Tavşan temporomandibuler eklem modelinde iatrojenik eklem harabiyeti tedavisinde pzp uygulamasının saf kan ve salinle karşılaştırmalı etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TUNÇ TUNÇBİLEK

Danışman: Gaye FİLİNTE

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Eklem kıkırdağı dejeneratif süreçlere direnç gösteren komplike bir dokudur. Bu yapının osteoartrit, travma gibi nedenlerle harabiyeti milyonlarca insanı etkilemekte ve ciddi morbidite sebebi olmaktadır. Kıkırdak dokuda harabiyet destrüktif olarak ilerleyerek kemik dokuyu da etkilemekte osteofitler, kemik kistleri, osteoartrit olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada temporomandibuler eklemde iatrojenik disk harabiyeti ile osteoartritik eklem modeli planlandı. Model oluşturulurken her hayvanın birer adet temporomandibuler eklem diski çıkarıldı diğer eklem kontrol grubunu oluşturacak şekilde iyileşmeye bırakıldı. Disk korunmasından mahrum bırakılan kondil kıkırdağının rejenerasyonunu başlatan ya da dejenere olmasını engelleyen non-invaziv yöntemler karşılaştırılmalı olarak araştırıldı. Tıpkı klinik pratikte sıklıkla gördüğümüz anterior disk dislokasyonu tablosu sonucu travmaya maruz kalan kondil kıkırdağının dejenerasyon sürecinde olduğu gibi. Tüm hayvanlar randomize 3 gruba ayrılarak hasar oluşturulan eklemlerine sırasıyla serum fizyolojik, tam kan ve TZP(trombositten zengin plazma) 2'şer hafta arayla 3'er kez uygulandı. Her eklem makroskopik, histolojik ve bilgisayarlı tomografi görüntüleri eşliğinde değerlendirildi. Tüm gruplarda TZP tam kan ve serum fizyolojik uygulamasının eklem rejenerasyonu üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak araştırıldı. Deneysel oluşturulan tavşan temporomandibuler eklem disfonksiyonunda PRP tedavisinin kıkırdak hasarını önlediği ve dejenerasyon sürecini hafiflettiği görüldü ayrıca PRP yapılan grupta istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde kondil kıkırdağında yeni kıkırdak oluşumu mevcut olduğu saptandı. Bu rejenerasyon sürecinin eklemin kayma hareketine devam etmesini sağladığı ve böylece ağız açıklığının hem makroskopik hem de istatistiksel olarak anlamlı biçimde daralmadığı, fonksiyonunu devam ettirdiği görüldü. Bu bilgiler ışığında kıkırdak defektlerinin sağaltımında özellikle erken evrelerde PRP tedavisi ilk tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Donör saha morbiditesi olmaması, alerji riskinin olmaması, kolay elde edilmesi, maliyetinin oldukça düşük olması, ayaktan tüm hastalara uygulanabilmesi, hospitalizasyon gerektirmemesi gibi avantajları mevcuttur. Yine de ileri evre temporomandibuler eklem hasarı olan kişilerde etkinliğinin araştırılması için daha fazla sayıda klinik uygulama çalışması yapılması gerekmektedir.