Sol dal pacing uygulanan hastalarda QRS morfolojisi, repolarizasyon parametreleri ve elektriksel aktivitenin zaman içindeki dinamik değişimi ve ventriküler pacing ile karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LEYLA ALIYEVA

Danışman: Mehmet ÇELİK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, sol dal demeti pacingi (LBBP) uygulanan hastalarda işlem öncesi ve sonrası elektrokardiyografik (EKG) parametrelerdeki değişiklikleri incelemek ve bu bulguları sağ ventrikül pacingi (RVP) uygulanan hastalarla karşılaştırarak LBBP'nin ventriküler aktivasyon ve repolarizasyon süreçlerine olan etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: 01.01.2024–06.02.2025 tarihleri arasında merkezimizde kalıcı kalp pili implantasyonu yapılan toplam 313 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastalar, LBBP uygulananlar ve RVP uygulananlar olarak iki gruba ayrıldı. Demografik, ekokardiyografik ve laboratuvar özellikleri kaydedildi. Tüm hastaların işlem öncesi, işlem sonrası ve takip dönemlerinde elde edilen EKG'lerinden QRS süresi, QT aralığı, Tp-Te süresi ve Tp-Te/QT oranı gibi ventriküler senkronizasyon ve repolarizasyon göstergeleri ölçüldü. İstatistiksel analizde, hastaların işlem öncesi ve sonrası ölçümlerinin karşılaştırılmasında bağımlı örneklem t-testi kullanıldı. Normal dağılım varsayımını karşılamayan değişkenlerde karşılaştırmalar bağımlı örneklem t-testi yerine Wilcoxon sıralar testi ile yapıldı. Bulgular: 01.01.2024 ve 06.02.2025 tarihleri arasında hastanemizde sol dal pacing (LBBP) ve sağ ventriküler pacing implantasyonu yapılan 313 hasta değerlendirmeye alınmıştır. Bu hastaların 199'una sol dal alanı pacing (LBBP), 114'üne ise klasik sağ ventriküler pacemaker uygulanmıştı. Hastaların temel demografik ve klinik özellikleri karşılaştırıldığında, yaş ortalamasının RVP pacemaker grubunda anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görüldü (p<0.001). Tp-Te süresi, sağ ventriküler pacing grubunda anlamlı olarak daha uzundu (89,7 ± 21,4 ms vs 82,9 ± 22 ms, p=0,011); bu da sağ ventriküler pacing grubunda repolarizasyon heterojenitesinin daha belirgin olduğunu gösterdi. QRS süresi, sağ ventriküler pacing grubunda anlamlı şekilde uzadı (123,5 ± 21 ms vs 105,2 ± 21,4 ms, p<0,001). QTc ve Tp-Te süreleri, sağ ventriküler pacing grubunda daha uzun bulundu (QTc: 458 ± 35,9 ms, Tp-Te: 91,6 ± 14,7 ms, p<0,001). İşlemden 6 ay sonra LBBP grubunda QRS süresi, Tp-Te ve QTc süreleri daha kısa kalmaya devam etti; sağ ventriküler pacing grubunda ise bu parametreler belirgin şekilde uzun kaldı (QRS süresi: 116,4 ± 22,3 ms vs 105 ± 19,8 ms, p<0,001; Tp-Te süresi: 85 ± 14,7 ms vs 70,9 ± 12,7 ms, p<0,001; QTc: 442,5 ± 36 ms vs 425,9 ± 40,6 ms, p=0,003). QRS-T açısı da RVP pacemaker grubunda daha genişti (152° vs 132°, p=0,023); bu durum ventriküler depolarizasyon-repolarizasyon uyumsuzluğunu işaret edebilir. İşlem öncesi ve sonrası tüm hasta grubunda Tp-e süresi değerlendirildiğinde, işlem sonrası dönemde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlendi. Bu bulgu, global repolarizasyon heterojenitesinde iyileşmeye işaret edebilir. RVP pacemaker grubunda işlem sonrası Tp-e süresinde hafif artış gözlendi. Sol dal pacingi uygulanan grupta Tp-e süresinde anlamlı bir azalma izlendi. Bu sonuç, sol dal pacingi uygulanan grupta daha fizyolojik bir aktivasyon sağlandığına ve repolarizasyon sürecinin daha senkronize olduğuna işaret etmektedir. Sağ ventriküler pacing hastalarında QRS-T açısında işlem sonrası dönemde genişleme eğilimi görüldü. Bu durum, sağ ventrikül odaklı uyarımın ventriküler elektriksel dissenkroniyi artırabileceğini desteklemektedir. LBBP uygulanan hastalarda QRS-T açısında anlamlı daralma gözlendi. Bu bulgu, His- Purkinje sistemi üzerinden sağlanan fizyolojik uyarımın ventriküler senkronizasyonu artırdığını düşündürmektedir. Her iki grupta da işlem sonrası QRS-T açısında artış gözlenmiş olsa da, takip döneminde sol dal pacing grubunda anlamlı bir azalma izlendi. Buna karşılık, konvansiyonel sağ ventriküler pacing (kalp pili) grubunda açının işlem sonrası genişleyerek 6 ayda ancak sınırlı düzeyde gerilediği görüldü. Bu sonuçlar, LBBP'nin ventriküler aktivasyon ve repolarizasyon senkronizasyonunu daha etkin sağladığını düşündürmektedir. Sol dal pacing uygulanan hastalarda Tp-e süresi işlem sonrası ve takip döneminde belirgin olarak azaldı. Bu azalma, repolarizasyon heterojenitesinde düzelme ile ilişkilidir. Kalp pili grubunda ise işlem sonrası dönemde Tp-e süresinde hafif bir artış izlenmiş ve 6 ay sonunda ancak işlem öncesi düzeye yaklaştı. Bulgular, LBBP'nin repolarizasyon güvenliği açısından daha fizyolojik bir profil sunduğunu göstermektedir. Sonuç: LBBP, sağ ventrikül apikal pacinge kıyasla daha fizyolojik bir ventriküler aktivasyon ve repolarizasyon paterni sağlamaktadır. Bu bulgular, LBBP'nin pacing ilişkili kardiyomiyopatiyi önlemede ve kardiyak fonksiyonları korumada etkili bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Sol dal demeti pacingi (LBBP), sağ ventrikül pacingi (RVP), ventriküler senkronizasyon, repolarizasyon, QRS süresi, Tp-Te aralığı, Tp-Te/QT oranı, QRS-T açısı, pacing ilişkili kardiyomiyopati (PICM)