresyonu, postoperatif remisyon durumu, tümör büyüklüğü, invazyon ve infiltrasyon özellikleri, patolojik boyanma paternleri, postoperatif rezidü tümör varlığı ve somatostatin analoglarına direnç ile anlamlı bir ilişki göstermediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, CGRP negatif dokularda Ki-67 proliferasyon indeksi daha yüksek olma eğiliminde idi. Ancak CGRP negatif grupta postoperatif remisyonun daha fazla olduğu yönünde bir eğilim saptanmıştır. Akromegali grubunda CGRP pozitifliği ile kronik baş ağrısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamakla birlikte, CGRP pozitif hastalarda kronik baş ağrısı oranı yüksek saptanmıştır. CGRP pozitifliğinin baş ağrısının devam etmesiyle ilişkili olabileceği yönünde bir eğilim gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: hipofiz adenomu, akromegali, nonfonksiyonel hipofiz adenomu, CGRP, baş ağrısı