Kahramanmaraş depremi sonrası yoğun bakımda takibi yapılan depremzede hastaların yoğun bakım ünitesi enfeksiyonlarına etkilerinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HASAN YONCA

Danışman: Ümit SAVAŞÇI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Ülkemizde son yüzyılın en büyük felaketi olan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi sonrasında 50,000' den fazla insan yaşamını yitirdi ve 100,000' lerce insan doğrudan ve dolaylı olarak etkilendi. Büyük bir coğrafyayı etkileyen bu deprem sonrası yoğun insan kalabalığı tüm Türkiye' ye yayılan göç dalgası yarattı ve bu depremzedeler içinde yaşadığı mikroorganizma florasını gittikleri yerlere taşıdılar. Depremler sonrasında enfeksiyon etkenlerinde artış olabilmektedir. Bu çalışmada depremzedelerin kabul edildiği yoğun bakım ünitelerinde oluşabilecek enfeksiyon etkenleri değişiklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Hastanemiz Dahili Yoğun Bakım Ünitesi ve Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi'nde 15.11.2022-15.05.2023 tarihleri arasında yatırılarak takip edilen, 18 yaş üstü ve herhangi bir kültüründe bakteriyel mikroorganizma üremesi olan hastalar ile gerçekleştirilmiştir. İlk depremzede hastanın kültür üremesi 15 Şubat 2023 olması üzerine bu tarih orta nokta kabul edilerek 3 ay öncesi ile 3 ay sonrası bakteriyel kültür üremeleri karşılaştırılmış ve direnç profilleri incelenmiştir. İstatistiksel veriler SPSS Versiyon 23.0 paket programı ile hesaplandı. Bulgular: 15 Şubat öncesinde 404 hasta, sonrasında 416 hasta kabul edilmiş olup, toplamda 36 depremzede hasta takip edilmiştir. 15 Şubat öncesinde 189 hastanın 523 izolatında üreme olurken, 15 Şubat sonrasında 195 hastanın 625 izolatında üreme oldu. 21 depremzede hastanın 90 izolatında bakteriyel üreme görüldü. Üremeler 15 Şubat öncesinde en fazla alt solunum yolu 175 (%33,4) ve idrar örneklerinde 157 (%30) oldu. 15 Şubat sonrasında ise kan örnekleri üremeleri 250 (%40) ile ilk sırayı alırken 196 (%31,3) ile alt solunum yolu örnekleri ikinci sırayı aldı. Her iki dönemde de en fazla üreyen bakteri Klebsiella sp. 15 Şubat öncesi 141(%27), sonrası 234(%37,4) oldu ve onu sırasıyla Acinetobacter sp. ve Enterococcus sp. üremeleri takip etti. Elde edilen üremelerde her iki dönemde de direnç profilleri benzer olduğu görüldü. Acinetobacter sp.' lerin tamamı kinolon, karbapenem ve amikasin dirençliydi. Kolistin direnci 15 Şubat sonrasında anlamlı olarak artış gösterdi(p:0,001). Klebsiella sp.' ler sefalosporin ve kinolonların tamamına dirençli idi ve karbapenem direnci %79,4' ten %88' e (p:0,025), seftazidim avibaktam direnci %19,8'den %32,4'e anlamlı şekilde artış gösterdi (p:0,038). Pseudomonas sp.' lerde sefalosporin direnci %43,9'dan %67,7' ye (p:0,027), amikasin direnci %22' den %59,3' e anlamlı artış gösterdi (p:0,001). Bütün bakteriler göz önüne alındığında sürveyans dışı vre üremelerinde (p:0,007) ve sürveyansda üreyen mrsa' larda anlamlı gerileme mevcuttu (p:0,017). Sonuç: Deprem bölgesinin büyüklüğü ve bölge sağlık sisteminin etkilenmesi sonrasında bölge dışına gitmek zorunda kalan depremzedeler kendi mikrobiyal floralarını da taşımıştırlar. Depremzedelerin dirençli patojen transferleriyle hastanemiz bakteriyel florasına etki etmiş olup, bu durumların ön görülebilmesi için daha fazla epidemiyolojik verilere ihtiyacımız olduğu aşikardır. Antibiyotik kullanımının doğru ve etkin şekilde yapılması dirençli patojenlerin azaltılması açısından hayati önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Depremzede, Direnç, Enfeksiyon, YBÜ