Koroner baypas cerrahisi sonrası yoğun bakım ünitesinde kalma süresinin hastanın morbiditesi üzerine etkisinin retrosepektif olarak araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGÜR AYKUT
Danışman: Bilgehan Savaş ÖZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ: İlk kez 1967 yılında safen ven greft ile koroner bypass operasyonu uygulanmasından sonra iskemik kalp hastalıklarının tedavisinde bypass cerrahisi önemli bir yeri vardır. Bu cerrahi ideal hastalarda uygun koşullarda yapıldığında düşük morbidite ve mortalite oranlarıyla gerçekleştirilebilmektedir. Kalp cerrahisinden sonra preoperatif, operatif ve yoğun bakım dönemini de içeren peroperatif bazı faktörler mortalite ve morbidite oranlarını arttırabilmektedir. Ancak ideal yoğun bakım süresinin ne olması gerektiğine dair çalışmalar kısıtlıdır. AMAÇ: Bu çalışmadaki amaç kalp cerrahisi uygulanan hastaların yoğun bakım süresinin bir gün olmasıyla iki gün olmasının benzer hasta grupları arasında postoperatif sonuçlar açısından bir fark oluşturup oluşturmadığının araştırılmasıdır. YÖNTEM: Kalp Damar Cerrahisi kliniği'nde 1 Ekim 2016- 1 Nisan 2017 tarihleri arasında KABG ameliyatı yapılmış 80 hastanın dosyası retrospektif olarak incelenmiştir. Hastalar YBÜ'de kalış süresine göre YBÜ'de 1 gün kalan hastalar Grup 1ve YBÜ'de 2 gün kalan hastalar Grup 2 olmak üzere 40'ar kişilik iki gruba ayrılmıştır. Hastalara ait demografik, preoperatif, intraoperatif ve postoperatif veriler incelenmiştir. Verilerin analizi SPSS 15.0 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin tanımlanmasında sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Sürekli, değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov Smirnov testi ile değerlendirilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda kesikli değişkenler için kikare veya fishers exact testi, sürekli değişkenler için ise T testi veya Mann Whitney U testi kullanılmıştır. P<0,05 düzeyi istatiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Gruplar arasında postoperatif ikinci günde sistolik AKB'de istatisitksel olarak anlamlı gibi görülen bir fark (p=0,013) olsa da bu fark ölçüm tekniklerinin farklı olmasına bağlandı. Postoperatif ikinci günde AST ve Na++ (p=0,039) açısından da anlamlı bir fark görülse de bu parametrelerin değerleri yine de normal aralıktaydı. İki grup arasında AF gelişiminde anlamlı bir fark görülmese de sinüs ritmi sağlanmasında uygulanan amidaron miktarı açısından Gruplar arasında anlamlı bir fark vardı (p=0,025). Ayrıca postoperatif beşinci gün saptanan atelektazi yönünden de Gruplar arasında fark vardı (p=0,023). SONUÇ: Bu tez çalışması kısıtlı hasta sayısı ile ve nisbeten düşük hacimli bir dönemde gerçekleştirilmiştir. Hemodinamik kriterleri uygun hastaların YBÜ'den postoperatif birinci gün çıkarılmasının, tedavi maliyetlerini ve gereksiz YBÜ kaynaklı komplikasyon riskini düşürebileceği ancak yoğun bakım şartlarındaki yakın takibin erken sonlandırılmasının da yeterli telemetri takibi ve solunum fizyoterapisi yapılamayan hastalarda atelektazi gelişimi ve AF atağının daha geç tanınarak daha yüksek maliyetle sinüs ritmi sağlanacağını düşünmekteyiz.