Bipolar bozukluk ve unipolar depresyon tanılı hastalarda BDNF düzeyi'nin kognisyon ve intihar davranışı ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BESTENUR GÜVENDİ MELENKİŞ
Danışman: Filiz İZCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bipolar bozukluk (BB) ve unipolar depresyon (UD) duygudurum belirtilerinin yanı sıra bilişsel (kognitif) işlevlerde bozulma ve artmış intihar riski ile seyreden, kısmen örtüşen ancak nörobiyolojik açıdan farklılaşan iki klinik tablodur. Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), hem nöroplastisite süreçleri hem de affektif bozuklukların patofizyolojisi ve intihar davranışı ile ilişkilendirilen temel biyobelirteçlerden biridir. Bu çalışmada, Ruh Sağlığı Bozukluklarının Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) e göre unipolar depresyon ve bipolar bozukluk tanısı almış hastaların serum BDNF düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığını değerlendirmek, BDNF'nin iki tanı grubunu ayırt etmede ve tanı koyma sürecinde yordayıcı etkisini araştırmak ve aynı zamanda BDNF düzeyinin bilişsel işlevler ve intihar düşüncesi üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel gözlemsel çalışma üçüncü basamak bir ruh sağlığı merkezinde izlenen hastalar arasından seçilen iki grubu kapsamaktadır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan 50 UD VE 53 BB tanılı olmak üzere toplam 103 katılımcı çalışmaya alınmıştır. Tanısal değerlendirme SCID-5/CV ile yapılmıştır. Depresyon şiddeti Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (HAM-D), mani belirtileri Young Mani Değerlendirme Ölçeği (YMÖ), bilişsel işlevler Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA) ve intihar davranışı Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği (BİDÖ) ile ölçülmüştür. Serum BDNF düzeyleri ELISA yöntemiyle analiz edilmiştir. Bulgular: BB ve UD grupları arasında ortalama serum BDNF düzeyleri açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Buna karşın bipolar grupta MoCA toplam puanı ile görsel-uzamsal, dil ve gecikmeli hatırlama alt puanları unipolar gruba göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Bipolar grupta serum BDNF düzeyleri ile BİDÖ toplam puanları, "yaşam-ölüme dair tutumun özellikleri" alt ölçeği ve HAM-D puanları ile negatif yönde anlamlı korelasyon saptanmıştır. HAM-D puanları ile BİDÖ toplam puanları ve "intihar düşüncesi arzusu" alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon bulunmuştur. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde bipolar grupta serum BDNF düzeyleri ve HAM-D puanlarının birlikte BİDÖ toplam puanlarını anlamlı düzeyde yordadığı, unipolar depresyon grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Unipolar depresyon grubunda BDNF ile BİDÖ'nün "yaşam-ölüme dair tutumun özellikleri" alt ölçeği arasında negatif yönde anlamlı korelasyon saptanmıştır. Serum BDNF düzeylerinin bipolar bozukluk ve unipolar depresyonu ayırt etmedeki tanısal doğruluğu düşük bulunmuştur (AUC=0,567, p=0,240); benzer biçimde BDNF'nin intihar girişimi öyküsünü öngörmedeki ayırt edici gücü de klinik olarak anlamlı kabul edilebilecek düzeye ulaşmamıştır (AUC=0,587, p=0,143). Sonuç: Bu bulgular remisyon döneminde serum BDNF düzeylerinin bipolar bozukluk ve unipolar depresyon arasında ayırt edici bir fark göstermediğini, dolayısıyla tek başına tanısal bir biyobelirteç olarak yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bipolar grupta BDNF düzeylerinin hem intihar (BİDÖ) hem de depresyon şiddeti (HAM-D) ile negatif yönde anlamlı ilişki göstermesi, BDNF'nin özellikle bipolar bozuklukta depresif semptom şiddetiyle ilişkili olarak intihar riskiyle bağlantılı bir durum belirteci olabileceğini düşündürmektedir. Unipolar depresyonda ise BDNF-intihar ilişkisinin zayıf ve sınırlı kalması, bu tanıda intihar düşüncesinin daha çok klinik süreçler üzerinden şekillendiğini desteklemektedir. Genel olarak sonuçlar, BDNF'nin tek başına bipolar-unipolar ayrımında ve intihar girişimini öngörmede yeterli tanısal doğruluğa sahip olmadığını ancak bilişsel işlevler ve intihar davranışıyla birlikte değerlendirildiğinde özellikle bipolar bozuklukta risk profillemesi ve olası bipolariteyi düşündürme açısından klinik değerlendirmeye katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle gelecekte daha geniş örneklemlerle ve çoklu biyobelirteç panelleri içeren boylamsal çalışmaların BDNF'nin ayırıcı tanı ve intihar riskinin öngörülmesindeki yerini daha net biçimde ortaya koyması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Bipolar bozukluk, Unipolar depresyon, Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), İntihar davranışı, Bilişsel işlevler, Kognisyon