Pandemi öncesi dönem ve pandemi sürecinde COVID 19 tanısı alan ile COVID 19 tanısı almayan yoğun bakım hastalarının bakteriyolojik kültür ve duyarlılık testi sonuçlarının karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, TEMEL TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EDA AKÇAY
Danışman: Ayşe Esra KARAKOÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: 2019 yılında ortaya çıkan SARS CoV-2 virüsü ve meydana getirdiği pandemi tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Pandeminin hastane enfeksiyonlarını ve antimikrobiyal direnci ne yönde etkilediği merak konusudur. Çalışmamızda yoğun bakım ünitesinde takipli hastaların bakteriyolojik kültürlerinde üreyen organizma ve antimikrobiyal direnç profiline yönelik pandeminin etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: 1 Eylül 2019 - 29 Şubat 2020 ve 20 Haziran 2020 - 20 Aralık 2020 tarihleri arasında Anestezi Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesinde takip edilen hastalardan gönderilen kan, alt solunum yolu ve idrar kültürleri incelendi. Hastalar pandemi öncesi dönem (PÖD), pandemi dönemi COVİD 19 tanılı [PDC(+)] ve pandemi dönemi COVİD 19 dışı tanılı [PDC(-)] olmak üzere üç gruba ayrıldı. Hastalardan gönderilen kültür sayıları, sonuçları ve antibiyotik duyarlılıkları gruplar arasında farklılık açısından karşılaştırıldı. Ayrıca COVİD 19 tanılı grupta hastaların yaş ve cinsiyet bilgileri ile yatış süresi ve taburculuk durumları sekonder enfeksiyonu olan ve olmayan hasta popülasyonları arasında karşılaştırıldı. Bulgular: PÖD'de 209 hastadan 1277, PDC(+) grupta 599 hastadan 2442, PDC(-) grupta 142 hastadan 791 kültür gönderildi. PDC(+) grupta hasta başına düşen kültür sayısının azaldığı görüldü. PDC(+) grupta kan kültürlerinde kontaminasyon oranının arttığı, üreme olan kan kültürü sayısının azaldığı izlendi. Alt solunum yolu ve idrar kültürlerinde ise kontaminasyon/kolonizasyon oranı düşüktü. PDC(+) grupta en az bir kültüründe üreme olan hastaların, üreme olmayan hastalara göre yaş ortancaları daha yüksek, yatış süreleri daha uzun ve mortalite oranları daha fazla idi. PDC(+) grupta baskın olarak üreyen organizmalar sırasıyla K. pneumoniae, A. baumannii ve E. faecalis idi. Pandemi döneminde baskın organizma olmasına rağmen K. pneumoniae sayısı ve oranında PÖD'e göre anlamlı bir azalma söz konusuydu. P. aeruginosa ve diğer Enterobacterales (E. coli ve K. pneumoniae dışı) üreme sayıları da pandemi döneminde azalmıştı. A. baumannii üreme sayısında ise pandemi döneminde önemli bir artış izlendi. Ayrıca non-albicans kandida üreme sayısı pandemi döneminde PÖD'e göre düşüktü. Pandemi döneminde E. coli'de piperasilin tazobaktam ve ertapanem kümülatif duyarlılığı artmış olarak izlendi. K. pneumoniae izolatlarında siprofloksasin, ertapenem ve meropenem kümülatif duyarlılığı azalırken, gentamisin duyarlılığı artmış olarak izlendi. KNS'de ise TMP/SXT duyarlılığı pandemi döneminde azalmıştı. PDC(+) grupta hastaların %87.2'sinin antiviral, 75.3'ünün de antibiyotik tedavisi aldığı gözlemlendi. En sık kullanılan antibiyotikler sırasıyla meropenem, seftriakson, piperasilin tazobaktam, azitromisin ve linezolid idi. Sonuç: Pandemi döneminde sekonder enfeksiyon insidansı düşük izlenmesine rağmen çok ilaca dirençli A. baumannii ve karbapenem dirençli K. pneumoniae izolatlarında görülen artış antimikrobiyal direnç sorununun bir tehdit olarak karşımızda durduğunun göstergesidir. Pandemi döneminde yoğun bakım ünitesinde karbapenem grubu başta olmak üzere yüksek antibiyotik kullanım oranı, artan antimikrobiyal direncin bir sebebi gibi durmaktadır. Sekonder enfeksiyonu olan hastalardaki yüksek mortalite oranıyla beraber artan antimikrobiyal direnç, hedefe yönelik antibiyotik tedavisinin önemini göstermektedir. Bu bağlamda COVİD 19 hastalarında sekonder bakteriyel enfeksiyona yönelik tanı ve tedavi algoritmalarının geliştirilmesi gerekmektedir.